Son Dakika
Cumartesi, 1 Kasım 2014 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Helal ve Haram Gıdalarla ilgili Hadis-i Şerifler



HELAL HARAM GIDALARLA İLGİLİ
HADİS-İ ŞERİFLER

İŞTE O GÜN TAMDA BUGÜN

Hz. Ebu Hureyre r.a. anlatıyor: "Resûlullah s.av. buyurdular ki: "Öyle devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak. Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez." (Buhari, Büyü' 7, 23; Nesai, Büyü' 2, (7, 243))

 

Hz. Ebu Hureyre r.a.anlatıyor: "Resûlullah s.a.v., bir gün şöyle hitap ettiler: "Ey insanlar! Allah Teâlâ hazretleri tayyibtir (temizdir), tayyibten başka bir şey kabul etmez. Allah'ın mü'minlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim Allah Teâlâ hazretleri: "Ey Peygamberler, Temiz/helal şeylerden yiyin, salih amel işleyin. Çünkü ben yaptıklarınızı hakkıyla bilenim" (Mü'minûn Suresi 51) emretmiş;

Mü'minlere de: "Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz/helal olanlarından yiyin" (Bakara 172) diye emirde bulunmuştur. Sonra Seferi uzatıp, saçı başı dağınık, toz-toprak içinde kalan ve elini semâya kaldırıp: "Ey Rabbim, ey Rabbim" diye dua eden bir yolcuyu zikredip, dedi ki: "Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve haramla beslenmektedir. Peki, böyle bir kimsenin duasına nasıl icabet edilir?" buyurdular."
(Müslim, Zekat 65, (1015); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2992)

ŞÜPHELİLERDEN SAKININ

 

Nu'man İbn-i Beşir radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmezler. Her kim bu şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, şerefini de korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere yönelirse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir."

Buhari, İman 39, Büyû' 2; Müslim, Müsâkat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû' 3, (3329, 3330); Tirmizi, Büyü 1, (1205); Nesai, Büyü 2, (7, 241).

 

HELÂL NEDİR?

 

Selman el-Farisî ve İbnu Abbâs radıyallahu anhüm anlatıyorlar: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Helâl, Allah Teâla hazretlerinin kitabında helal kıldığı şeydir. Haram da Allah Teâla Hazretlerinin kitabında haram kıldığı şeydir. Hakkında sükût ettiği şey ise affedilmiştir. Onun hakkında sual külfetine girmeyiniz."

Tirmizi, Libas 6, (1726); İbnu Mace, Et'ime 60, (3367).

 

Sa'd İbnu Ebi Vakkas radıyallahu anh anlatıyor: "Sanki Mudar kabilesine mensup uzun boylu bir kadın ayağa kalkıp: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz kadınlar babalarımız ve evladlarımız ve kocalarımız üzerine yüküz. Onların mallarında emirleri dışında, tasarrufu bize helal olan nedir?" diye sualde bulundu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Size helal olan "taze" dir. Ondan hem yiyin, hem de hediye edin!" buyurdular." Ebu Davud der ki: "Tazeden maksad ekmek, sebze ve taze meyve (gibi fazla kalınca bozulan yiyecekler)dir."

Ebu Davud, Zekât 44, (1686).

 

ALKOL

 

Hz. Âişe r.a. anlatıyor: "Rasülullah s.a.v. buyurdular ki: "Sarhoşluk veren her içki haramdır."
Kütübi Sitte 2237: Buhârî, Eşribe 4, Vudü 71; Müslim, Eşribe 67-68, (2001); Muvatta, Eşribe 9, (2, 845); Ebü Dâvud, Eşribe 5, (3682, 3687); Tirmizî, Eşribe 2, 3, (1864,1867); Nesâî, Eşribe 23, 8, (298).

 

İbni Ömer r.a. anlatıyor: Rasulullah s.a.v. buyurdular ki: "Her sarhoş edici haramdır, çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır."
Kütübi Sitte 6969

 

Hz. Ebu Hureyre r.a. anlatıyor: "Rasulullah s.a.v. buyurdular ki: "İçki müptelası, günah yönüyle puta tapan gibidir."
Kütübi Sitte 6965

 

Ebu Ümâme el-Bahilî r.a. anlatıyor: Rasulullah s.a.v. buyurdular ki: "Ümmetimden bir zümre, şaraba bir başka ad takarak onu içmedikçe geceler ve gündüzler tükenmeyecek (Kıyamet gelmeyecek)."
Kütübi Sitte 6967

 

UN ve EKMEK

 

Ümmi Eymen r.a.'nın anlattığına göre: "Kendisi bir unu eleyip ondan Peygamber s.a.v. için ekmek yapmıştır. Resülullah: "Bu nedir?" diye sormuş, O da: "Bu bizim diyarda yaptığımız bir yiyecektir. Ben ondan sizin için bir ekmek yapmak arzu ettim" demiştir. Efendimiz de: "Şu eleyip ayırdığın kepeği, öbürüne un kısmına geri kat, sonra yoğur ve ekmek yap" buyurmuştur.”

Kütübi Sitte 6946

 

Hz. Aişe r.a. annemiz anlatıyor: "Rasulullah s.a.v. hücreme (odama) girmişlerdi. Düşmüş bir ekmek parçası gördüler. Hemen onu alıp silerek yediler ve: "Ey Aişe! Kerim olana ikram et! (Yani kıymetli olan ekmeğe hürmet et!) Zira şu ekmek, bir kavme nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir" buyurdular."

Kütübi Sitte 6952

 

DUA ve HARAM

Resul-ü Ekrem s.a.v.: Allah yolunda sefer yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam, ellerini göklere uzatarak: "Ya Rab, ya Rab!" diye yalvarıyor. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böylesinin duası nasıl makbul olur?" buyurmuştur.

Müslim

 

Resul-ü Ekrem s.a.v. “Her kim ki vücudunun uzviyeti haram lokma ile teşekkül etmiştir. Artık cehennem, o vücuda yaraşan en iyi yerdir.”(Sahih-i Buhari)

 

NEDEN HINZIR DENİLMELİ

-İmam Mâlik'e Yahya İbnu Said’den ulaştığına göre "Hz. İsa yolda bir domuza rastlar. Ona: "Selametle yoldan çekil!" der. Yanında bulunanlar: "Bunu şu domuz için mi söylüyorsun?" diye sorarlar. (O ise domuz kelimesini diliyle telaffuz etmekten çekindiğini ifade eder veJ "Ben, dilimin, çirkin şeyi söylemeye alışmasından korkuyorum!" cevabını verir."

Muvatta, Kelâm 4, (2, 985) - Kütüb-i Sitte Cilt 16, Hadis Şerif 5925 s393)

 

Burada bir nezahet örneği görmekteyiz. Hz İsa a.s. çirkin addedilen ve hakaret için kullanılan hınzır (domuz) kelimesini ağzına almaktan çekiniyor. Şarih Zürjani serki: “Edebi Allah c.c. tarafından verilen o yüce zatta bu inceliği görmede şaşılacak bir şey yoktur”

 

HINZIR YAĞI KULLANILABİLİR Mİ?


Hz. Câbir r.a. anlatıyor: Mekke'nin fethedildiği sene Hz. Peygamber s.a.v.’i Mekke'de işittim, şöyle buyuruyordu: "Cenab-ı Allah içki, ölmüş hayvan, domuz ve putun alım-satımını yasakladı." Bunun üzerine: "Ey Allah'ın Resûlü "ölmüş hayvanların iç yağı hakkında ne buyurursunuz, zira onunla gemiler yağların, derilere sürülür, kandiller aydınlatılır" dendi.

 

Cevâben: "O (nun satışı) haramdır" buyurdu ve ilâve etti: "Allah Yahudilerin canını alsın. Allah onlara ölmüş hayvanların iç yağını haram kıldığı vakit bu yağı erittiler, sonra satıp parasını yediler."

Buhârî, Büyû 112, Meğâzî 50; Müslim, Müsâkât 71 (1581); Ebu Dâvud, Büyû 66 (3486); Tirmizî, Büyû 93, (7, 309-310); İbnu Mâce, Ticarât 11, (2167) - Kütüb-i Sitte Cilt 3, Hadis Şerif 215 s26

 

İbnu Abbas r.a. anlatıyor: "Hz. Peygamber s.a.v.'i Kâbe'nin yanında otururken gördüm. Bir ara başını semaya kaldırarak güldü ve şunu söyledi: "-Allah Yahudilere Lânet etsin, Allah Yahudilere lânet etsin, Allah Yahudilere lânet etsin! Allah onlara (ölmüş hayvanların) iç yağını yasaklamıştı tutup bunu sattılar ve parasını yediler. Hâlbuki Allah bir millete bir şeyin yenmesini haram etti mi, onun parasını da haram etti demektir."

Ebu Dâvud, Büyû 66 (3488) - Kütüb-i Sitte Cilt 3, Hadis Şerif 217 s28)

 

 

İÇİLMESİ HARAM OLANIN SATILMASI DA HARAMDIR

 

Abdurrahman İbnu Va'le r.a.'in anlattığına göre, İbnu Abbas r.a.'dan üzüm şırası hakkında sorunca ondan şu cevabı almıştır: "Adamın biri Resülullah s.a.v.'e bir şarap dağarcığı hediye etmişti, kendisine "Allah'ın bunu haram kıldığını bilmiyor musun?" dedi. Adam: "Hayır bilmiyorum" cevabını verdi ve yanında bulunan birisine bir şeyler fısıldadı. Resülullah s.a.v. adama "Ona ne fısıldadın?" diye sorunca adam: "Onu satmasını emrettim" dedi. Resülullah s.a.v.: "İçilmesi haram olanın satılması da haramdır" buyurdu ve iki şarap dağarcığının ağızlarını açarak içlerini boşalttı." Müslim, Musâkat 68, (1579); Muvatta, Eşribe 12, (2, 846), Nesâî, Büyû 90, (7, 307-308) - Kütüb-i Sitte Cilt 3, Hadis Şerif 216 s27)

 

ŞARAP SİRKE OLURSA HELAL OLUR MU?

Ebu Talha r.a. anlattığına göre, Resûlullah s.a.v.'den "İçkiye vâris olan yetimler" hakkında sormuştur. Resülullah s.a.v.: "Dök onu!" emretmiştir. Ebu Talha: "Sirke yapsam olmaz mı?" deyince de "Hayır!" diye cevap vermiştir."

Ebu Dâvud, Eşribe 3 (3675); Tirmizî, Büyû 58, (1293) - Kütüb-i Sitte Cilt 3, Hadis Şerif 219 s29)

 

 

Kütüb-i Sitte’nin üçüncü cildinin 29. sayfasında 219. Hadis-i Şerif’le ilgili olarak şu açıklama yer almaktadır. “Âlimler bu hadisin hükmünde de az çok ihtilaf etmişlerdir. Bazıların şarabın hiçbir surette kullanılmaması gerektiğine hükmederler. Zira malının ziyan edilmesi hususunda en ziyâde hassasiyet gösterilmesi gereken yetimlere miras yoluyla intikal eden şarabın sirkeye tahvîl (dönüştürülerek) değerlendirilmesine cevaz verilmemekte, dökülmesi emredilmektedir. Hz Ömer, İmam-ı Şafiî, Ahmet İbn-i Hanbel hazerâtı bu görüştedirler.

06.12.2008 00:00:00 Bu sayfa 46654 defa okundu
EBOLA'nın biyo-silah / biyo-terör olduğu iddialarına katılıyor musunuz?


 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri