Son Dakika
Pazar, 26 Mart 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Ehli kitap, koşer ve helâl Kemal Özer
Bilgi çağı denilen çağ, doğru ile yanlışın, hak ile batılın birbirine girdiği bir çağ. Şerri temsil eden cephenin elinde çok güçlü araçlar var. Bu araçları; fıtratı, doğruyu, hakkı, iyiyi, güzeli tahrif etmek için var gücüyle kullanıyorlar.

Hayrı temsil eden cephe ise sinmişlik, tembellik, korku, güvensizlik açmazında. Üzerinde oturduğu bilgi deryasının farkında bile değil. Okumak, araştırmak yerine izlemeyi tercih ediyor.

 

Bu karmaşa içerisinde kendisine sunulan bilgileri cemaat, mezhep, parti ve cehalet taassubu içinde kabule dünden razı. Duyduğuna hemen inanmaya hazır bir topluluk.

 

Helâl ürünler tüketmekle mükellef insanların, neyin helâl, neyin haram olduğu konusunda kendini kurtaracak bir bilgisi yok. Tüm imkânlarına rağmen incelemeye niyeti de...

 

Son yüzyıl, insanların doğal alışkanlıklarının değiştirildiği bir yüzyıl olma özelliğini de taşıyor. Yeni modelle her şey bir hap gibi sunuluyor. Yut ve kurtul!

 

Lakin bir yüzyıldır bu hapları yutup da kurtulanı görmek de mümkün olamamıştır. Hap demişsek elbette ilaçtan söz etmiyoruz. Ancak ilacıda kapsıyor. 

 

Hap şeklinde sunulan formüllerden herkes razı gözüküyor. Çünkü zahmetsiz bir yöntem. Ama bu zahmetsiz yöntemin kâr ve zararları konusunda hemen hiç kimse bilgi sahibi de değil.

 

Tıpkı reklâmlar gibi, sadece yararları abartılı olarak sunuluyor. Zararlarından söz etmek bir yana, söz edenler bilim dışılık, ilkellik gibi birçok gerekçeyle küçümseniyor.

 

Ehli kitap, koşer (kosher) ve helâl meselesi de böyle. Müslüman bir ülkede yaşamak, tüketim ürünlerinin helâl olması için yeterli görülüyor. Bugün bu konuda söz söyleyenlerin bir kısmı da Mâide Suresi 5. Ayeti Kerime’de yer alan “Kendilerine kitap verilenlerin avladığı ve kestiği size helâldir” hükmünü, Bektaşi’nin “Namaza yaklaşmayın” söylemi gibi ele alıyorlar. Bu Ayet-i Kerime içinde ve başka Ayet-i Kerime’lerde yer alan “İslâm’a uygun” hükmünü görmezlikten geliyorlar.

 

Bu nedenle ne acıdır ki Yahudi Kosher’i ülkemizde ‘helâl’ kavramı ile birlikte zikredilen kavramlar arasındadır. Bu vahim söylem kendisinden hiç beklenmeyen bazı kimselerde de görülmektedir.

 

O halde önce “Ehli Kitap” denilen kimseler hakkında söylenenlere göz atalım.

 

Allah c.c. “Üzerlerine Allah’ın ismi anılmayanlardan yemeyin. Çünkü bu, muhakkak ki bir fısktır.” (En'am: 121) buyurur.

 

Hz Peygamber s.a.v. “Üzerlerine Allah’ın adı anılmamış olan hayvan etinden yemeyin. Şüphesiz o fısktır.(Tirmizi 5/263) buyurur.

 

Hz. Ali r.a. Arap kabilesi Hıristiyanlarını kastederek “On­ların Hıristiyanlıkla hiçbir ilişkileri yoktur. Ancak Hıristiyanlardan içki iç­meyi öğrenmişlerdir” demiştir.

Yine Hz Ali r.a. şöyle buyurur; “Allah’tan başkasının adına hayvan kesene Allah lanet etlesin” (Müslim 3/1567)

 

İbn-i Ömer r.a. bu hususta şöyle der: “Ben, ‘Rabbim İsa'dır’ demekten daha büyük bir şirk bilmiyorum.” (Sabunî Ahkâm Tefsiri, c 1, s 470)

 

Peki, ‘Ehli Kitap’ kimdir? Bu soruya basit bir yaklaşımla ‘Yahudi ve Hıristiyanlardır’ şeklinde cevap verilebilir. Ancak bu durumda ‘Hangi Ehli Kitap?’ ya da “kim Hıristiyan kim Yahudi?” diye sormayı gerektirmez mi?

 

‘Hz İsa’yı Rab’ kabul edenlerle ilgili hükmü “Hiç şüphesiz Allah, ‘o Meryem’in oğlu Mesih’tir’ diyenler, andolsun ki, şirke girip kâfir olmuşlardır.” (Maide 17), “Hakikaten Allah, ‘Meryemoğlu İsa Mesih’tir’ diyenler, andolsun ki şirke girip kâfir olmuşlardır.” (Maide 72), “Hakikaten ‘Allah, üçün üçüncüsü (üç ilâhtan biri)dir.’ diyenler şirke girip kesin olarak kâfir olmuştur.” (Maide 73)

 

Yahudilere gelince. Bugünkü Yahudiliğin bir din mi, ırk mı, yoksa millet mi olduğu, pek net değildir. Yahudilikte din ve ırk iç içe girmiş olduğundan birini diğerinden ayırmak güçtür. Yahudilik milli bir din, Yahova da millî bir tanrı olarak kabul edilmiştir.Rab, rüyasında Abram'a görünür, ona yardım edeceğini bildirir. Ve senin gurbet diyarını, bütün Ken'an diyarını, sana ve senden sonra zürriyetine ebedî mülk olarak vereceğim ve onların Allah'ı olacağım” (Tekvîn, XVII/1-8). Görüleceği üzere Yahudilerin rabbi rüya görebilen bir yaratıktır.

 

Hıristiyanların rabbi “İsa”, Yahudilerin rabbi ise “Yahova”dır. İslam bu iki şekli de “küfür” saymaktadır. Bir Yahudi ve Hıristiyan’ın ehli kitap sayılabilmesi için, şirk içinde olmaması yani Müslümanlar gibi tek bir Allah’a iman ediyor olması gerekmektedir. O halde bu günkü Yahudi ve Hıristiyanları Ehli Kitap saymak mümkün müdür?

 

Bazen Müslümanların da “Tanrı” kelimesini kullandıklarını görürüz. ‘Tanrı’ kelimesi hiçbir koşulda ‘Allah’ kelimesinin karşılığı ol(a)maz. ‘Allah’ lafzı hiçbir zaman ‘lar’ eki almaz. Tanrı ise her tür eki alır ve tanrılar olur. Çünkü Allah birdir, putların sayısı ise sayılamayacak kadar çok. Allah hep vardı. Tanrılar ise insanların uydurdukları ve uydukları, kimi zaman cansız, kimi zaman güç-para-makam-ihtiras nefsi put, kimi zaman Allah rolü biçilme densizliğine düçar olmuş yaşayan ve ölmüş, insan veya hayvanlar.

 

Kur'ân-ı Kerim'de, kesim esnasında Allah'tan başkasının adının anılması veya hayvanın Allah'­tan başkasına kurban edilmesi halinde, etinin yenmeyeceği açıkça belirtilmiş (Bakara 173, Mâide 3), İslam hukukçuları da bu konuda görüş birliğine varmışlardır. “Üzerlerine Allah’ın ismi (Bismillah) anılmayanlardan yemeyin. Çünkü bu, muhakkak ki bir fısktır.” (En'am 121) (Fısk: Haktan ayrılmak. Allah'ın emirlerini terk ve O'na isyan etmek ve doğru yoldan sapıp çıkmak)

 

Meselâ, "Allah'ın ve Mesih'in adıyla  diyerek hayvanı keserlerse bu hayvan âyette geçen "Allah'tan başkası adına ke­silenler" (el-Mâide 3) grubuna girecektir.

 

Bir Hıristiyan veya Yahudi’yi Ehli Kitap saysak “Bismillah” yerine “In God’s name” diyerek kestiğini farz etsek “God” kelimesi “Allah” lafzını karşılar mı? Bunun için İngilizce sözlüklerine baktığımız zaman bu kelimenin “Put, Tanrı” gibi anlamları olduğunu görüyoruz. Allah kelimesinin başka bir dünya kelimesine tercümesi imkânsız olduğuna göre ister god, ister tanrı, isterse başka bir kelime “Allah” kelimesinin karşılığı olamaz. Google Translate’te “Allah” kelimesini İngilizce dâhil diğer dillere yine “Allah” olarak tercüme ediyor. Yani karşılığı olmadığını kabul ediyor.

 

Komşularımızdan biri Yahudi veyahut Hıristiyan olup, dinlerine bağlı ve şirk içinde değiller ve kesimlerinde Allah’ın adını anarak yani ‘Bismillah’ diyerek kesiyorlarsa, elbette Ayet-i Kerime’nin de emrettiği üzere yenilebilecektir.

 

Ancak bugün Hıristiyan veya Yahudi bir devlette kesilen bir hayvanın Allah adıyla, ehli kitap biri tarafından kesildiğinden emin olmak mümkün müdür? Ülkemizde halkın yüzde doksan dokuzu Müslüman demek nasıl kâmil manada bir gerçeğin ifadesi değilse, batı içinde onların Hıristiyan olduklarını ifade etmek mümkün değildir? Özellikle batıda materyalizm/ateizm yaygın bir inanç biçimi olup Hıristiyanlık, sadece kültürel ve sosyolojik bir olgudur. Bu nedenle bugün “Ehli Kitap” diye tanımlanan kimselerin kestiği yenilebilir hayvanları yemek, en basitinden şüphelidir ve İslam şüphelilerden de sakınmayı emreder.

 

Hz Peygamber s.a.v.;“…Her kim bu şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, şerefini de korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere yönelirse harama düşmüş olur…” (Buhari, İman 39, Büyû' 2)

 

Kaldı ki batılılar, Allah adıyla kesmek bir yana, kesimi bir çırpıda keserek (tezkiyesiz) kanını akıtmamaktadırlar. Bu durum ise başka bir fıkhi sorundur.

 

“Bir çırpıda kesilen (tezkiyesiz) kanı akıtılmayarak öldürülen hayvanlarla, müşrik ve kâfirlerin, mürted, inkârcı ve Allah’ın adını anmayı kasten terk edenlerin kestikleri yenmez.” (İbni Kesîr (Sâbûnî), I, 486-487, 612-613; Elmalılı, II, 578, III, 2042)

 

Aynı durum ülkemiz içinde çoğu zaman geçerlidir. Endüstrileşme ve Kapitalistleşme çoğu kez bu süreçlerin yani İslam’ın emirlerine göre kesimi ortadan kaldırabilmekte ya da yapılanlar tepki çekmemek için göstermelik olarak (yapıyormuş gibi) yapılmaktadır.

 

Hıristiyanların kitabı olan İncil'e göre, amel etmeleri ve gerek îtikâd, gerek ibadetlerinin de kitaplarına uygun olması gerekmektedir. Ancak ortada gerçek bir İncil ya da Tevrat yok ki ona göre amel edilebilmiş olsun. Kaldı ki olsa bile Kur’an-ı Kerim geldikten sonra bu dinlerin ve kitapların hükmü ortadan kalkmıştır. Allah c.c. “Şüphe yok ki, Allah katında hak din İslâm’dır.(Alî İmran 19) buyurarak, diğer dinlerin hükümlerini ortadan kaldırmıştır.

 

“Kosher (Koşer) Sertifikası”, bazı Yahudilerin hayvansal içerikli gıdalara ve etlere domuz etinin karışmasını önlemeye yönelik çalışmalarıdır. Çoğu kimse bu çalışmanın İsrail’e ait olduğunu sanmaktadır. Koşer, Yahudi cemaatlerinin bir çalışmasıdır. Hatta bazı Yahudiler kendi mezhebinde olmayan diğer Yahudilerin Koşerini kabul etmez. Kendine göre helâl saymaz. Ama bilgi kirliliği içinde kendini kaybetmiş bazı Müslümanlar, Koşeri helâl sayma gafletine düşerler.

 

Çünkü bu kirlilik içinde alkolün Yahudiler için haram olmadığını, Koşerli ürünlerde alkolün yer aldığını çoğu kimse bilmez. Hâlbuki İslam’a göre alkolün her zerresi “haram”dır.” Bu Müslümanların Yahudi Kosheri’ni hiçbir koşulda tercih edemeyeceğinin en büyük delilidir.

 

İslam’ın haram rükünleri ile Yahudilerin ki arasında küçük benzerlikler olmakla beraber uçurumlar söz konusudur. Hıristiyanlarda ise “haram”dan söz etmek imkânsızdır.

 

Bu durumda Müslümanların, bir ürünün bir Müslüman ülkede üretilmiş olmasına, üretici ve ithalatçının dini inancına, Koşer damgası taşıyıp taşımamasına değil, ürünün içeriğinde haram katkının bulunup bulunmadığına bakması gerekmektedir.

 

“Ehli kitabın İslam’dan önceki tevhid üzere olan imanları ve amelleri makbuldür. Fakat İslam’ın gelmesi ve bilinmesinden sonra ise ancak İslam’a girip salih amelle kurtuluşa ererler.” (Semerkandi 124-125) Helâli hak etmek için, helâl endişesini taşımak gerekiyor. Sosyolog Doç Dr Mustafa Aydın hoca helâli “Maddeten temiz, manen sakıncasız olma” hâli olarak tanımlarken Prof Faruk Beşer hoca ise Helâl gıda yemek için verilen çabalar, nafile ibadetlerden çok çok daha sevap” olduğunu belirtiyor.

 

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, bu amacın bir ürünüdür. Bu amaç için tescil edilmiş çözümlere sahiptir. Helâl endişesi taşıyanların ilgi ve katkısını bekliyor.

 

En iyisini bilen Allah c.c.’dir.

 

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 5 yorum)
  • esedullah
    dua bekliyoruz
    biz de cindeyiz burda daha zor hersey. Allah yardimcimiz olsun selam ve dua ile ...
    09.10.2013 12:43:14

  • Meral akyel
    gidalar uzerindeki u,d,k ve r
    Hayirli gunler Kemal Bey..Bende ABD de ikamet eden bir muslumanim. 1 senedir burdayim,fakat yabanci marketlerden aldigim cogu seyi icime sinerek alamiyorum.Bu konuda cok bilinclide degilim.Bugun bu konuyu arastirmaya calisirken internetten sizin bu yazinizi gordum.Burada,cevremdeki insanlarin dedigi su,gidalarin uzerinde u,k ve d harfi bulunanlar almamiz icin uygunmus.Fkat ben istiyorumki bu konularda gercekten arastirmasi olan degerli hocalarimdan bu konulari ogreneyim.et urunlerini alirken helal kesim yapildigina inandigimiz yerlerden almaya calisiyoruz,fakat yinede suphe giriyor isin icine.Rabbim yardimcimiz olsun.Cok hassas konular fakat bu islerle ugrasan insanlarimizda ayni hassasiyeti gosterse cok iyi olacak.Benim ogrenmek istedigim bu gidalar uzerindeki u,k,d ve r harfleri neyi ifade ediyor.Bilgilendirirseniz sevinirim.Bilerek almak istiyorum.Yaptiginiz calismalardan dolayi Allah sizden razi olsun.
    12.08.2012 07:47:20

  • uzaklar
    kolaylastirin zorlastirmayin
    ABD de ikamet eden bir musluman olarak bahsettiginiz sikintilari yakinen yasiyoruz. Helal yemek konusundaki cabalarin dunyevi ve uhrevi degerine inaniyorum. Turkiyede bu konuda alinacak cok yol olduguna, bilinclendirme cabalarinin geregine inaniyorum. Kitaplarinizdan dolayida sizi tebrik ediyorum. bu yaziniza eklemek istedigim, evet hristiyan bir ulke olsada hayvan kesimini ataistmi yapti zaten bilinemiyor. yahudiler bu konuda cok ciddi etin uzerinde hahamin adi bulunuyor ancak, bu refat toplumunda musluman kesim ete ulasmakta mumkun oldugundan ve bir zarurette soz konusu olmadiginkan yahudi eti yemekte gerekli olmuyor. Ancak paaketli urunlerde koser damgasi domuz katkisi bulunmamasi konusunda yarar sagliyor, alkol iceren bir katli olup olmadigina (ornek dogal vanilya aromasi sadece alkolde cozundugunden alkol var demek oluyor,)veya helal olmayan boya vs,, katkisi olmadigina bakilarak tuketilebiliyor. Calismalarinizda basarilar.
    19.01.2012 08:42:10

  • murevva
    bılınçlenmek
    kemal bey eskişehirde konferansınızda ılk olarak sızı tanıdım. ve ınanın su an yedıgım herseyden suhpe duyuyorum. vrdıgınız hızmetlerden dolayı Allah sızden razı olsun ve sızler gıbı bılınclı ınsanların sayısını arttırsın ıns....
    17.01.2011 15:53:49

  • omer Faruk yildirim
    Tebrik
    kemal bey sizi tebrik ederim,allah bilinçli ferasetli ve dirayetli insanların Sayısını arttırsın!yediğimiz herşey!! meşkuk ! ne yapmalıyız! Allah sonumuzu Hayreylesin! amin
    29.11.2010 14:57:36
24.03.2009 Bu yazi 12315 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri