Son Dakika
Salı, 21 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bugüne kadar domuz mu yedirdiniz? Kemal Özer
Ne tuhaf değil mi? Müslümanların ezici çoğunluğu oluşturduğu bir ülkede domuz sağlıksızlığı yahut dinlerce yasaklığı nedeniyle değil de “domuz gribi” nedeniyle gündeme geliyor.

Hâlbuki domuz mamullerinin girmediği ürün neredeyse yok gibi. Şekerler, çikolatalar, kekler, jöleler, pastalar, endüstriyel yoğurtlar, hazır çorbalar, et suları, salamlar, sosisler, sucuklar, lokumlar, helvalar, bazı dondurma türleri, pudingler, krem peynirler, toz içecekler, sakızlar, diş fırçaları, gıda fırçaları, matbaacılık, ilaçların film (jelcap) kapsülleri, aşılar diye devam eden birçok sektör ve üründe jelâtin olarak kullanılmaktadır. Türkiye bir jelâtin üretici değildir ve tüketiminin tümünün batılı ülkeden temin etmektedir.

 

Devlet yetkilileri “yok” deseler de, “Türkiye'de Domuz Gerçeği” adlı eserinde Reşit Haylamaz, Eskişehir, Çorum, Kastamonu, Manisa, Isparta, Kayseri, Mersin, Bilecik, Erzincan, Adana, Denizli, Bursa (Karacabey, Ertuğrul köy, Hançerli Köy, Çınarlı Köy) Burdur, Gökçeada, İzmir (Menemen, Kısıklı Köyü) Balıkesir, Afyon (Emirdağ), Kütahya, İstanbul (Arnavutköy, Ayazağa, Acımaşlı köyü, Habibler, Kemerburgaz, Beykoz, Terkos, Cendere, Halkalı, Polonezköy, Zeytinburnu, Çorlu) ve benzeri yerleşim birimlerinde ruhsatsız domuz çiftliklerinin bulunduğunu yazıyor.

 

Bu ülkenin asıl sorunu domuz çiftliklerinin varlığı değil, bu çiftliklerin ruhsatsız işletilmesi ve ürünlerinin nerelerde tüketildiğinin izlenmemesi değil midir?

 

BUNDAN SONRA DOMUZ YAZACAK

 

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin domuz gribi hastalığı nedeniyle “Tarım Bakanlığı sessizliğini acilen bozmalı. Türkiye’de domuz eti ile ilgili durumun ne olduğu tam bilinmemektedir. Bakanlık ruhsatlı ve ruhsatsız domuz çiftliklerinin buralarda üretile domuzları domuzlardan elde edilen et, deri ve diğer yan mamullerin nerelere satıldığı bilgisini kamuoyu ile paylaşmalı.  Hastalıkla ilgili önleyici önlemler alınmamadan tüketip tüketmeme tercihini tüketiciye bırakmamalı.

 

İnsanların bu bölgelerden uzak tutulması sağlanmalı. Domuz ürünü satış izni almış kasap ve marketler ilan edilmeli ki tüketiciler buralarda et alışverişi yapmasın. Bu açıklama rekabet ihlaliyle ilişkilendirilmemeli “bir can” her türlü ekonomik çıkarın üstündedir.

 

Sağlık çalışanları konu ve önemler hakkında acilen bilgilendirilmeli. Hastalık şüphesi olanları yapması gerekenler ile toplumun alması gereken önlemler hiçbir siyasi, ekonomik endişeye mahal bırakmadan açıklanmalı” şeklindeki çağrısına resmi ağızlardan verilen cevapta önemli itiraflar yer aldı.

 

Birçok yayın organında ''Tarım Bakanlığı'ndan 'Domuz Eti' uyarısı” şeklinde yer alan haberde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları’nın ilginç ve ürkütücü açıklamaları yer aldı.

 

Kendisine yöneltilen ''Yasal statüsü olan domuz çiftlikleri var mı?'' sorusuna “evet var ya da hayır yok” diyemeyen müsteşar; “Türkiye'de AB sürecinde, gerekli şartları taşıdığı takdirde domuz çiftlikleri kurulabilir” diyor.

''Bu domuz eti anlamına mı geliyor?'' sorusunu ise ''Hayır. Ama bundan böyle ‘dana eti’ yazılamayacak . Domuz eti ise domuz eti, dana eti ise dana eti olduğu yazılacak. Bu tüketiciyi tereddüde düşürüyor'' diye cevaplıyor.

Cevaptaki “bundan böyle” ifadesi oldukça ilgi çekici değil mi? Acaba bundan önce, dana eti niyetine etiketin de yazmadığı için domuz etimi yedik? Türkiye gibi gıda güvenliğinden söz edilemeyen ülkelerde tüketiciler, yedikleri gıdaların menşei konusunda doğru bilgileye erişmeleri maalesef mümkün gözükmemektedir.

 

En yetkili ağzın “bundan böyle” demesi bu acı gerçeği ispatlamak için yeterliliği oltadadır. Kaldı ki endüstriyel üretimin ana merkezi durumundaki İstanbul’da gıda üretimlerinin en az yarısı kayıt altına bile alınabilmiş değildir.

2004’de ekmekle ilgili bir bilimsel araştırma bile fotoğrafın bütünün görmeye yeter ve artar bile. Marmara Ü. Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.B.D. İstanbul Araş. Gör. Dr. M. Fatih Önsüz, Araş. Gör. Dr. Şule Dokur, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Topuzoğlu’nun 3-6 Kasım 2004 9. Halk Sağlığı Kongresi’nde poster olarak da sunulan 6 Ekim 2005 tarihli ve “Ekmek Fırınlarının Yönetmeliklere Uygunluğunun Değerlendirilmesi” başlıklı raporunda özetle şunları ifade etmektedir.

Ekmek, Türkiye’de insan beslenmesindeki başlıca gıda maddesidir. Vitamin B, proteinler ve mineraller içerir. Ayrıca ekmek iyi bir enerji kaynağıdır. Ülkemizde ekmeğin hijyenik koşullarda üretimi konusunda birçok eksiklik bulunmaktadır. Yapılan tüm denetimler ve uygulanan cezalar durumun düzeltilmesi konusunda yetersiz kalmaktadır. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın amacı, Ümraniye bölgesindeki fırınların yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığını belirlemek ve sorunları tanımlamaktır. Araştırma İstanbul İli Ümraniye İlçesinde bulunan 136 fırının 16-25 Şubat 2004 tarihleri arasında denetlenmesi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Sağlık Bakanlığı’nın Gıda Üretim Yerlerine Ait Denetim Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 136 fırından 92’sinin (%67,6) ruhsatlı, 44’ünün (%32,4) ruhsatsız olarak faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Ruhsatı olan fırınların (sadece) %6,5’i (7 fırın) denetim sonuçlarına göre sorunsuz olarak bulunmuştur. Faaliyeti durdurulması gereken fırın sayısı ruhsatlı fırınların yarısını (%50,46) oluşturmaktaydı. Araştırma sonucunda Ümraniye’de ruhsatsız olarak çalışan fırınlar saptanmıştır. Fırınların çoğunun yönetmeliklere uygun olmayan şartlarda üretim yaptıkları tespit edilmiştir.” 


KESİMANE VAR AMA DOMUZ YOK

 

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bugüne kadar domuzla ilgili her soruya “yok” şeklinde cevaplarken domuz gribi nedeniyle cevabını değiştirerek “ruhsatlı çiftlik yok” diyerek zımnen ruhsatsız çiftliklerin varlığını kabul etmektedir. Öte yandan Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, “Türkiye'de 3 tane, Antalya, İzmir ve Kırklareli'nde işletme var. Antalya'da kesimhanesi var” diyerek resmi izne sahip kesimhaneleri varlığını da kabul etmiş durumdadır.

 

Şimdi ana soru şu: Domuz kesimhanesi varsa ve eski Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’in önceki günlerde yaptığı açıklamasında son beş yılda resmi yollarla bir defa canlı domuz ithalatı yapıldığına göre bu tesisler hangi domuzları kesmektedir? Ruhsatlı domuz çiftliği yok ise bu kesimhaneler kesim için domuzları nereden temin etmektedirler?

 

DOMUZ ÇİFTLİĞİ KURULABİLMELİ Mİ?

 

Müslüman kimseler gittikleri yahut da yaşadıkları bir ülkede helâl kesim et ya da diğer helâl gıdaları temin edebilmeyi arzuluyor ise inanmayanların yahut domuz tüketmekte sakınca görmeyen kimselerin tüketimine yönelik domuz çiftliklerinin kurulması ve kesimhanelerinin bulunmasında hiçbir sakınca olamaz.

 

Asıl sakınca izinsiz çiftlikler ve ruhsatsız kesimhanelerde kesilen domuzların kontrolsüz bir şekilde tüketime sunulmasıdır. Ruhsatın zorlaştırılması, denetimin yetersizliği, ürünlerin tam ve eksiksiz etiketlenmesinin sağlanmaması hem toplum sağlığını tehdit etmekte hem de domuz yemek istemeyen tüketicilerin temel insan hakları ihlal edilmektedir. Bu ihlal maalesef bu ülkede devlet eliyle yapıldığı ortadadır.

 

ÇİZİLEN PEMBE TABLOLAR GERÇEĞİ ÖRTMEYE YETMİYOR!

 

Bu ülkenin Tarım Bakanlığı yetkililerinin tüm açıklamalarının her şeyin güllük gülistanlık olduğu şeklindedir. Hiçbir sorunun bulunmadığı yönündeki açıklamalar dışında soruna ve çözümüne ve de tüketicilerin dikkat etmesi gereken konulara yönelik hiçbir açıklamada bulunmamaları ürkütücü tablonun gizlenmesine yetmediği de ortadadır.

 

Neden domuz, domuzun zararları yahut İslam domuza bakışı konusunda geçmişti defalarda yazdığımız için tekrar gerek yok. Domuz gribi bu sorunun çözümü ve bir kurala bağlanması için önemli bir fırsattır. Ancak talep etmeden hiçbir konuda hakkın tesis edilmediğini unutmamak gerekiyor.

 

03.05.2009 Bu yazi 5415 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri