Son Dakika
Cuma, 3 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Durdurulamazsa neler olacak? Kemal Özer
Ünlü gazeteci F. William Engdahl’ın tabiriyle “mahşerin dört atlısı”ndan dördüncüsü olan ünlü ilaç üreticisi Novartis, tehlikeli bir oyun oynuyor.

Novartis ve AstraZeneca firmalarının 2000 yılında birleşmesi sonucu 6,8 milyar dolarlık bir tarım ve kimyasal şirketine dönüşen Syngnta firması; halen ‘Novartis ilaç’ markasının da ticari sahibi ve bu isimle ilaç üretimine devam ediyor.

 

İsviçre merkezli ancak çok uluslu bir şirket olan Syngnta, dünyanın en büyük GDO üreticilerinden biri. Yöneticilerinin çoğu İngiliz olan firma, zehirli kimyasalları nedeniyle sık sık dünya basınına malzeme oluyor.

 

Ürünleri, süt üretimini sekteye uğrattığı için davalık olan Novartis (Syngnta); ABD’li ‘Epicyte Şirketi’nin Eylül 2001’de “Gebeliği engelleyen Mısır ürettik. Sperm öldürücülü antikorlar üreten mısırlarla dolu bir seramız var” açıklamasından sonra bu firma ile gebelik engelleyici ilaç geliştirme proje ortaklığı kurar.

 

Doktorların ifadesine göre kronik ‘Miyeloid Lösemi’ tedavisinde etkili bir ilaç olan Imatinib Mesylate'ın üreticisi olan Novartis’in Hindistan’da başlattığı savaş ve bu savaşta kullandığı tehdit, adeta lösemili çocukların hayatlarına mâl olacak cinsten.

 

Bu ilaç Novartis'in dışında; Hintli Natco, Cipla, Ranbaxy ve Hetero gibi birçok firma tarafından da üretiliyordu. Novartis, geçtiğimiz günlerde Imatinib Mesylate'ın beta kristalin formuna patent almak için Hindistan'da Chennai Yüksek Mahmemesi'nde dava açar.

 

Novartis'in ürettiği lösemili ilacının Gleevec'le aylık tedavi masrafı 2.500 dolar iken, aynı ilacın Hintli firmalarda üretilen eşdeğerinin aylık toplam tedavi masrafı ise sadece 175 dolar.

 

Aradaki fark 14 kattan fazla…

 

Hint Mahkemesi, Novartis'in patent başvurusunu onaylarsa yerel firmalar bu üretimi yapamayacak…

 

Bunun anlamı ise halen bu ilaçla tedavi görenlerin yüzde 99'unun ilaca erişimi engellenmiş olacak…

 

Çünkü birçok hasta ayda 175 doları ödeme imkânına sahipken, ezici çoğunluk aylık 2500 doları ödeyemeyecek.

 

Ayrıca Novartis, bu patent hakkını elde ederse diğer firmalar için örnek oluşturacak ve halen ucuza erişilebilen çok sayıda ilacın üretimi engelleneceği için çok sayıda ilaç aşırı derece de pahalanacak.

 

Bu hukuksuzluğun engellenmesi için, yüksek bir çığlık gerekiyor! Aksi halde Novartis'in vereceği zarar Hindistan'la sınırlı olmayacak!

 

Hindistan ucuz ilaç üretiminde "3. Dünya'nın Eczanesi" diye anılan önemli bir oyuncu…

 

Novartis'in patent hakkını elde etmesi durumunda, Hindistan’ın ürettiği ve ekonomik muadil  ilaç alan 150 ülkede sadece lösemili çocuklar değil tüm hastalar etkilenecek…

 

Mesela Türkiye, 2008 yılı resmi verilerine göre 10 milyar dolarlık ilaç tüketen bir ülke... Muadil ilaç üretiminin durması durumunda bu rakam 20-30 milyar dolarları bulabilir.

 

Laboratuar virüsü ‘domuz gribi’nin sözde aşısının üreticisi de olan Novartis, Türkiye’de aşı satan üreticilerden.

 

Aşı propagandası konusunda o kamera senin, bu kamera benim koşuşturan Sağlık Bakan’ı Recep Akdağ’ın GDO’lu ilaç, kozmetik ve gıdalar konusundaki sessizliğini, bu eş değer ilaç skandalında bozup bozmayacağını da hep birlikte göreceğiz.

 

Özellikle doktorlarımız eşdeğeri varsa Novartis'in ürettiği ilaçları yazmayarak tepkilerini ortaya koymaları gerekiyor.

 

Bu konuda her doktor aynı hassasiyete sahip olmayabileceğinden yada konu hakkında bilgi sahibi olamayabileceğinden dolayı hasta ve hasta yakınlarının da reçetelerine, Novartis’e ait ilaçların yazmamaları konusunda doktorlarına hatırlatma yapmaları gerekir.

 

Ayrıca bu konuda oluşturulan tepki ve boykot sitesine girip imza ile hepimiz destek verebiliriz.

 

http://novartisboycott.org/petition/

 

01.02.2010 Bu yazi 7063 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri