Son Dakika
Cumartesi, 20 Eylül 2014 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Domuzun Haram Kılınmasının Hikmeti

HINZIR-DOMUZ

 

İslam dini insanı maddi ve manevi her türlü zarardan korumak için birtakım kurallar koymuş. Bu arada beslenme ko­nusunda da bazı temel prensipler belir­lemiştir. İnsana zarar verebilecek pis ve kötü her şeyi yasaklamış; temiz, güzel ve faydalı olanı da helal kılıp serbest bırakmıştır (el-Bakara 2/168, 172; Araf 7/1 57; el-Mü'minun 23/51). Domuz da (hınzır) pis ve zararlı şeylerden ka­bul edilip etinin haram kılındığı Kur'an-ı Kerim'de açıkça belirtilmiştir: Allah si­ze ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz eti­ni ve Allah 'tan başkası adına kesileni haram kıldı" (el-Bakara 2/173; en-Nahl 16/115; ayrıca bk. el-Maide 5/3; el-En'am 6/145).

 

İlahi dinlerden Yahudilikte domuzun haram kılındığı hususunda Tevrat'ta açık ifadeler vardır: “... ve domuzu, çünkü çatal ve yarık tırnaklıdır, fakat geviş ge­tirmez, o size murdardır. Onların etin­den yemeyeceksiniz ve leşlerine dokun­mayacaksınız, onlar size murdardır" (Le­vililer, 11/7-8; Tesniye, 14/8).

Bugünkü Hıristiyanlıkta ise domuzun haram kılın­dığına dair açık ve kesin bir hüküm yok­tur. Ahd-i Cedid'in, ·Putlara kurban edi­len şeylerden, kandan ve boğulmuş olan­lardan ... çekinin, bunlardan çekinirseniz iyi edersiniz" (Resullerin işleri. 15/29) şek­lindeki cümleleri arasında domuzun ha­ram kılındığına dair açık bir hüküm bu­lunmamakta, buna karşılık ağza giren şeyin değil ağızdan ve kalpten çıkan şey­lerin insanı kirleteceği ifade edilmekte­dir (Matta, 15/11. 18; Markos, 7/ 15-23).

 

Bununla beraber gerçek İncil'e resmi dört İncil'den daha yakın olduğu Müs­lümanlarca kabul edilen Barnaba İncili’nde, ·Bunun üzerine yazıcılardan biri dedi: Eğer ben, domuz eti veya pis olan bir başka et yersem, bu benim vicdanı­mı kirletmez mi? İsa cevap verdi: İtaat­sizlik insanın içine girmez, insandan, kal­binden dışarı çıkar ve bu sebeple ha­ram kılınan yiyeceği yerse kirlenmiş olur" (Fası!, XXXLL/32-34) cümleleri yer almaktadır.

 

Bu ifadelerden, pis ve mur­dar olan domuz etinin haram kılınan yi­yeceklerden olduğu, yenildiği takdirde de kişinin gönlünü, vicdanını kirletece­ği anlaşılmaktadır (İncili Barnaba. s. 50, d.n.b.L. Diğer İncil'lerde de domuz yer yer horlanmaktadır (Matta, 7/6; Mar­kos, 5/11-14).

 

Elde mevcut İncil'lerde domuzun haram kılındığını gösteren açık bir hükmün yer almaması, bunun tahrif edilen hükümlerden biri olduğu husu­sunu akla getirmekte ve domuz eti ser­bestisinin, çarşıda satılan her şeyin ye­nebileceğini söyleyen (I. Korintoslular' a Mektup, 10/25) Pavlus tarafından Hıris­tiyanlığın kabulünü kolaylaştırma ama­cıyla sonradan ortaya konduğu ihtima­lini güçlendirmektedir.

 

Aslında Tevrat'ın hükümlerine de uymak durumunda olan Hıristiyanlar (Matta, 5/17,18) oradaki açık yasağa rağmen bu hükme uyma­maktadırlar.

 

Kur'an-ı Kerim'in ilgili ayetlerinde ha­ram kılınan şeyler sıralanırken domu­zun sadece eti zikrediliyorsa da müfes­sirler ve fakihler, En'am süresinin 145. ayetinde yer alan “rics (pislik, murdar, haram kılınan)” kelimesiyle, “... on­lara pis ve murdar olan şeyleri haram kılar" (el-A'raf 7/157) mealindeki ayeti birlikte değerlendirerek domuzun kemi­ği, yağı, (derisi, kıl ve tüyü) sütü dâhil bütünüyle haram ol­duğuna hükmetmişler, ilgili ayetlerde sadece etinin zikredilmesinin en çok fay­dalanılan kısmının eti olması gerçeğine bağlı bulunduğunu kabul etmişlerdir.

 

Buna göre domuzun bütün parçaları "meyte (hayvan leşi) hükmünde olup dinen necis sa­yılmıştır. Derisi tabaklansa bile fakihle­rin çoğunluğuna göre dinen temizlenmiş olmaz. Ancak Zahiriler, Şevkani ve bir rivayette İmam Ebu Yusuf, tabaklanan derinin temizlenmiş olacağını bildiren hadisin (Müslim. "Hayz", 105; Şevkânî, i. i 78) genel ifadesinden hareketle ta­baklanan domuz derisinin temiz oldu­ğunu kabul etmişlerdir.

 

Maliki Mezhe­bi’nden Sahnûn ve İbn Abdülhakem'in de bu görüşte olduğu rivayet edilmiş­tir. Âlimler, domuz kılının temiz veya pis olduğu ve bazı yerlerde kullanılıp kul­lanılamayacağı konusunda farklı görüş­ler ileri sürmüşlerdir. Şafiiler'in dışında­ki mezhepler, zarureti dikkate alarak domuz kılının ayakkabı dikiminde veya badana fırçası olarak kullanılabileceği­ni kabul etmişlerse de bazı âlimler bu konuda zaruret bulunmadığını, bu tür işlerin başka malzemelerle de yapıla bi­leceğini göz önüne alarak bunu caiz gör­memişlerdir.

 

Deniz hayvanlarından su domuzunun kara domuzu gibi haram olup olmadığı konusunda müctehidler ihtilaf etmiş­lerdir. Şafii, Maliki ve Hanbelî fakihleri, "Deniz avına çıkmak ve avlananı yemek size helal kılındı" (el-Maide 5/96) mea­lindeki ayetle, "Deniz suyu temizdir, ölü­sü de helaldir" (Ebu Davud, "Taharet", 41; Tirmizi, "Taharet", 52) mealindeki genel hükmüne dayanarak su domuzunun yenilebileceğini kabul etmişlerdir.

 

Hanefiler ise domuzun haram kılındığını belirten ayetlerde mutlak olarak zikredile “hınzır” kelimesinin her iki türü de içine aldığı, ayrıca deniz do­muzunun A'raf süresinde geçen (7/157) "pis ve murdar" anlamındaki "habâis" kelimesinin kapsamına girdiği gerekçe­siyle su domuzunun da haram olduğu­nu kabul etmişlerdir.

 

Esasen onlara gö­re balık dışındaki her deniz ürünü ha­ramdır.

 

Domuz Müslümanlar için hukuken de­ğer taşıyan (mütekavvim (sağlam, muhkem, bozuk için doğrulan)) mallardan de­ğildir. Ayrıca şarabın, leşin, domuzun ve putların satımının haram olduğunu ifa­de eden sahih hadisler mevcuttur (Bu­hari, "Büyû", 102, 112; Müslim, "Müsa­1at", 71; Ebu Davud, "Büyû", 64) Bu ha­dislere dayanarak İslam hukukçuları do­muzun alım satımının haram olduğuna hükmetmişlerdir.

 

İbnü'l-Münzir en-Nî­sâbûrî bu konuda fakihlerin ittifak etti­ğini kaydeder. Domuzun, İslam devleti­nin gayri müslim tebaası olan zimmiler için mütekavvim malolup olmadığı ko­nusunda iki farklı görüş vardır. Hanefi ve Malikiler'e göre zimmiye ait domuz mütekavvim mal sayılır ve bir Müslüman veya zimmı tarafından telef edilirse taz­mini gerekir.

 

Şafii ve Hanbelîler'e göre ise zimmiye de ait olsa domuz mütekav­vim mal değildir ve telef edildiği takdir­de tazmini gerekmez. Bir Müslümana ait domuzun telef edilmesi halinde taz­min gerekmediği hususunda dört mez­hep ittifak etmiştir.

 

Domuzun Haram Kılınmasının Hikmeti

 

Kur'an-ı Kerim'de etinin haram olduğu belirtilen tek hayvan domuzdur. Et yi­yen diğer yırtıcı hayvanlarla ilgili yasak ise sünnet ve ictihada dayanmaktadır. Kur'an domuzu haram sayarken onu "fısk" (el-Maide 5/3) ve "rics' (el-En'am 6/145) olarak nitelendirir. Rics (maddi veya manevi bakımdan pis, murdar) olma hususu şarap, kumar, putlar ve fal ok­larıyla ilgili olarak da zikredilmektedir (el-Maide 5/90).

 

Bundan hareket eden İslam hukukçularının genel anlayışı. DOmuz ve şarabın haram olmasının yani sıra necis olduğu yönündedir. Başta Ma­likiler olmak üzere bazı hukukçular do­muzun canlı hayvan olarak necis sayıl­madığını, ölüsünün ve ayrıca et, deri vb. parçalarının necis olduğunu söylemek su­retiyle bir ayırım yapmışlardır (İbnü'l-Arabî, I, 54; İbn Cüzey, s 46,47) Bu sebeple ayette yer alan rics nitelendirme­siyle kumar ve putlarda olduğu gibi şer'i ve manevi kirliliğin kastedilmiş olması da mümkün görülmektedir.

 

Domuzun haram kılınmasındaki hik­metlerin neler olduğunu bugün ilim ve modern tıp tam anlamıyla tespit edip ortaya koymuş olmamakla beraber bu hayvanın birçok hastalık sebebini bün­yesinde taşıdığı ve insan sağlığına ver­diği zararların öldürücü boyutlara ulaş­tığı bilinmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar, hayvan etleri arasında en çok domuz etinin insana hastalık buIaş­tırma özelliğine sahip olduğunu ortaya koymuştur.

 

Domuz eti, yağ dokusu ve elementle­ri bakımından diğer hayvan etlerinden farklıdır. Hangi domuz cinsi olursa ol­sun bunların etlerinde kolesterin, yağ asitleri, kükürt, histamin, büyüme hor­monları oldukça fazladır.

 

Domuzdan baş­ta trişin hastalığı olmak üzere domuz şeridi. domuz yılancığı, domuz vebası, domuz gribi, kuduz, şarbon, ruam, şap, tüberküloz bulaşır.

 

Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde bazı araştırmacılar domuzlarda görülen bir virüsün AIDS'e benzer bir hastalık yaptığını, bazıları da domuz etinde "toxoplasma gondii" adın­da bir parazit bulunduğunu, iyi pişme­miş domuz etinin bilhassa bebeklerde kanser, körlük ve zekâ geriliği gibi has­talıklara sebep olduğunu ileri sürmüş­lerdir. Ayrıca domuz etinde bol miktar­da bulunan kolesterin ve yağ asitleri, kü­kürt bakımından zengin mukopolisakka­ritler, büyüme hormonu, cinsiyet hormo­nu, histamin ve imidazol gibi maddeler safra kesesi iltihapları ve taşları, apan­disit, barsak iltihapları, apse ve çıban­lar, şirpence, kadınlarda nisai akıntılı iltihaplar, mafsal iltihabı ve kireçlenme­si, damar sertliği, tansiyon yüksekliği ve infarktüs gibi hastalıklara yol açmak­tadır.

 

Nitekim Alman hekimi H. H. Rec­keweg, domuz etinde bulunan yüksek seviyedeki kolesterin ve yağ asitlerinin damar sertliği, tansiyon yüksekliği ve infarktüs: mukopolisakkaritlerin mafsal i1tihabı ve kireçlenmesi, fazla miktardaki büyüme ve cinsiyet hormonlarının kan­ser; histamin ve imidazolun ekzama, ür­tiker, astıma, vazomotor rinitis gibi al­erjik hastalıklara sebep olduğunu ileri sürmektedir. Ancak bu konuda kesin sonuçlara ulaşabilmek için daha geniş araştırmalara ihtiyaç vardır.

 

Doğulu ve Batılı bazı düşünür ve ilim adamları, beslenme ve gıda rejiminin in­san bedeni ve karakteri üzerinde tesiri olduğunu söylemişlerdir. İçki yasağıyla birlikte düşününce domuz yasağının bu bakımından da önem taşıdığı şüphe­sizdir.

 

Domuz eti ve içki tüketen toplum fertlerinde görülen şiddet ve taşkınlık eğilimiyle hiç et yemeyenlerde görülen sâkin mizaca karşılık Müslümanların orta bir mizaç hali sergiledikleri söyle­nebilir.

 

Bazı uzmanlar domuz yağının E vita­minini yok ettiğini, domuz etinin erkek ve kadınlarda aşk duygusunun zayıfla­masına ve kısırlaşmaya yol açtığını ileri sürmektedir. Gerçekten insanların cinsi hayatı için çok önemli olan E vitamini yağların oksidasyonunu önlediği gibi yağ­larda bulunan ve yine cinsi hayat için önemli olan A vitamininin de okside ol­masına engeldir.

 

Yağlarda her iki vita­minin, bilhassa E vitamininin noksanlı­ğında erkeklerde kısırlık. Kadınlarda dü­şükler ve cinsi hayatta durgunluk mey­dana gelir.

 

Domuzun her türlü pislik ve leş yeme­ye düşkün, obur, hantal ve hayvanlar arasında vücut temizliği yapmayan he­men hemen tek canlı niteliğini taşıması sebebiyle olacaktır ki onu yiyenler de dâhil bütün dünya milletlerinin dillerin­de domuz kelimesi hakaret ifade eden cümleler içinde yer almıştır.

Kur'an-ı Ke­rim'de bu özelliğiyle de anılmaktadır (el­ Maide 5/60).

 

Domuz etinin zararlarıyla ilgili ilmî sonuç ve iddialar bu çerçevede olmak­la birlikte domuza dair dini yasağın bunlara bağlı olduğunu söylemek doğ­ru değildir. Çünkü bir konudaki ilmi ka­naatin ileride değişme ihtimali mevcut­tur. Bugün bilinen mahzurların herhan­gi bir şekilde ortadan kalkması domuz etindeki yasağı geçersiz kılmaz. Müs­lümanlar domuzla ilgili yasağı başta Kur'an-ı Kerim olmak üzere ilahı kitap­larda mevcut kesin bir emir olarak te­lakki eder ve bu inançla gereğini yerine getirirler.

 

Kaynak: Bu metin Diyanet İslam Ansiklopedisi’nin Domuz maddesinden alınmıştır. Madde yazarları: Asaf Ataseven - Mehmet Şener

05.03.2009 00:48:00 Bu sayfa 28827 defa okundu
"Kudüs hurması" diye pazarlanan GDO'lu sözde hurmanın İsrail'e a it olduğunu biliyor musunuz?

 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri