Son Dakika
Pazartesi, 28 Eylül 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bilim travestisi de olur mu? Prof Ahmet R Küçükusta
Son senelerde bilim adamı yerine ‘bilim insanı’ ve ‘’bilim kadını’ terimlerinin giderek yaygın olarak kullanıldığının sanırım farkındasınız.

Bilim adamı, dilimize yerleşmiş, herkesin bildiği, anladığı ve yıllardır kullandığı bir terim. Bununla, erkek ya da kadın olsun bilimle uğraşan kişiler kastedilir, yani bilim adamı demek ‘bilim erkeği demek değildir!

Türk Dil Kurumu’ nun sözlüğünde ‘adam’ kelimesinin bir numaralı karşılığı ‘insan’ olarak veriliyor. Buna göre bilim adamı dendiği zaman, tabii olarak anlaşılması gereken zaten ‘bilim insanı’.

Bu sebeple de bilim adamı sözünden huylanmaya hiç gerek yok, ancak bilimle uğraşan kadınlar kendilerine bilim adamı değil, ‘bilim kadını’ denilsin istiyorlar; bilim adamı teriminden ‘kıllanıyorlar’.

Peki, bu terimler doğru mu, kullanılmalı mı?
Adam kelimesinin diğer anlamlarına baktığımız zaman kadınlara hak vermek gerekiyor. Çünkü adam kelimesinin ikinci anlamı ‘erkek kişi, kadın karşıtı’ olarak bildiriliyor. Buna göre bilim adamı dendiğinde tabii olarak da erkekler akla geliyor.

Adam kelimesinin daha başka anlamları da var. Meselâ: Birinin yanında ve işinde bulunan kimse… Birinin yararlandığı, kullandığı kimse…  Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken, kayırıcı… Görevli kimse… İyi huylu, güvenilir kimse… Bir alanda derin bilgisi olan kimse… gibi. Bunlarda da adam, ya insan ya da açık olarak belli değilse de erkek anlamında. Üstüne üstlük adamın bir de halk ağzında ‘koca, eş’ şeklinde karşılığı var.

Adam kelimesinin geçtiği deyimlerimizde de durum farklı değil. İşte birkaç örnek.  Adamdan saymak veya adam yerine koymak: Bir kimseye değeri olmadığı hâlde değer vermek.  Adam etmek: Bir kişiyi yetiştirip topluma yararlı duruma getirmek. Adam evlâdı: İyi bir ailenin iyi yetişmiş, iyi eğitilmiş çocuğu. Adamına düşmek: Yapılacak bir iş güzel bir tesadüfle iyi bir adama, uzmanına verilmiş olmak.

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz, ama neticede ‘adam’ kelimesi tümünde de insan veya erkek anlamında kullanılıyor veya erkeği çağrıştırıyor. Eh, o zaman da bilim adamı sözünden memnun olmayan bilim kadınlarına mecburen hak vermek gerekiyor.

Bilim adamlarının hemen hepsi erkek
Aslında, bilim adamı teriminin bu kadar yaygın olmasının mâkûl izâhı var: Bilim adamlarının neredeyse tamamına yakını erkek. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada bilim kadınlarının sayısı çok az.

Mesela, fizikte, kimyada veya tıpta Nobel almış kişiler içinde de, müzikte, edebiyatta, resimde sivrilmiş, virtüöz veya deha seviyesine erişmiş kişiler arasında da parmakla sayılacak kadar az kadın vardır.

Durun; hemen ‘Ama üniversitelerimizdeki kadın doçentlerin… profesörlerin sayısı her geçen gün artıyor. Birçok fakültede erkekten çok kadın öğretim üyesi var’ demeye kalkmayın.

Bilim adamlığı başka şey öğretim üyeliği başka şey! Her profesör bilim adamı olmadığı gibi, bilim adamı olmak için de illâ profesör veya doçent olmak da şart değil. Üstelik de yüksek okul veya meslek liselerine dönmüş üniversitelerimizin şu hali pür melâli ortada iken.

Bilgin, âlim, bilimci olabilir mi?
Bilim adamı yerine cinsiyet içermeyen bilgin, âlim, bilimci gibi karşılıklar da tavsiye ediliyor, ama bunların da kadınları tatmin edeceğini sanmıyorum. Nasıl hâkim, polis, doktor diyince hepimizin aklına erkek geliyorsa ve bunu aşmak için kadın hâkim, kadın polis, kadın doktor diyorsak, bu sefer de kadın bilgin, kadın âlim ve kadın bilimci gibi bir sürü abuk-subuk terim ortaya çıkacak.

Gelelim neticeye
Hadi, madem bilim insanı var, o zaman ‘bilim hayvanı’ da olmalı diye cinslik yapmayalım, ama yarın oğlanlar, lezbiyenler, travestiler ve daha bilmem kimler ayaklanırlarsa ne olacak?

Ya onlar da ‘Biz ne bilim adamıyız ne bilim kadını; biz ‘Bilim lezbiyeni’ yiz veya biz ‘Bilim transseksüeli’ yiz diye kendi terimlerini yaratmak isterlerse, haklı olmayacaklar mı?

09.06.2009 Bu yazi 4969 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri