Son Dakika
Pazartesi, 24 Nisan 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Temiz, Helal ve ipin uçunu kaçırmak I Kemal Özer
Helâl, Allah'ın müsaade ettiği şey, temiz, yenilebilir, kullanılabilir, haram olmayan, dinî bakımdan kullanılmasında, yenilip içilmesinde, dinlenmesi veya bakılmasında yahut dokunulmasında nehiy olmayanlardır.

Sözlükler Tayyib kelimesini, iyi, hoş, iyi davranış, temiz, helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmına Helâl kelimesini ise Allah'ın müsaade ettiği şey, temiz, yenilebilir, kullanılabilir, haram olmayan, dinî bakımdan kullanılmasında, yenilip içilmesinde, dinlenmesi veya bakılmasında yahut dokunulmasında nehiy olmayanlar olarak tanımlanıyor.

 

Birçok Ayet-i Kerim’e de helal ve temiz birlikte geçiyor. “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz, helal olanlarından yiyin; eğer sadece O'na kulluk ediyorsanız, Allah'a şükredin. O'na karşı diliniz, bedeniniz ve malınızla, kulluk borcunuz olan şükrü yerine getirin.” (Bakara 172)Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz şeylerden yiyiniz. Şeytan ve benzerlerinin adımlarını izlemeyiniz. Çünkü onlar sizin için apaçık bir düşmandır” (Bakara 168)Allah'ın size temiz ve helal olarak verdiği rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkun yasaklarından sakının!” (Maide 88)Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz/helal olanlarından yiyin, bu hususta azgınlık etmeyin. Sonra gazabım üzerinize iner. Kimin de üzerine gazabım inerse, hiç kuşkusuz o, uçuruma düşmüş, helak olmuştur.” (Taha  81) Daha fazlası için; Bakara 168, 172, 268, 273 Maide 4, 5, 87, 88 A’raf 32, 157, 160 Enfal 26, 69, 114 İsra 70 Mümin 64 Taha 81 Mü’minun 1-22, 51-56, 62, 78,  104, 114, 118  Hac 78, Embiya 268, 273 Ayet-i Kerime’leri bakınız.

 

Mutlaka dikkatinizi çekmiştir, Allah c.c. helal ve temiz olanlardan yiyiniz diyerek bitirmemiş. Ayet-i Kerime’lerin sonunda hep dikkat çekici ve ağır bir uyarı var. Aksi durumun “Şeytan ve benzerlerinin adımlarını izlemek” olarak tanımlanırken şeytan ve benzerlerinin adımlarını izleyenlerin Allah korusun “apaçık bir düşman” olduğu ifade ediliyor. Başka bir Ayet-i Kerime “Allah'tan korkun yasaklarından sakının” diye uyarırken Cenabı Hak başka bir Ayet-i Kerime’yi bitirirken “Temiz/helal olanlarından yiyin, bu hususta azgınlık etmeyin sonra gazabım üzerinize iner” diyerek çok dikkat çekici bir ikazda bulunuyor. ‘Azgınlık etmeyin’ uyarısı tam bugüne ve azgınlık eden bizlere yönelik olduğundan endişesi olan var mı?

 

Allah c.c. temiz ve helali esas haramı bir istisna yapmış olmasına karşın insanoğlu bu istisnayı her şeye bulaştırarak hem açıkça Allah’a meydan okumakta hem de kendi eliyle fesada uğramaktadır. Bu yüzden ateşimizi kendimiz yakıyoruz.

 

Vahiyden beslenmeyi bıraktığımız ve ‘azgınlık’ etmeye başladığımız günden bu yana başta midemize giren gıdalar olmak üzere tükettiğimiz mal ve hizmetler vahyin emirlerine aykırı ürünler yahut bunların karıştığı mamullerden oluşmaya başladı. Helali bir kenara itmenin yanında birçok Ayet-i Kerim’e deki temiz (tayyib)’den ne kastedildiği de ilgimizi çekmez oldu. Çünkü çoğumuz Kur’an-ı Kerim’i tefekkür ederek okumadık. Bu yüzden O’da kapılarını bize açmadı. Açmayınca yiyip içtiklerimiz yahut satın aldığımız bir şeyin helal mi yahut temiz mi olduğu konusunda endişe etmeyi bıraktık. Gelinen nokta (Allah korusun) -geçmiş ümmetlerin benzeri yöntemler olmasa bile- bilinmedik hastalıklara duçar olarak hızlı bir helak sürecine doğru üstelik kendi elimizle ilerliyoruz.

 

Kapitalist, Marksist dolayısıyla seküler kültürün tezahürü bir kültürden beslenen malum sanayileşme yeni üretim süreçleri ortaya koydu. Sonra bu bilgileri isimlerinin başında farklı unvanları olan kimselere zerk ettiler. Sonra bu eğitimciler yeni mühendisler yetiştirdi. Müslüman bile olsa batı kültür emperyalizmin kaynaklarından beslenen bu yeni mühendislerin eliyle insanlığın milyonlarca yıldır ürettiği, sakladığı ve tükettiği yöntemleri önce bize ilkel(!) olarak tanıttılar. Daha sonra bu yöntemleri üreticilere dayattılar. Onlarda bizlere. Yetiştirdikleri teknisyen ve mühendisler, adeta yeryüzü fesada memur Kapitalizm’in dayattığı bu yeni yöntemin dışında bir bilgiye sahip olmadılar. Bu öğreti, geçmiş yöntemleri hep sağlıksız ve ilkel gösterdiği için toplumlara bu yöntemlerle üretilen ürünleri tüketmeyi önerdiler ve hatta dayattılar. Bürokrasinin iki dudağına mahkûm mevzuatlar aracılığıyla da bu teknikleri meşrulaştırmakla kalmayıp diğer yöntemleri hep reddederek öcü olarak gösterdiler.

 

Yeni yöntem Kapitalizmi o kadar memnun etti ki, bu yöntem sayesinde sağlıklarını kaybeden insanlar ‘ilaç maymunu’ hale getirildi. Bu sistem öyle bir döngü haline geldi ki önce başta gıda ürünleri olmak üzere tüm tüketim maddeleri sağlıklı beslenme ve zorunlu ihtiyaç karşılama aracı olmaktan çıkarılıp, hoyratça tüketilmesi gereken bir süreç meydana getirildi. Ardından Kapitalizm tüketmeyeni insan yerine koymadı. Tüketim kölesi haline gelenlerimiz –kaç kişi bu süreçten kurtulabildiyse- insanlığını kaybetti. Yeni yöntemde insan ve doğa hep kaybeden taraf kapitalistler ise kazanan taraf oldu.

 

Ürettikleri gıdalarla önce hasta yaptılar. Daha çok tüketebilmek için hayatta kalmamızı da istiyorlardı. Bunun için büyük gayretler sarf ettiler. Sonra ‘tedaviye davet’ ettiler. Tedavi olurken verdikleri ilaçlar bir hastalığı tedavi etti ancak başka hatalıklar meydana getirdi. Yeni hastalıklar için yeni ilaçlar ürettiler. Bu kez onları tükettik başka başka hastalıklar meydana geldi. Artık herkes kobaya dönüştü.

 

Bu süreçte ‘modern tüketim köleleri’ olabilmemiz için dedelerimizin tükettiği ürünler hor ve hakir gösterildi. Dedemizin yöntemleri ‘ilkel’(!) olarak tanımlandı. Bize ‘modern’(!) olduğumuzu söyleyerek oyuna getirdiler. Hep birden bu oyuna geldik. Dedelerimiz sabah aç karına bizim ‘kurtlu’ diye yüzüne bakmadığımız elmaları, kuru üzümleri yiyerek sağlıklı bir ömür sürdü. Çoğumuz 80 yaşında ama kavağa tırmanır diye gıpta ile baktık. Biz 5 yaşında siroz, 15 yaşında kalp krizi, yirmi yaşında kanserle hastanelerde gün sayarken 80 yaşındaki dedemizin nasıl kavağa tırmandığını Kur’an-ı Kerim bize ‘akledin’ dediği halde akledemedik. ‘Cahil ve ilkel’ olarak gösterildiği için öyle zannettiğimiz dedemizin yediklerini yemediğimiz için yaşam standardımız sürekli düştü. Dedelerimizin semtine uğramayan hastalıklar bizden çıkmaz oldu.

 

Birde baktık ki bu süreci dayatanlar kendi ürettiklerini kendileri tüketmeyip bize hakir gösterdikleri dedemizin kurtlu elmalarını kendileri tüketiyorlarmış. Bize sağlıklı diye binbir türlü uyduruk bilimsel(!) raporlarla sundukları besinleri kendilerine ayırmışlar. Şimdi bir kısmımız bunu keşfedince ‘naturel=doğal’ etiketiyle bize birkaç katı fiyata satmaya başladırlar. Doğal beslenme endişesinin ilgi görmesi üzerine ‘Naturel Modası’ başlattılar. (Bu modayı ileride irdeleyeceğiz)

 

Hz Âdem a.s.’dan bu yana sokaktan süt alan dedelerimiz meğer ne ilkel(!) insanlarmış ta yeni haberimiz olmuş. Bize bu yalana öyle inandırdılar ki önce sütümüzü müstahsile sattık sonra raftan bizim sütü 3 katına geri satın alır hale geldik. İnsanoğlu daha çok tüketim yani israf süreci yüzünden daha çok üretmeye kalkıştı. Daha çok üretmek, daha uzun saklamak uğruna, doğalı bozdu. Doğalı bozarken tayyib ve helal endişelerini de yitirdi. Helalden uzaklaşınca mideler fesada uğradı, bereket gitti. İbadetlerden haz alamaz hale geldik. Herkes birbirine sormaya başladı yeni nesil nereye gidiyor? Neredeyse ye’se düştük. Yeni nesli suçlamak yerine nedenini akletmedik. Özellikle tüm yalanların meşru gösterildiği reklâmların etkisiyle bir tüketim kölesi haline getirildiğinizi fark edemedik. Köleleştikçe helal haram araştırma hürriyetini de kaybettiğimizi fark edemedik.

 

Acı bir son geldi çattı. Neyin helal neyin haram olduğu artık belli değil. Size bu ürünü yahut şu firmanın ürününü yüzde yüz gönül rahatlığı ile tüketebilirsiniz diyebileceğimiz hemen hemen hiçbir ürün ve firma kalmadı. Pazardaki patatesten bile endişeliyiz. Helal olması içinde sadece ‘domuz ve kan ürünlerinin olmamasını anlamak’ gibi bir yanlışa düştük. Bu da akledememiş olmamızın en büyük delilidir. Artık patatesimizden domatesimizden bile emin değiliz. Acaba içinde kaç tür hormon var, ne kadar ilaç kullanıldı, hangi kalıtsal hastalıkları taşıyor, içindeki katkılar hangi hastalıkları tetikliyor, DNA’mızı nasıl etkiliyor? Gelecek nesillerimizde nasıl bir tahribat ve değişime neden olacak? Bütün bunları bilmiyoruz.

 

Bize bunların ‘rahatlıklı tüketebilirsiniz’ diyenlerde bilmiyor. Onlarda kaçırdı ipin ucunu.

 

Aklendenler olabilmek dileğiyle…

 

27.11.2008 Bu yazi 3713 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri