Son Dakika
Çarşamba, 22 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bugün kaç böcek yediniz? Kemal Özer
Son yıllarda gıda katkı maddeleri; bazen sağlık, bazen de inanç açısından eleştirilerek tüm dünyada yoğun bir şekilde tartışılıyor.

Üreticiler, ürünlerine ekledikleri katkı maddelerini toplum sağlığı veya inanç boyutuyla değil; ‘en hızlı, en kolay, en ekonomik nasıl üretirim ve rafta bozulmadan en uzun süre nasıl tutabilirim’ diye düşünüyor.

Daha da önemli olan, ürünün daha fazla beğenilip tüketilmesi için, tat ve görüntüsünün cezp edici kılınmaya çalışılması…

Ne acıdır ki bu konuda ne Müslüman, ne de Gayrimüslim üreticiler arasında hemen hiçbir ayırımda söz konusu değil. Bu yüzden artık bir kişinin inancına bakarak; hem sağlık, hem de dinî anlamda ürününden ‘emin’ olmak neredeyse imkânsız.

Şimdilerde toplum -özellikle de Müslüman toplum- bugüne kadar kendinden bile çok güvendiği, büyük ya da küçük gıda üreticilerinin kendisini aldattığını görmenin sükûtu hayalini yaşıyor.

Geçtiğimiz hafta bir dizi konferans için Fransa’daydım. Neredeyse tüm Müslümanlar, çok güvendikleri birkaç şirketin bugüne kadar kendilerini aldattığından dert yandılar ve haklarını helâl etmediklerini söylediler.

‘Helâl ve temiz gıda’ tüketme konusunda Türkiye’ye oranla daha duyarlı olmalarına karşın, yeterli bilgiye sahip olduklarını söyleyemem. Kendilerine vaaz eden kimselerinde, kendileri kadar bile hassasiyet göstermemeleri de dikkatlerinden hiç kaçmamış. Bu haldir ki, özellikle gençler de dışarıdan gelen konuşmacılara karşı güven sorunu meydana getirmiş.

Buradaki insanların en hassas oldukları konulardan biri jelâtin, diğeri ise E120 kodlu karmin adlı katkı maddesi…

Hem bu vesileyle, hem de iki ilahiyatçının geçtiğimiz günlerde iki gazetede yer alan demeçlerinden hareketle ‘karmin’ meselesini; hem sağlık, hem de dinî açıdan ele alalım.

Karmin’in kaynağı ne? 

Bu katkı maddesi, kırmızı boya (koşineal) karminik asit olup; ‘Dactylopius coccus’ isimli kaktüsleri mesken edinmiş bir bit/böcek türünden elde edilir.

Cochineal/Dactylopius coccus böceği, kaktüs bitkisine kene gibi yapışarak hayatını sürdürür. Özellikle Meksika’da yetiştirmek için özel tarlalar kurulmakta, böcek ve larvaları üreticilerce toplanmakta.

Bir kırmızı renk pigmenti (boyar madde) olan ve Dactylopius coccus böceğinin vücut ve yumurtalarından elde edilen ‘karmin veya kokhineal’in, Avrupa Birliği EC kod sistemindeki karşılığı E120’dir.

Gıda endüstrisinin kırmızı renklendirici olarak kullandığı bu bitin kanı, bedeni ve larvaları saf renklendirici (E120i) ve ham ekstrakt (E120ii) şeklinde pazarlanıyor.

Nasıl üretilir? 

Böcekler kurutulduktan sonra sıcak suyun içerisine daldırılarak yahut güneşte ya da buhara maruz bırakılarak öldürülürler. Üretimdeki metot farklılıkları veya böceğin farklı türleri, kırmızı, mor ve pembe renk tonlarının oluşmasına neden olur. Bir kilo boya elde etmek için, 150-160 bin böcek gerekiyor. İddia edilenin aksine, böceklerde hem vücut sıvısı, hem de kan mevcuttur. Toz haline getirilirken sıvı kısmı uzaklaştırılır.

Nerelerde kullanılır?

Bu katkı maddesi gıda, ilaç, tekstil ve boya sanayi gibi birçok endüstri dalında kullanılır. Çoğu kimse tarafından tüketilen dondurma, sakız, süt ürünleri, pasta ve kekler, şekerler, jelâtinli tatlılar, çikolatalar, soslar, salam ve sosisler, reçel ve marmelatlar, kola ve gazozlar, vişne suyu, şaraplar gibi çok sayıda yiyecek ve içeceğin yanı sıra; evinizin duvar boyasında ve halısında, üzerinizdeki bir kıyafette ya da bir cilt bakım ürününde ve de ruj, pudra ve allıklar, merhemler ve kozmetik ürünleri ile deterjanlarda da karşımıza çıkabilir.

Sağlığa etkisi var mı?

Alanında oldukça sabıkalı olan Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi FDA, hemen her türlü katkı maddesini güvenli bulduğu gibi, karmini de güvenli bulmakta. AB örgütü olan EFSA ise, karmine karşı alerjik reaksiyonlarda artış olduğunu duyurmuş.

İngiliz Gıda Standartları Ajansı FSA (Foods Standard Agency); astım ve alerjik reaksiyonlara neden olduğunu, bazı insanlarda da alerjik reaksiyonların en şiddetlisi olan ‘anafilaktik şok’a yol açtığını rapor ediyor.
 

Michigan Üniversitesi’nden Dr Baldwin başkanlığındaki bir heyet karmin anafilaksi olarak bilinen ciddi bir alerjik reaksiyona neden olabileceğini ispatladı. CSPI bu reaksiyon tedavisinin hastanede yatarak yapılması gerektiğini söylüyor.

Corinne Geuget, Additifs Alimentaires adlı eserinde, karminin neden olduğu riskleri şu şekilde sıralıyor: “Hiperaktivite, astım, egzama ve uykusuzluğa neden olduğu kanıtlanmıştır. Karsinojenik (yani kanser gelişmesine yol açma) ve mutajenik (mutasyona neden olma veyahut da insan bedeninde biyolojik değişim)e neden olabilir. Üreme sistemi ve metabolizma üzerindeki uzun vadeli yan etkileri konusunda henüz bir araştırma yapılmamıştır.”
 

Yaygın sonuç ise; özellikle çocuklar başta olmak üzere bazı kişilerde hiperaktivite artışına neden oluyor. Birçok batılı kaynak; Müslümanlar, Museviler ve vejetaryenlerin sakınmalarını önerirken, bizdeki bazı ilahiyatçılarda birbirlerinden farklı düşünüyor.
 

Karmin alternatifi var mı?

Böcekten elde edilen renk pingmentinin en iyi ve en sağlıklı alternatifi üzüm kabuğudur.

Karmin tüketmek caiz mi? 

Star gazetesine konuşan Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır, E120 katkı maddesinin dinen mekruh ya da haram sayılmadığını söyleyip, eklemiş: “Cochineal adlı böceğin haram kılındığına dair bir ayet ya da hadis yok. Dinen temiz sayılan kaktüste yaşaması, böceğin de temiz olduğunu gösterir. Haşeratın yenilmesinin mubah sayılması, Hz. Muhammed’in devrinin adetlerindendi. O da insanları haşerat yemekten men etmedi.”

Radikal gazetesine konuşan Prof. Dr. Faruk Beşer ise, birçok üründe renklendirici ve tatlandırıcı olarak kullanılan maddenin, İslam'a göre doğrudan doğruya haram denilemeyeceğini belirtip; “Hanefi kurallarına göre 'mekruh' yani hoş olmayan, olmaması gereken. Yani kullanmak sakıncalıdır” diyor.

Mâide Suresi 3’de ‘kan’ tüketmek Müslümanlara haram kılınmıştır. Görüştüğü uzmanların, kendisine, bu böceğin kanının olmadığını belirttiğini ifade eden Prof Dr Saffet Köse ise, kanı olmadığı için haram denilemeyeceği görüşünde.

Abdülaziz Bayındır, karmini haram kılan bir ayet ve hadisin olmadığını belirtiyor. Meselenin ifade biçimi hocaya ait ise, bu bilginin takdirini elbette kamuoyu yapacaktır. Ancak, Bayındır Hocanın, Hz Peygamber s.a.v.’in haşerat yenilmesine izin verdiği şeklindeki ifadesini, yalnızca çekirgeyi kapsadığını belirtmeliyiz. Aleyhissalatu vesselamın, çekirgeyi dâhi yemediği ise herkesin malumu.

Rıfat Oral Hoca ise, ‘böcek yemek; Maliki mezhebine göre caiz, fakat Hanefi, Şafii ve Hambeli mezheplerine göre ise caiz değil’ diyor. Böcek kan içeriyor ve sağlık açısından sakıncalı ise helâl denilemeyeceğini de sözlerine ekliyor.

Bilgilerimi tazelemek için yaptığım literatür taramasında, birçok batılı kaynağın, bu böceğin kan içerdiğini özellikle belirttiğini bir kez daha gördüm.

Kur’an-ı Kerim, gıda söz konusu olduğunda, hem bütün insanlara, hem de Hz Peygamber’e hitap ederken ‘helâl ve temiz (halalen tayyiben) gıda’ tüketilmesini emreder. Çeşitli hastalıklara neden olduğu, en basit ifadeyle alerjen olduğu bilinen, gıdalar ve sağlık için bir zaruret olmadığı ayrıca başka kaynaklardan da bu renklendiricinin temininin mümkün olduğu halde, bu böceği tüketmek ‘şüpheli bir hâl’ meydana getirmez mi? 

Ayrıca zararı ispatlanmış olan bu bitin tüketilmesi, helâl ve temiz gıda tüketme emrinin sonunda yer alan ‘haddi aşma’ uyarısı kapsamına girer mi?

Bir yazısında "Helâl gıda yemek için verilen çabalar, nafile ibadetlerden çok daha sevaptır" diyen Prof Dr Faruk Beşer hocanın, hafta sonu yaptığı bir radyo konuşmasında ise, kola içmenin dinen bir sakıncası olmadığını ama kendisinin evinde kola bulundurmadığını lakin ikram edildiğinde de reddetmediğini ifade etmesi beni şaşkına çevirdi.

Günümüzde kolanın yararlı olduğuna dair tek bir veri bulunmadığı halde, zararlı olduğuna dair sayısız veri mevcuttur. Hatta kola ve enerji içeceği içtiği için ölmüş veya midesini kaybetmiş çok sayıda insan varken, bu tür yaklaşımların bozulan tüketim biçimine nasıl bir yararı olabilir? Üstelik hoca, konuşmasında doktorların sağlık açısından sakıncalı olduğunu da sözlerine eklemiş.

Faruk Hoca, bu ürünlerdeki alkolün fermantasyon sonucu olduğunu iddia ediyor. ‘İddia ediyor’ diyorum, muhtemelen kendisine bir uzman(!) böyle söylemiştir. Bir: İçeceklere eklenen aromalar alkol içinde taşınırlar. İki: Alkol fermantasyon sonucu oluşmaz. Bilakis -özellikle içeceklerde- alkol farklı maddelerin karışımı için çözücü olarak eklenir. Bu eklemeye hem uluslararası, hem AB, hem Türk Gıda Kodeksleri izin verir. Kaldı ki, TSE standardında da açıkça böyle yazar.

Diğer yandan bir meyvede alkol oluşmuş ise, o ürün ‘çürümüş’ demektir ve tüketilmesi sağlık açısından da sakıncalı hale gelir. İçecek üreticileri ve bazı kimselerin ‘ürünlere alkol eklemiyoruz’ ifadesi, boş ve anlamsız bir iddiadan ibaret.

Netice itibariyle; E120/karmini tüketip tüketmemek kişilerin kendi vereceği bir karardır. Maddi ve manevi nimet ve külfetler herkesin kendini bağlar. Ben bu ürünü içeren hiçbir gıda maddesini tüketmiyorum.

Bu konularda konuşan Müslüman kişiler ve özelikle de ilahiyatçılardan beklenen; endüstrinin, inanç ve sağlığımızın altını oyan uygulamalarına karşı daha isabetli ve ikna edici çözüm üretmeleridir. Aksi durum çözümden ziyade, zihinleri iyice karmaşık hâle getirmektedir.

Şimdi içinde böcek çıkan ürün ayıplı, lakin gıdanıza habersiz eklenen milyonlarca böcek meşru mu oluyor?

www.twitter.com/ozerkemal

 

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • hulya erdal
    bizim cocuklarimizin sucu nedir?
    Bizler cocuklarimiza sevdikleri seyleri yediremiyecekmiyiz .saglik bakanlarina soruyorum sizler cocuklariniza sevdikleri seyleri yediriyormusunuz..?sorduklarinda ne cevap veriyorsunuz?
    05.06.2013 01:19:27
28.04.2012 Bu yazi 11015 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri