Son Dakika
Çarşamba, 25 Ocak 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Aşılar ve Tamiflu'lar da elde kaldı Prof Ahmet R Küçükusta
Domuz gribinde bir sene geride kalırken aşılar ve Tamiflu'lar da elde kaldı

Geçen sene bugünlerde Dünya Sağlık  Örgütü (DSÖ) tarafından küresel salgın ilan edilen domuz gribi için koparılan yaygaranın boş olduğu ortaya çıktı.  İspanyol gribindeki gibi milyonlarca insanın öleceği iddia edilen salgın DSÖ’ nün bildirdiğine göre sadece 18 bin kişinin ölümüne yol açtı. Her sene mutad grip yüzünden en az 250 bin kişinin öldüğünü dikkate alırsanız, ne büyük bir fiyasko ile karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılır. 

Domuz gribinin DSÖ’ nün öngörülerinin tam aksine sonuçlanmasına sevinmemin başlıca iki sebebi var. BİR: Ölen insan sayısının tahminlerin çok altında olduğu için. İKİ: Bu salgının abartıldığını ve domuz gribi aşısının ticari bir ürün olduğunu bundan tam bir sene önce iddia eden bilim adamlarından biri de ben olduğum için. 17 Haziran 2009 tarihli ‘Domuz gribi aşısı korku ticaretinin bir ürünü mü?’ ve 11 Ağustos 2009 tarihli ‘Domuz gribi salgınında bir domuzluk var’ yazılarımın başlıkları bile fazla söze gerek kalmadan her şeyi apaçık ortaya koyuyor.

Tüm  ülkeler büyük zararda

DSÖ’ nün tavsiyelerine uyan ülkeler çok büyük bir zararla karşı karşıyalar. DSÖ’ nü dinlemeyen ve ne tek bir doz aşı ne de tek bir kutu Tamiflu satın almayan Polonya dışında bütün hükümetler milyarlarca dolar ödedikleri aşı ve grip ilaçlarını ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlar. Yatırım bankası JP Morgan’ a göre ilaç üreticilerinin sadece aşıdan sağladıkları kâr 7-10 milyar dolar düzeyinde. Bunları, bırakın yok pahasına satın almayı, hibe olarak bile kimse kabul etmiyor. Netice şu ki, hem bu aşılar hem Tamiflu’ lar çöpe gidecek.  
 
DSÖ’ nde çalışanların ilaç üreticileri ile ilişkisi var

British Medical Journal (BMJ) isimli tıp dergisi ve the Bureau of Investigative Journalism (Araştırmacı Gazeteciler Bürosu) tarafından yapılan bir araştırma DSÖ’ nü çok zor durumda bırakacak gibi görünüyor. Deborah Cohen ve Philip Carter’ un bildirdiğine göre DSÖ’ ne danışmanlık yapan uzmanlardan üçünün grip ilacı üreticileri Roche ve GlaxoSmithKline ile parasal bağları var. Pandemide grip ilacı kullanım rehberinin, Roche’ dan konsültasyon ve ders verme karşılığı para alan bir uzman tarafından yazılmış olmasını da kanıt gösteriyorlar.  DSÖ’ ne danışmanlık yapan uzmanların çoğunun endüstri ile bağları bir sır olmasa bile, örgütün bu ilişkiler hakkında ne ölçüde bilgi sahibi olduğunu ve bu konuda nasıl davrandığını açıklamayı reddetmesi akılları karıştırıyor.

Bu şeffaflık eksikliği yanında, DSÖ’ nün başkanı M. Chan’ a küresel salgın kararını  açıklamasında tavsiyelerde bulunan 16 kişilik komitenin kimlerden oluştuğunun bilinmemesi de çok önemli. Çünkü küresel salgın kararının alınmasıyla beraber önceden yapılmış olan aşı kontratları yürürlüğe girmiş oldu. 

Cohen ve Carter’ in bildirdiklerine göre, DSÖ 2003 senesinde endüstri ile çıkar ilişkisi olanların bu ilişki ile doğrudan veya dolaylı olan tartışma ve işlerde görev alamayacaklarına dair bir karar almıştı. DSÖ, pandemi ile ilgili kararlarında kendi kuralına uymadığı ortaya çıkmış oluyor.

Dergi ve büronun değerlendirmeleri Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Sağlık Komisyonu’nun Paris’te kabul edilen raporuyla da büyük benzerlikler taşıyor. İngiliz parlamenter Paul Flynn tarafından sunulan rapora göre, DSÖ’ nün domuz gribi salgını ile ilgili aldığı kararlar şeffaflıktan yoksun olduğu gibi, salgın abartıldı ve aşırı önlemler alınmasına yol açıldı. 

DSÖ’ nün cevabı  hayâl kırıklığı yarattı

DSÖ’ nün bu iddialara cevabı  ise hayal kırıcı olmaktan ileri gidemiyor. DSÖ; Avrupa Konseyi’  nin ocak ayındaki iddiasına herhangi bir kanıt göstermeden ‘aldığı kararlarda endüstrinin bir etkisi olmadığını bildirerek’ cevap vermekle yetinmişti.

Örgüt Başkanı Chan bu konuda bir araştırma yapılmasını istemiş ve DSÖ de şeffaflığa bağlılığını vurgulamış olmasına rağmen, bunlar çıkar ilişkileri konusundaki kaygılara net bir cevap olmaktan çok uzak. DSÖ’ nün geçmiş yıllarda endüstriye karşı koymada göstermiş olduğu performansa bakılınca da durumun ümitsizliği ortaya çıkıyor.  

Gelelim neticeye

DSÖ’ ne çok önemli bir görev düşüyor. Geçmiş yıllarda SARS ve kuş gribinde de çok kötü bir imtihan veren örgütün inandırıcılığını tekrar kazanabilmesi için aldığı kararlarda ilaç ve aşı endüstrisinin hiçbir rolünün olmadığını kesin olarak kanıtlaması gerekiyor. Aksi takdirde DSÖ’ nün yalancı çobandan farkı kalmayacak. 

KAYNAKLAR
F. Godlee: Conflicts of interest and pandemic flu. BMJ 2010; 340: c2947.
Cohen D, Carter P.: WHO and the pandemic flu "conspiracies." BMJ 2010;340:c2912.
 

11.06.2010 Bu yazi 3767 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri