Son Dakika
Pazar, 23 Temmuz 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Yahud,'nin 'bozuk' tohumu Kemal Özer
İslam'ın sahih kaynakları varken, muharref Tevrat'tan örnek vermek âdetim değildir. Ancak bozuk saat misali nadiren olsa da, Musevilerde de ders alacak bir yön bulunabiliyor. Bu örnekten hareketle kimse kalkıp muharref Tevrat'tan hakikat falan aramaya kalkmamalı.

Bu, çağı anlama ve ifsad edici yönünü görmek açısından örnek olması ve Musevilerin yaman çelişkisini ortaya koyması bakımından zaruri bir örnek:

 “Hayvanlarını melez üretmek amacıyla çiftleştirme. Tarlanı melez ürün elde edecek şekilde ekme” (Tora / Tevrat, Kedoşim 19)

Museviler bunları her gün okurlar. Okurlar da tıpkı bizim Kur'an-ı Kerim'le amel etmediğimiz gibi amel etmezler. Hatta kasten aksini yaparlar.

Aslına bakarsanız bu emirlerin aynı Kur'an-ı Kerim'de de var. Buna rağmen İslam'ın emirleri ile Musevilerin hükümlerini birlikte zikrederek meseleyi karmaşıklaştırmak istemem. Hakk din İslam'ın yaklaşımını müteakip yazılara bırakalım.

Yeni bir ırk elde etmek için iki ayrı türü çiftleştirmeye melezleme denilir. Bu hâl hayvanlar için geçerli olduğu gibi, bitkiler için de geçerli. Bazı aklı evveller, siyahî biri ile beyaz tenli biri veya iki farklı ırktan kimsenin evlenmesinden doğan çocuğu da melezleme olarak tanımlar. Böyle ifadelendirme cehaletin bir göstergesi. Zira iki tür insan yok, farklı olan şey kavimler. İki farklı kavmin evlenmesinde beşeri ve ilahî hukuk açısından bir yasak da yok.

Merkep ile atın çiftleştirilmesinden elde edilen katıra, Anadolu'da “kırma” denilir. Kubbealtı Lügati melez için şu notu düşmüş: Saflığını, hâlisliğini yitirmek…

TDK sözlüğünde melez için hibrit, Yine TDK'nın Resimli Deney Hayvanları Sözlüğü'nde ise; iki ya da daha fazla ırk ya da hattın birleştirilmesi ile elde edilen yeni yavru. F1 ilk nesil ya da ilk melez, F2 ve F3 bunu takip eden yeni hibritler. Mehmet Doğan da benzer bir tanım getirmiş ve eklemiş: Cinsi halis olmayan, karışık.

Günümüzde laboratuar ortamında yapılan hibritleştirme, tabiatta kendiliğinden olduğu şekilde değil, aksine teknik müdahalelerle yapılan ifsadın, melezlenmenin adıdır.

Hibrit tohum ve hayvanlar genellikle ve çoğunlukla kısırdır, ebterdir. Üretme yeteneği elinden alınarak fıtratı tahrif edilir. Böylece türler ticari şirketlerin özel mülkü haline getirilir. Bilim, gelişme ve ıslah gibi kavramlara sığınarak yaratılışın/ fıtratın tahrifi yani modern hırsızlık ve ifsat.

Elimde Moşe Farsi'nin yaptığı ve bir grup Musevi'nin tercüme ettiği, 5 ciltlik Tora/Tevrat tefsiri var. Orada Kedoşim 19'daki emri özetle şöyle açıklamışlar:

Melezleme ve tarlana melez tohum ekmek yasaktır. Böyle bir ekim yapılmışsa söz konusu bitkiler topraktan sökülmeli. Yasak diğer yenen sebzeler için de geçerli. Bu kural, ağaçlarda aşılama yapmayı da yasaklar. Bir Yahudi'nin iyeliğinde (arazisinde) aşılama ile elde edilmiş bir ağaç bulunmamalı, varsa sökülmeli. Böyle bir tohumun ürününü, ağacın meyvesini yemek yasaktır. İster evcil, ister yabanî olsun, herhangi iki farklı türdeki hayvanı çiftleştirmek yasaktır.

Bu yasağın mantığı, insanların kavrayamayacağı bir hükümdür. Yaratıcı bütün türleri bir arada yaşayacak ve bozmayacak şekilde yaratmış. Bütün türlerin bozulmadan ve katışıksız kalmasına hükmetmiştir.

İnsanlığın kurnazca davranıp, Yaratılış düzenini değiştirme gibi bir “görev” üstlenmesi, Allah'ın planına karşı güvensizlik ve inanç eksikliğine işarettir. Bunun da ötesinde, yeryüzü ve gökler birer manevi güç tarafından yönetilir ve bir denge vardır. Bunları kurcalamak, yeryüzüne bağımlı olan insan için önemli bir tehlike kaynağıdır. Yeryüzündeki sistem manevi bir ahenge bağlıdır. Bunları bozmaya teşebbüs eden davranışlar, felaket niteliğinde sonuçlara yol açabilir.

Tevrat melezleme /  hibrit / ‘ıslah' yasağına yasakla ilgili ‘yok oluş' anlamındaki “kilayim” kelimesini kullanır. Bu kelime aynı zamanda ‘dengi olmayan bir şeyin yasak karışım sonrasında gücünü kaybetmesi' anlamına gelir. Allah her canlıyı kendi türünden üreyecek şekilde yaratmıştır ve bizden bu düzene aykırı bir şey yapmamamızı bekler.  Bu kurallar, Tora'nın hayatın her alanına müdahil oluşuna örnektir.” (Cilt 3, s 404)

Buraya kadar her şey çok güzel. Ancak mesele buradan sonra başlıyor. Günümüzde tohumu melez / hibritleştiren yani genetik yapısına müdahale edenlerin büyük çoğunluğu Musevi. Biyoteknoloji denilen ifsad tekniğini elinde tutan, genetik yapısını bozdukları tohumları mülkiyetlerine geçirerek bütün insanlığa satan ve yediren de kahir ekseriyetle Yahudi.

Necati Cumalı'nın tüm kitaplarını, Türkiye düşmanı Cumhuriyet basıyor. “Yakup'un Koyunları” isimli eseri hariç. Eskiden yayınlayan Tekin Yayınları da artık nedense basmıyor. Necati Cumalı bu eserde özetle şunları yazıyor:

“Karım Tel Aviv Tanıtma Ataşeliği'ne atandı. 1963 Martında birlikte gittik. Şabat gününde Yahudiler hiçbir şey yapmıyor. Elektrik akımı kesikti. Şabat günü elektrik yakmak da yasaktı bağnazların anlayışıyla. Bağnaz bir otelciye çattık. Otelden ayrılacağımızı söylediğim zaman, başında takkesi anlamamış gibi davranıyordu. Bu kez Fransızca söyledim. Bu kez “olmaz” dedi. Çünkü şabat günü paraya el sürmez, hesap kapatamazdı. “Siz bilirsiniz. Yarın gelir öderiz” dedim. Bu kez şabatı mabatı unutup, bölmesinden çıkıp, yanımıza geldi. Odamıza gittik. Kapıyı kapattı borcumuzu ödedik. Parayı alıp saydı ve cebine koydu. Herkesin gördüğünü Allah da görüyordu. Ama kapalı kapı ardından görmüyordu demek ki…”

Yahudi işte bu… Söz konusu olan şey para ise, ne Tevrat'ı tanır, ne de Allah'ı! Tıpkı tohumlar, hayvanlar ve diğer canlıları ifsat ettiği gibi, Tevrat'ı da tahrif eden odur. Asıl hedefi insan.

Yazık ki, Kur'an ve sünnetten bihaber Müslüman, okumuş yazmış ve akademisyenlerimiz de aynı ifsad yolundan ilerliyor. Islah masalının ardına sığındıklarından ne yaptıklarının farkında değiller.

İnsan İslam'ı hayatından çıkardığında, Kemalizm'in hibritleştirdiği sığ “Türkçe”siyle anlama ve kavrama kabiliyetini de kaybediyor. Bu nedenle, Kur'an bu hususta ne diyor demeyi akıl bile edemiyor. Allah ömür ve izin verirse ‘bu hususta İslam ne diyor' ona da bakacağız.

OKUNACAK KİTAPLAR

Yenilenme, Prof Taha Cabir Alvani, Mahya Yay.

24.12.2016 Bu yazi 2085 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri