Son Dakika
Cumartesi, 21 Ocak 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Yerli değil, yabancı tohum… Kemal Özer
Kemal Özer'in Yeni Söz Gazetesi'nin 18 Mayıs 2015 tarihli nüshasındaki köşe yazısı

Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız ve saygıdeğer Başbakanımızın, Türkiye Ziraat Odaları Birliği 26. Genel Kurulu’nda yaptığı tohumla ilgili konuşmalarından hareketle kaleme aldığımız yazımıza bugünde devam edeceğiz.

Tekrar etmekte yarar var ki, Türkiye’nin bundan daha mühim bir meselesi yok, olamaz da! Zira tohum; terör, tank, uçak, füze, uydu ve hepsinin toplamından çok daha önemli! PKK terörüne 30 bin can verdik, ama sessiz tohum terörüne maazallah bütün bir geleceğimizi verebiliriz.

Bu aletler ve savaş araçlarının olmadığı günlerde zorda olsa mutlu mesut yaşarsınız. Lakin tohumunuz elinizden uçup gitmişse, tohumunuzun genetik yapısına müdahale edilerek besin değeri yok edilmişse, hem mülkiyeti, hem de üreme yetinizi kaybedersiniz.

İnsanlığın ilk gününden bu yana tüm canlıları besleyen tabiî tohumlara, şu ya da bu yalanlarla müdahale edilmişse ve bu hususta siyasi sorumlulara doğru olmayan bilgiler veriliyorsa, nükleer hatta nano nükleer silahlara sahip de olsanız “yok” olmaya mahkûm edilirsiniz.

Tohumu kısırlaştırılan toplumlar ve ondan beslenen tüm canlıların dakısırlaşması kaçınılmazlaşır. Ülkemizin korkutan kısırlık oranları, bundan bağımsız değerlendirilebilir mi?

Erdoğan’ın haklı olarak on yıla yakındır “üç çocuk” diye bir derdi var. Modern hayatın getirdikleri ve hibrit tohum ile endüstriyel gıdanın tehlikeli bir silah olarak kullanılması, insanlığı, “soykırım” riskiyle karşı karşıya bıraktı. Yani insandan öç almaya yönelik pek bilinmeyen kirli ve tehlikeli bir savaştan söz ediyoruz.

Buna hâlâ “komplo teorisi” diyen varsa, onlara diyorum ki, “hodri meydan!” Varsanız size bu acı gerçeği her platformda anlatmaya hazırız.

Beni yine savcılığa şikâyet etseler hatta kötü zanda bulunsalar da, ülkemdeki yerli tohum denilen tohumların yerli olmadığını yani gerçek tabiî tohumlar olmadığını söylemek boynumuzun borcu.

Allah’ın yarattığı tohumda -hâşâ- bir eksiklik mi var da, “ıslah” adı altında bu tohumlara bilimsel kılıfı giydirilip, tabiî yapısına / yaratılışınamüdahale ediliyor. Şimdi biri çıkmış 16 yıl uğraşıp, -güya doğal yollarla- kırmızı ceviz türü geliştirmiş. Sorarım size, Allah kırımızı ceviz yaratmasını bilmiyor muydu?

Tohumlarımız, -dolayısıyla hayatımız ve geleceğimiz,- Mendel adlı papazla başlayan süreçle, o yakından tanıdığınız Rockefeller’in 1920’lerde kurduğu şer düzeninin yalanlarıyla elimizden alınıyor, besin değeri düşürülüyor, yaratılışı bozuluyor, tohum ve nesil ifsad ediliyor.

Ülkemizde istatistikle “yerli” gibi gösterilen tohumların sahipleri, TTK’na göre kurulmuş yabancı “yerliler(!)”. Yani Amerikalı, Avrupalı ve İsrailli Monsanto, Hazera, Bayer, Syngenta, DuPont, Dow, KWS, Basf, Cargil ve bunların yan şirketlerinden başkası değil. Bunlar yerli ise, evet tohumlarda yerli(!)

Türkiye’de üretilen Ford, Fiat, Toyota, vs. nasıl yerli üretim ama yerli otomobil değilse, bunların tohumları da yerli değil. Evet, önceki yıllara oranla daha az tohum ithal ediyoruz. Ama bunun nedeni, -tepkiler üzerine- bu firmaların üretimi Türkiye içine kaydırmaları.

Diyelim yerli, ama bu tohumların pek çoğu hibrit! Yani genetik yapısına şu ya da bu şekilde müdahale edilmiş tohumlar! Diyecekler ki “hayır efendim, hibrit genetik müdahale değil!” Peki, hibrit genetik müdahale değilse, hibrit neden kısır? Rengini, boyunu, tadını nasıl değiştirebiliyorsunuz? Neden ondan tohum elde edilmiyor? Bu sözde ıslah edilmiş sentetik tohumlardan tohum elde etseniz dahi, neden önceki verimi vermez? Neden tescilli tohumdan tohum elde etmek yasak?

Şimdi bu sözde okumuş ama küresel şeytanlıklardan ya bihaber, ya da bir parçası olan bu tayfa, bizi her zaman yaptıkları gibi cahillikle, komplo teoriciliğiyle, teknikten habersiz olmakla, vs safsatalarla suçlayacaklar. Onlara diyorum ki, “Vallahi siz yalan söylüyorsunuz!”

Biz bir yana, Bakara suresi 11-12’de, Allah (c.c.), sizin yalan söylediğinizi haber veriyor. İfsat edici olduğunuz halde, “hayır biz ıslah edicileriz” diyeceğinizi bildiriyor” desem diyecekler ki, orada Yahudilerden söz ediliyor.

İyi ama tohuma müdahale edenlerde Yahudiler! Siz onların kötü birer taklitçisisiniz! Bu yüzden Allah, size “summün bükmün umyün fehum lâ yerciûn” diyor.

Buyurun hodri meydan! Biz, Allah’ın yarattığı ve çiftçinin her yıl ürününün içinden seçerek veya konu komşudan alarak yahut takas ederek elde ettiği tohumlardan getirelim, siz de “ıslah” ettiğinizi iddia ettiğiniz ifsad edilmiş tohumlarınızdan getirin, bunların besin değerlerini analiz edelim, bunları aynı şartlarda ekelim, siz adına “ilaç” diyerek yalan söylediğiniz tarım zehirlerinden atın, biz de atmayalım…

Elde edilen hasadın miktarını, besin değerlerini, ağır metallerini, pestisit oranlarını yeniden analiz edelim ve sonuçlarını yayınlayalım. Kimin ki daha verimli, kimin ki daha sıhhatli, kiminki daha besleyici ise, o hep konuşsun, diğeri ebediyyen sussun, var mısınız? Varsanız biz hazırız!

Unutmayın, hizmet ettiğiniz yer, sizin en büyük düşmanınızSiyasetçilerionlar adına aldatıyorsunuz. Tohum bankası ne işe yarar? Onun sperm bankasından ne farkı var? Kötüyü ekip, iyiyi saklamak veya o iyiyi kötü yapmak için materyal olarak kullanmaktan başka ne işe yarar?

On binlerce yıldır tohumlar hangi bankanın elinde bugünlere ulaştı? Allah, yarattığını muhafaza edemez mi? Onlar, siz müdahale edene dek nasıl bugünlere ulaştı? Yoksa Allah, bir şeyleri -hâşâ- eksik bıraktı da, siz mi tamamlıyorsunuz?

Tohumu silah haline getirenlere yardım edenler bilsinler ki, yaptığınız doğru değil. Bilgiçlik taslamaktan, ön yargılarınızdan, büyülendiğiniz bilimsellik tuzağından kurtulup, yere, göğe, toprağa, denize bir bakın! Allah’ın yaratılışında bir eksiklik görebilecek misiniz?

Ey, bu hususu araştırmayan ve susan ilahiyatçılar! Neredesiniz? Küresel ifsada aracılık edende, sessiz kalanda, hakikate kulaklarını tıkayanda bilsin ki, bu ateş sizi de yakar, bu tufan sizi de boğar!

Bu yazıdan siyasi husumet çıkarmak isteyen muhalefet, sakın buna tevessül etmeyin! Masal ve sloganlarınıza karnımız tok. Zira sözümüz aynı zamanda size ve size!

İnşaallah, çözüm hususunda da görüşlerimizi yazmaya devam edeceğiz! 

 

18.05.2015 Bu yazi 2983 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri