Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Kolesterol ilaçlarında soru işareti Prof Ahmet R Küçükusta
Türk Kardiyoloji Derneği’ nin (TKD) internet sitesinde yer alan basın açıklamasında bazı sorular soruluyor ve bunlara cevap veriliyor: İşte bunlardan biri:

“Kolesterol düşürücü ilaçların, statinlerin yan etkileri var mı? Neler?

Statinler bugüne kadar yüz binlerle ifade edilen insan üzerinde en çok araştırmanın yapıldığı ilaçlardır. Yine milyonlarca insan tarafından 20 yıldır kullanılmaktadır. Dolayısıyla yan etkileri iyi bilinen ilaçlardır. En önemli iki yan etkisi rabdomiyoliz dediğimiz böbrek yetmezliğiyle birlikte kas harabiyeti gelişmesi, sıklığı 1/10 milyon reçetede (veya %0.007), diğeri karaciğer yetmezliğidir, sıklığı 0.5-1/100 bin hasta yılı. Bunun dışında kas ağrıları, karaciğer enzim yükselmesi gibi yan etkileri görülebilir. Yan etkileri ilaç kesildiğinde 3 ay içinde düzelir. Düzenli hekim kontrolünde kullanıldığında son derece güvenli ilaçlardır. Herkes tarafından rahatlıkla kullanılan aspirine göre daha güvenli ilaçlardır.”

Küçük bir araştırma yaptım

TKD’ nin açıklamasını okuyunca içime su serpildi; statinlerin güvenli ilaçlar olduklarına inandım elbette ama kendim de bu konuyu bir araştırayım dedim.

Bunun için de tıbbi yayınların yer aldığı www.pubmed.com isimli sitede arama motoruna “statins side effects” (statinlerin yan etkileri) yazdığımda karşıma tam 6.253 yayın çıktı.

Hak verirsiniz ki bu kadar çok yayının özetlerini okumak bile pratik olarak mümkün değil. Hemen hesapladım: Özetlerin her biri 10 dakikada hiç ara vermeden 24 saat okunsa bile bunun için tam 40 gün gerekiyor.

Ben de bunlar içinden “American Journal of Cardiovascular Drugs” isimli tıp dergisinde yer alan ve statinlerin yan etkilerinin tam 892 bilimsel yayının kaynak gösterilerek değerlendirildiği bir makaleyi seçtim.
45 sayfalık bu makaleyi bilim dünyasına sunan Beatrice A. Golomb ve Marcella A. Evans adlı iki değerli uzmanın ellerine sağlık diyorum ve bu yazıyı statin yazan tüm hekimlerin dikkatle okumaları gerektiğine inanıyorum.
Bu son derecede objektif bir çalışma; çünkü her iki uzmanın da ilaç endüstrisi ile çıkar ilişkileri olmadığı gibi makale Robert Wood Johnson Generalist Physician Faculty tarafından Dr. Golomb’a verilen bir ödül sayesinde gerçekleştirilmiş. Üstelik bu kurum makalenin ne yöntemine, ne yayınların toplanması, analizi, değerlendirilmesi, yazılması ve ne de yayınlanması için hangi dergiye gönderileceğine hiç karışmamış.

Her iki uzmanın da statinlere karşı önyargılı olmadıklarını gönül rahatlığı içinde söyleyebilirim; çünkü makalenin sonuç bölümünde şu sözlere yer veriyorlar:

“Herhangi bir ilacı kullanan bir kimsede yan etkiler ortaya çıktığında tedavinin fayda-zarar dengesinin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Statinler bugün için kalp-damar hastalıklarından korunmada temel ilaçlar olmakla beraber bunların yan etkileri ne yok denecek kadar azdır ve ne de önemsizdir. Tüm diğer ilaçlar için olduğu gibi statinlerin de potansiyel yan etkilerine karşı uyanık olunmalıdır.”

Zurnanın zırt dediği yer

Statinler HMG-CoA redüktaz enzimini engelleyerek etki ederler. Bu sayede sadece kolesterol sentezi değil hücre biyolojisi ve insan fizyolojisinde çok önemli rolleri olan koenzim Q10, heme-A ve izoprenil proteinlerin yapımı da etkilenir.

Ayrıca kolesterol bir son ürün değildir; seks hormonları (östrojen, testosteron), kortikosteroitler, D vitamini ve safra asitleri gibi sağlıklı hayatın olmazsa olmaz pek çok ürünü de kolesterolden yapılır.

Kolesterol hücre duvarının, beyin ve sinir sisteminin çok önemli bir yapıtaşıdır.

İş burada da bitmiyor. Nitrik oksit ve enflamasyon mediatörlerinden çoklu-doymamış yağ asitlerine kadar birçok ürün ve fonksiyon da bu ilaçtan etkileniyor.

Netice şudur ki bir kimseye statin vermekle sadece kolesterol yapımı engellemekle kalınmaz, “sağlıklı çalışan bir sistemin temel ayarları ile de oynamış olunur.”

Statinler hücrelerin işleyişini bozuyor

Bu araştırmadan çıkarılması gereken önemli bilgiler ve uyarılar var; tabii anlayana!

BİR: Statinlerin kaslar üzerine olan olumsuz tesirlerinden sorumlu tutulan mitokondrial mekanizmalar ilacın diğer ters etkilerinin de sebebi olabilir.

İKİ: İlacın aksi tesirleri dozla ilgilidir ve statinlerin etkinliklerini artıran (özellikle sitokrom P450 3A4 sisteminin baskılanması) ilaçlar bu riski artırır. Son senelerde giderek daha “yüksek doz çığlıkları atan kardiyologları” hatırlayın!

ÜÇ: Statinlerin aksi tesirlerinin ortaya çıkmasında metabolik sendrom, tiroit hastalıkları ve mitokondrial fonksiyon bozukluğuna yol açan genetik mutasyonlar gibi başka risk faktörleri de vardır. Bunlar mitokondrial ve metabolik hassasiyeti artırarak etkili olurlar.

DÖRT: Statinlerle alakalı aksi tesirler içinde bilişsel kayıplar, nöropati, pankreas, karaciğer ve seksüel fonksiyon bozuklukları da vardır. 

BEŞ: Doktorların statin tedavisinin aksi tesirlerinden farkındalıkları hastalar tarafından sık bildirilen aksi tesirler için bile düşüktür. 

Gelelim neticeye

Golomb ve Evans şöyle diyorlar:
“Potansiyel aksi tesirleri olmayan hiçbir ilaç yoktur”. Bütün ilaçların fayda ve risklerinin çok iyi bilinmesi gerekir; özellikle de statinler gibi çok yaygın olarak kullanılan ilaçlarda seyrek rastlanan aksi tesirler bile halk sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir.
Ben de diyorum ki:

 

BİR: Statinler sadece kolesterol yapımını engelleyerek kanda kolesterol seviyelerinin azalmasına sebep olmazlar. Vücudun sağlıklı çalışabilmesi için gerekli olan birçok hormon, D vitamini, safra tuzları, koenzim Q10, heme-A ve izoprenil proteinlerin yapımını da bozarlar.

Bunlar “vücudun temel mekanizmalarının alt-üst olması” demektir. Bir binanın kolonlarının ve enerji sisteminin hasra uğratılmasından farksızdır.

İKİ: Başkanından 2.900 üyesi olduğunu öğrendiğimiz TKD’ nin statinlerin güvenirliliğini kanıtlayan hangi çalışmaları vardır, merak ediyorum.

ÜÇ: TKD’ nin böyle bir yayınlanmış araştırması olmasa bile hiç değilse 20 seneden beri kullandıkları bu ilaçların yan etkilerini izleyen, değerlendiren bir sistemi var mıdır ve bugüne kadar ne gibi veriler elde edilmiştir?

DÖRT: Bunu da bırakalım; ülkemizde sağlıklı işleyen bir “yan etki bildirme sistemi” var mıdır yok mudur? Yoksa her şey Allah yoluna mı yapılmaktadır?

Ve elbette TKD’ den cevap bekliyorum.

KAYNAKLAR

    1.       http://www.tkd.org.tr/pages.asp?pg=460
    2.       Am J Cardiovasc Drugs. 2008;8(6):373-418. Ahmet Rasim Küçükusta / Habertürk

04.12.2011 Bu yazi 2532 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri