Son Dakika
Pazar, 23 Şubat 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Kasa fişlerindeki tehlike Prof Ahmet R Küçükusta
- İki hafta önce, tüm dünyada bisfenol A (BPA) ihtiva eden sert plastikten yapılmış biberon, bardak, şişe ve yiyecek saklama kaplarının yasaklanması konusunda yoğun çalışmalar olduğunu yazmıştım.

Ülkemizin yoğun gündemi yüzünden olsa gerek bizde neredeyse hiç konuşulmayan bu konuda okuyucularımdan pek çok soru geldi. Yeni yapılan ilginç bir araştırmadan da yararlanarak sizleri BPA hakkında bilgilendirmeye bu hafta da devam ediyorum.

Amerika'da yapılan yeni bir araştırma BPA'nın kasa ve bankamatik fişleri gibi termal kâğıtlarda çok daha yüksek miktarlarda bulunduğunu ortaya koydu. Environmental Working Group (EWG) tarafından görevlendirilen bir laboratuvar tarafından test edilen kasa fişlerinin yüzde 40'ında ağırlıklarının yüzde 0,8 ila 3'ü kadar BPA bulunduğu anlaşıldı. Termal kâğıtlardan oluşan bu fişler, fast food restoranları, marketler, benzin istasyonları, bankamatikler ve postane gibi kuruluşlardan toplandı. Bunlar, çoğu ülkemizde de tanınan ve şubeleri bulunan McDonald's, CVS, KFC, Whole Foods, Walmart, Safeway ve U.S. Postal Service gibi firmalardı. Araştırmada fişlerdeki BPA'nın kâğıtla teması olanlara kolayca geçtiği de gösterildi. BPA'nın vücuda kâğıttan ele bulaşıp sonra da ağız yoluyla veya deriden emilerek girdiği düşünülüyor. Hayvan deneyleri de BPA'nın deriden emilebildiğini gösteriyor. Her alışveriş yapan, fişler aracılığıyla BPA'ya maruz kalabiliyorsa da en büyük risk altında olanlar kasiyerler.

Çevremizdeki BPA

BPA çevreye kural olarak atık sularla geçiyor. Bunların büyük kısmı da polikarbonat ve epoksi resin üreten işletmelerdir. Termal kâğıt üreten ve PVC plastik işleyen fabrikalar da önemlidir. BPA içme sularına da karışmış olabiliyor. Bunların kaynağı epoksi resin ihtiva eden su depoları ve su borularıdır. Su, sıcak olmadıkça BPA'nın insan vücuduna girmesi çok önemli olmamaktadır. CDC tarafından 2004'te yapılan bir araştırmada 6 yaşından büyük Amerikalıların yüzde 93'ünün vücudunda BPA bulunduğu gösterilmiştir.

Yoğun bakımda bulunan hastaların, özellikle diyaliz uygulananların ve yeni doğan yoğun bakım birimlerinde yatanların BPA'ya maruz kalmaları ihtimali daha yüksektir. Çocuk ve erişkinlerin vücutlarına bir günde giren BPA miktarı kilo başına 0,03-0,07 mikrogram arasındadır. Bu değer biberonla beslenen çocuklar için 0,08 mikrogramdır. Hayvanlarda yapılan araştırmalar, insanların tolere edebileceği günlük BPA miktarının kilogram başına 0,01 miligramın altında olması gerektiğini göstermektedir. Ancak üreme sağlığının bu miktarın altında bile etkilenebileceğini gösteren pek çok araştırma olduğu da hatırlanmalıdır.

Sağlığa etkileri

BPA hormon sistemini bozan bir maddedir. BPA'nın kadın seks hormonlarının etkilerini artırdığı; erkek seks ve tiroit hormonlarının etkilerini ise azalttıkları gösterilmiştir. BPA işleyen fabrikalarda çalışan erkeklerde sertleşme, erken boşalma ve cinsel isteksizlik problemleri olduğu belirlenmiştir.

BPA'nın öğrenme ve davranış üzerine de olumsuz etkileri olduğu, saldırganlığı artırdığı ve öğrenmeyi güçleştirdiği de bilinmektedir. BPA, eşcinsellik, obezite, diyabet, astım, kalp-damar hastalıkları ile de ilişkilendirilmekte, kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanseri riskini artırdığı da ileri sürülmektedir. En önemlisi de genler üzerine olan etkileri ve olumsuzluklarının sonraki nesilde daha belirgin ortaya çıkması ihtimalidir.

Dünya neler yapıyor?

ABD'deki en büyük termal kâğıt üreticisi olan AppletonPapers Inc. isimli firma ürünlerinde çoktan beri BPA kullanmıyor. BPA'nın toksisitesi ile ilgili kaygılar yüzünden Japonya BPA'nın kullanımını 1998'de durdurmaya başladı ve 2003'te de tamamen bitirdi. EPA (Çevre Koruma Ajansı) 2010'da termal kâğıtlarda BPA yerine başka kimyasalların kullanılması ve bunların emniyetleri konusunda bir program başlattı. EWG, perakendecilere BPA'sız kâğıt kullanmaları için baskı yapıyor ve elektronik fişler gibi kâğıtsız çözümler üzerinde çalışıyor. Üstelik bu sayede hem BPA maruziyeti önlenmiş hem de kâğıttan tasarruf edilmiş olacak.

EWG'nin araştırmasında toplanan fişlerin yüzde 60'ında BPA bulunmaması ve Target, Starbucks kasa fişlerinde ve Bank of America bankomat çıktılarında BPA bulunmamış veya eser miktarda bulunmuş olması çok önemli. Bu, BPA'nın kullanımının şart olmadığını gösteren bir delil.

Biz ne yapalım?

BPA, termal kâğıtlarda (madeni bir parayla çizildiğinde rengi değişen kâğıt termal kâğıttır) yasaklanana kadar aşağıdaki tedbirlere uymakta büyük fayda vardır:

Gereksiz fişler toplanmamalı ve saklanmamalı.

Fişler ayrı bir cüzdan veya çantada toplanmalı. Çocuklara tutması ve oynaması için asla fiş verilmemeli.

Bir fişle temastan sonra eller iyice yıkanmalı.

Fişlerle temastan sonra alkol bazlı el temizleyiciler kullanılmamalı (Bunların BPA'nın emilimini artırdığı gösterilmiştir).

Fişler veya diğer termal kâğıtlar yeniden kazanıma verilmemeli (BPA'lı fişler yeniden kazanılan kâğıda da bulaşabilir).

Gelelim neticeye

Bu son araştırmada bir fişteki toplam BPA miktarının bir yiyecek kutusunda veya biberonda bulunandan 250 ila 1000 misli fazla olduğunun ortaya çıkmasının insan sağlığı bakımından çok önemli olduğu kanaatindeyim. İlgili bakanlıklarımızdan ülkemizdeki kasa fişlerinde BPA bulunup bulunmadığının ve bu konuda ne gibi tedbirlerin düşünüldüğünün açıklanmasını bekliyorum. Önümüzdeki senelerde BPA'nın adını daha çok duyacağımızdan hiç şüphem yok.

21.08.2010 Bu yazi 4134 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri