Son Dakika
Perşembe, 15 Kasım 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
1 2 3 4 5 6 7
Sosyal medyada tozu dumana katan, sürekli bağıran, en çok sahne komedyenleri/sihirbazlardan hoşlanıp hep karikatürize bi
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Helal Akreditasyon Kurumu kuruldu. Tüm üretici ve pazarlama kurumları Danışman Kurulu'n
‘Küresel ısınmaya, depremlerin en şiddetlisine, her türlü patlamaya, meteor düşmesi ve hatta nükleer saldırılara karşı d
İktibaslar Haberleri
Diş macunları ve günlük temizlik ürünlerine eklenen sodyum florid nükleer atıklardan elde ediliyor. İddiaların aksine dişleri korumadığı gibi kansere yol açıyor. Bilim adamları yatıştırıcı etkisi nedeniyle de insanları pasifleştirip düşünce meleklerini yok eden sodyum floridden uzak durulması çağışı yapıyor.
 

Sağlık Bakanlığı'nın uygulamaya koymak için hazırlık yaptığı Süt Bankası Projesi'ne tepkiler sürüyor. STK'lar ve ilahiyatçılar bakanlığın uygulamadan vazgeçmesini istiyor.
 

 

 
Özellikle yaz mevsiminde arı sokması veya böcek ısırıklarında özel bir alerji riski yoksa kendi kendinizi tedavi edebilirsiniz. İşte halen köylerimizde de uygulanan geleneksel yöntemler...

 

 
Boyner mağazalarında satılan domuz derisi kabanların yanısıra ayakkabı mağazaları zinciri Kemal Tanca’nın mağazalarında, domuz derisinden üretilen ayakkabıların satıldığı ortaya çıktı.

Amerikan yargısı önemli bir karara imza attı. Hürriyet yazarı İsmet Berkan'da gelişmeyi köşesine taşıdı. Biz de panteist olan yazarın 'doğa' yaptığı dediği veya 'doğanın eseri' gibi ifadelerini 'Allah'ın yarattığı' ve 'fıtri olan' şeklinde değiştirdik. İşte mehkemenin iptal ettiği o patent...
 
Şubat’tan bu yana 4 binden fazla can alan ve Batı Afrika’da başlayıp Avrupa ve ABD ’de de etkisini gösteren ebola virüsü hakkında birçok iddia bulunuyor. Genellikle, hükümetlerin ebolayı “biyolojik silah olarak ürettiği” ve virüsün “ilaç sektörüne para kazandırmak için geliştirildiği” yönünde teoriler ortaya atılıyor. Ebola hakkında konuşulan en dikkat çekici iddialar şu şekilde:

Türkiye'de okul çantaları, kırtasiye ürünleri ve tişörtler hiç denetim görmüyor. Bir yandan kimyasal zehir deposu niteliği taşıyan bu ürünlerin üzerlerine işlenen resim, mesaj ve yazılar kültürel deşenerasyona yol açıyor. Öyle resimler ekleniyor ki bunları görüpte çocukların kötü alışkanlıklara saplanmaması neredeyse imkansız.
 
Polis, İstanbul’da ekmeğin fiyatının belirlenmesinden marketlerdeki satışına kadar müdahale eden bir çetenin olduğunu orataya çıkardı. Çete üyelerinin ‘Ben bunu bir daha vurayım. İşin hakkı 5-6 milyar’ şeklindeki konuşmaları dinlemeye takıldı.

Antalya’da düzenlenen 30’uncu Kardiyoloji Kongresi’nde konuşan kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Murat Tuzcu, et ağırlıklı beslenenlerin daha kısa ömürlü olduğunu söyledi. Tek bir besin ürününe yoğunlaşarak yapılan tavsiyelerin yerine hayat boyu sürdürülebilir beslenme modellerinin önerildiğini belirtti.
 

 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zevcesi Emine Hanım'ın geleneksel hayata yönelik ilgisi biliniyor. Efkâr-ı umimiye yansıyan haberlere göre Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın mutfağı oldukça mütevazı. Anadolu'nun geleneksel mutfağından farkı neredeyse yokmuş. Emine Erdoğan limon ve elma kabuklarını ziyan etmiyor, onlardan sirke kurduruyormuş...

 

Dün Kanaltürk'te yayınlanan Neşter programına katılan baklava ve pasta üreticisi Yakup Avlukyarı baklava üretimindeki dudak uçuklatan hileleri anlattı. İçerisinde yer aldığı sektördeki tağşişleri anlatan Avlukyarı'nın söyledikleri 'gıda terörü' olarak isimlendirilen terörün aslında gıda terörü değil, kimyasal bir terör olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
 
Bilgisayar kullanımı sırasında kişilerin göz kırpma reflekslerinin azaldığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır, bu da özellikle günün ilerleyen saatlerinde gözlerde kızarıklık, sulanma, görmede bulanıklık ve yorgunluk hissine neden olabilmektedir. Bilgisayar ekranına bakma, herhangi bir kırılma kusuruna sebep olmaz, daha açık bir ifade ile “gözü bozmaz”, ancak computer vision syndrome’u daha çok kuru göz bulguları ile uyumlu birtakım bulgulara sebep olur.

Karamanoğlu II. İbrahim Bey, 1433'de inşa ettirdiği imarethane'nin kapısına “Kapısı açıktır giriniz, malı mubahtır yiyiniz” yazdırır. Bugün bunu yazabilecek bir giyit var mı? Olsa gerçekten ikramı mübah mıdır?
 
Biodizele dönüştürülmek üzere evlerden, işyerlerinden toplanan atık yağların yasak olmasına rağmen yem sanayicilerine satıldığı öne sürüldü. Ağır metal içeren bu yağlar yem olarak hayvanlara veriliyor. Bu yemle beslenen hayvanları tüketen insanların kanser riski artıyor

Devlet dediğin böyle olmalı. Hamuduyla götürene af, damgasız 15 yumurtaya 15 bin lira ceza kesmeli. Amaç milletin kendi imkanlarıyla geçinmesini engelleyip, büyük şirketlere mahkum etmek olmalı. Herkesi şirketlerin ve zenginleri köleşi yapmalı devlet dediğin. Yazık ki bu Avrupa'da değil, Türkiye'de oluyor. Ama kimse korkmayıp inadına direnmeli. Direnerek ve el birliği ile bu zulme durdurabiliriz.
 

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Helal Akreditasyon Kurumu kuruldu. Tüm üretici ve pazarlama kurumları Danışman Kurulu'nda yer aldı. Hiç gıda örgütüne yer verilmezken, tüketici örgütlerinden ise bir temsilciye yer verildi. Yönetimde kimleri yer alacağı ise muamma. Bir başka gariplik ise TÜSİAD bile kurulda yer aldı. Garip ama gerçek bu!
 

 
Hemen herkesin sofrasında vişne reçeli bulunmuştur. Çilekli pasta, kola, gazoz, vişne suyu, dondurma, kırmızı renkli sakızlar, çikolatalar, vesaire… Bunlar, hemen her gün tükettiğimiz gıdalar… Bu ürünlerin çoğunun; hiç bilmediğimiz ortak bir özelliği var: Böcek kanından üretilen bir katkı maddesi içermeleri. Karmin; Cochineal adlı böceğin kanı da dahil tüm vücudundan elde edilen bir katkı maddesi. Bazı ilahiyatçıların domuz eti kadar haram olduğunu belirttiği bir katkı maddesi.

 
İnsanların gittikçe zeka ve hafıza becerilerinin zayıfladığını kolay yoldan görmek için günün hemen her saatinde zombie gibi tv karşısında, elde cep telefonu aynı web sayfalarını defalarca “kontrol” eden kitleler olduğunu tespit etmek yetmemiş herhalde bazı bilim adamlarına, bazı çalışmalar yapmışlar.

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, yapılan araştırmalarda, saç boyaları ile cilt, idrar kesesi, yumurtalık, lösemi, lenfoma, göğüs, beyin ve kan kanseri arasındaki ilişkilerin gözlendiğini söyledi.
 

 

ABD'deki Buffalo Üniversitesi'nde araştırma yapan bilim insanları, "manyetik nanoparçacıklar" vasıtasıyla, nöronları kontrol etmeyi, dolayısıyla denek hayvanının davranışlarını kontrol etmeyi başardı. Şimdi sıra insanı kuklaya çevirmekte...
 
Yeni bir teknoloji olan fiziki ve metafizik boyutlar arası ‘manyetik alan uygulamaları’ deneme olarak başlamış bulunmaktadır. Bu manyetik alan çalışmaları, özel seçilmiş bazı şehirlerde uygulanmaktadır. Peki bu nedemeleri kim niye yapıyor?

 
Türkler ürünlerine doğal, natturel, köy, organik, helal gibi sahte etiketler asarda Çin yapmaz mı? Olur elbet. Ancak şunuda unutmamak gerek: Aslolan endüstrileşen organik değil, gelenekseldir.

30 yaşındaki genç, başarılı işadamı bir gün mutlu olmadığını fark etti ve her şeyi değiştirdi... Şimdi sadeleş ve mutlu bir hayat sür. Yarın çok geçe olabilir hemen şimdi yapmalısın.
 
Roma Belediyesi, kadın bedenini ticaretle bağdaştıran ve cinsiyet objesi olarak kullanılmasını yasakladı. Aynı yasağın Türkiye'de olduğunu bir düşünün. Buna muhtemelen önce "kadın hakları" dernekleri itiraz ederdi.

 
Gün geçmiyor ki gıda konusunda yeni bir felaket haberi çıkmasın. Bütün bu olup bitene rağmen hem bakanlık, hem de üretici temsilcileri hâlâ çıkıp konuşabiliyor. İşte son skaldalın ürküten sonucu:

 

 

Denizleri karaya katmak, karalardan deniz geçirmek cüreti, Kâbe yanıbaşında uluslararası zincir otellere yer açmak için dağları traşlayan Suûdî tavrına ne kadar da benzemektedir?
 

 
Günümüz insanları kadim dönem kölelerinden daha çok çalışıyor. Kölelerin modern insandan daha özgür olduğunu belirten The New York Times, 'dünya bir sinir krizinin eşiğinde' diye yazdı.

Alberta Üniversitesi İnsan Ekolojisi Bölümü öğrencisi Josh Le tam da bunu yapmış! Kot pantolonunu 15 aydan uzun süre hiç yıkamadan her gün giymiş. Bu durumu fırsat bilen öğretim üyesi Rachel McQueen de, pantolondaki bakteri yoğunluğunu ölçmeye karar vermiş.
 

‘Küresel ısınmaya, depremlerin en şiddetlisine, her türlü patlamaya, meteor düşmesi ve hatta nükleer saldırılara karşı dirençli’ diye kibirleniyorlardı, suya bile dayanamadı. Tabii tohumları insanlığın elinden alıp, yaratılışına müdahale edilmiş hibrit ve GDO’lu tohumları dayatmak için 2007’de kurulan ve ‘kıyamet günü kasası’ diye de adlandırılan ‘Svalbard Küresel Tohum Deposu’ çöpe döndü. Geçtiğimiz Mayıs’ta su basan şeytanî depo yine sulara teslim oldu. Tüm dünyadan toplanan; Afganistan, Irak, Suriye ve Mısır’ın bütün arşivi kaçırılan depoda milyonlarca tabii tür insanlıktan kaçırılıyor.
 
Zekasız telefonlara yakından bakan bilim insanları bazı bakterilerin yaşadığını fark etti. Ahmak telefonlar günümüzde herkes tarafından kullanılır. Bu zararlı telefonlarda bir çok bakteri yaşar. Gıda zehri içerenler bile var. Tuvaletlere oranla daha fazla bakteri taşıyan akıllı telefonlar için temizlik çözümleri de var

Yapılan bilimsel araştırmalar, nohut mayasının ekmeğin ömrünü uzattığını ortaya koydu.
 
Warwick Üniversitesi ve Johns Hopkins Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmasına göre, vitamin haplarının çoğu kanser, kalp hastalıkları ve bunamayı önlemiyor.

Avrupa Gıda Standartları Ajansı (EFA) palmiye yağının kanser yaptığı yönündeki açıklaması üzerine İtalya, Palm yağı içeren tüm ürünleri toplama kararı aldı. İtalya’dan sonra pek çok Avrupa Birliği ülkenin de toplatma hazırlığı içinde olduğu ileri sürülüyor. Türkiye’nin ise nasıl hareket edeceği merak konusu.
 

 

Manisa Yırca'da zeytin ağaçlarını kesenler Prof Dr Canan Karatay'ın yeğenleri çıktı. Ağaçların katletmesine sinirlenen Karatay, zeytin kesen akrabalarını IŞİD'e benzetti.
 
Manisa'da bir ihbarı değerlendiren zabıta ve polis ekipleri, hayvan damında hayvan yemiyle ekmek üretimi yapan bir işletmeye yaptığı operasyonla hijyensiz koşullarda üretilmiş çok sayıda ekmeğe el koydu. Piyasadaki hayvan yemlerinin tümünün GDO'lu, mısır ve GDO'lu soya içerdiğini düşündüğünüzde "Türkiye'de GDO'lu gıda yok" masalının bir kez daha nasıl bir yalan olduğunu görmüş olursunuz.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zevcesi Emine Hanım'ın geleneksel hayata yönelik ilgisi biliniyor. Efkâr-ı umimiye yansıyan haberlere göre Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın mutfağı oldukça mütevazı. Anadolu'nun geleneksel mutfağından farkı neredeyse yokmuş. Emine Erdoğan limon ve elma kabuklarını ziyan etmiyor, onlardan sirke kurduruyormuş...

Çok değil 115 yıl önce başladılar. Bugün deccalî bir güce eriştiler. Bakara Suresi'nde anlatıldığı üzere "hars (tohumu) ve nesli yok etmek" için var güçleriyle çalışıyorlar. Yığınlar, akademiler, bürokrasiler ve devletler ona karşı sessiz hatta zaaf içindeler. Herkes küçük dünyasının içinde kaybolmak uğruna sesini yükseltmiyor. Bu şer yapılarrın unuttuğu bir şey var. O da: Allah'ın hesabı! İşte bu yüzden yılmıyor ve gayret ediyoruz.
 
Roma Belediyesi, kadın bedenini ticaretle bağdaştıran ve cinsiyet objesi olarak kullanılmasını yasakladı. Aynı yasağın Türkiye'de olduğunu bir düşünün. Buna muhtemelen önce "kadın hakları" dernekleri itiraz ederdi.

Dünyanın en sağlıksız insanları zenginler. Satılık hastalıklar yüzünden 47 trilyon dolar gerekiyor. Bu para bulunsa da sağlıklı kalmak güç...
 
Gebelik süresince Sağlık Bakanlığı tarafından önerilerek yapılan tarama testleri anne ve bebek sağlığını tehdit ediyor. Riskli olan ve yine kesinlik arz etmeyen amniyosentez hem annenin hem de bebeğin ölümüne kadar giden kapıyı aralıyor. Tarama testleri sonucu downlu denilen fakat sağlıklı doğan yüzlerce bebek, bu testlerin birer cinayet testi olduğunu kanıtlıyor.

Kanada’dan yapılan 39 bin ton mercimeklerin GDO'lu olduğu iddia edildi. Taraf gazetesi haberinde ithalatçı firmanın personelinin ihbarı üzerine, alınan numuneler de mercimeklerin GDO'lu olduğunun doğrulandığı ancak raporun bir aydır yazılamadığı iddia ediliyor. İddiaya göre GDO’lu mercimek dolu gemi Mersin limanı açıklarında bekletiliyor.
 
Pek çok insan çağın en büyük salgınları olan obezite ve diyabetin pençesinde kıvranıyor. Bu hususta sunulan ve birbiriyle çelişen sayısız reçete var. Bilgi çoğaldıkça akıllar daha da karışıyor. Diyabet ömür boyu peşimizi bırakmayacak bir hastalık mı, yoksa kurtulmak mümkün mü? Bütün kanallarda cezbedici yemek programları sunulurken, insanlara ‘yemeyin’ demek nasıl bir planın parçası? Ya zayıflamak… Bunu başarabilir miyiz? Diyabetle ilgili merak edilen pek çok meseleyi Kemal Özer’in sunumuyla Prof. Dr. Canan Karatay hoca bu programda aktarıyor. Sizde davetlisiniz!'

Eldeki pek çok örnek tıp çevrelerinin "beyin ölümü" teşhisi veya ölümünüz gerçekleştiği gerekçesiyle morga gönderme konusunda aceleci davrandığını gösteriyor.
 
Hemen herkesin sofrasında vişne reçeli bulunmuştur. Çilekli pasta, kola, gazoz, vişne suyu, dondurma, kırmızı renkli sakızlar, çikolatalar, vesaire… Bunlar, hemen her gün tükettiğimiz gıdalar… Bu ürünlerin çoğunun; hiç bilmediğimiz ortak bir özelliği var: Böcek kanından üretilen bir katkı maddesi içermeleri. Karmin; Cochineal adlı böceğin kanı da dahil tüm vücudundan elde edilen bir katkı maddesi. Bazı ilahiyatçıların domuz eti kadar haram olduğunu belirttiği bir katkı maddesi.

Kazakistan'da yönetim gıda ürünlerine helal sertifikası verilmesini tekeline aldı. Sertifikanın helal olan ismini de adil olarak değiştirdi.
 
Şu kesin ki Türkiye'nin bir LÖSEV sorunu var. Bakan Müezzinoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısı’nın kapanış oturumunun medya mensuplarının ÖSEv ve yeni grip masalına hakkındaki sorularına şu cevapları verdi.
Sayfa: 6/142 - 1698 kayıttan 61 - 72 arası
1 2 3 4 5 [6] 7 8 
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri