Son Dakika
Pazartesi, 29 Mayıs 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Helal Sertifikası olmadan asla... Fikri Türkel
Yurtdışı çıkışlarımda sürekli karşılaşıyorum. Uçakta Müslüman olduğumuz için Yahudiler, Budistlerle birlikte bize de ayrı bir mönü uygulaması yapılır. Üstünde 'Halal' yazılı bir notla birlikte yemeğimiz servis edilir.

Konuyla ilgili bir iki soruna değinmeden önce yaşadığım bir iki hatırayı aktarayım.

Önceki hafta Tayvan'da bir fabrika ziyaretine gidiyoruz. Arabada üç kişiyiz. Şirketin başkan vekili kendi arabasıyla şehir dışındaki fabrikaya doğru götürüyor bizi. Bir ara dönüp sordu: 'Müslüman mısınız?' Evet, cevabını alınca ekledi: "Bizim restorana gideceğiz. Yemeklerimiz Helal Sertifikalıdır, rahat olun. Veya vejetaryen seçeneklerimiz de var." Sadece restoranlarında bu belgeyle yetinmiyorlarmış. Ürettikleri bütün ürünler için de sertifika alıyorlarmış.

Gittiğimiz kasabada Müslüman bulmak neredeyse imkânsız. Zaten koca ülkede 50 bin civarında Müslüman olduğu tahmin ediliyor. Peki, bu hassasiyet niye?

Aynı şekilde uluslararası zincir olan bütün fast food veya diğer gıda zincirlerinde de aynı hassasiyeti gördüm. Singapur'da, Avustralya'da, Çin'de, Kanada'da bu konuda aşırı hassasiyet var.

Yine Tayvan'da yaşadığımız bir durumu aktarayım. Bir arkadaşım, Pizza Hut'tan peynirli vejetaryen pizza siparişi vermek istedi. Ancak bir şartı vardı: Helal Sertifikası belgesinin yanı sıra peynir kutusunun üstünde de bunu görmek istediğini söyledi. Görevli hiç çekinmeden deposuna gitti, bir kutu peynir getirdi ve üstündeki belgenin numarasını gösterdi.

Avustralya ve Yeni Zelanda, Helal Belgesi konusunda daha hassas davranıyorlar. Dünyanın en büyük et tedarikçisi durumundaki bu ülkeler ihracatlarının önemli bir kısmını Ortadoğu'ya yapıyorlar. Haklarında çıkacak bir şayia ihracatlarına büyük sekte vuracaktır.

Türkiye'de de olan uluslararası bir fast food zincirinin halkalarından yurtdışındaki herhangi birine gidin, hemen size 'Helal Belgesi'ni gösterecektir. Ne acıdır ki, Türkiye'de böyle bir istekte bulunsanız, sizi kovmakla kalmaz, dava etmeye de kalkarlar. Üstüne üstlük bu konuda en çok duyarlılığı onlar göstermesi gerekirken.

Veya yukarıda bahsettim; Pizza Hut'tan böyle bir talepte bulunabilir misiniz?

Türkiye'de konuya genel yaklaşım 'laiklik' noktasından oluyor. Olayın laiklikle ne alakası var, anlamıyorum. Hatta 'iç çatışmaya' neden olacağını söyleyen sanayiciler bile var. Şu an Helal Sertifikası'nın hazırlanma yetki ve sorumluluğu Türk Standartları Enstitüsü'nde (TSE). Belge veya standart olarak isimlenecek uygulama için iki-üç yıl önce bir hazırlık başladı ama duyduğumuz bir gelişme olmadı.

Olayın aciliyeti var: Çünkü gıda ihracatçılarımız için zorunlu bir uygulama ve bunun için bazen yabancı ülkelerden belge alanlar bile var. İthalatta da benzeri sorun yaşanıyor. Sadece 'Besmeleli Kesim'den bahsetmiyoruz. Jelâtin, katkı maddeleri, mayalar vs. pek çok üretim ve oluşum süreci de gıda maddelerini ilgilendiriyor. İşin hassasiyetleri fazladır. Uçakta bana 'Halal' diye getirilen mönüye baktım. İçinde karides var. Yani Şafii veya Hanefi olarak da seçenekler sunulması gerekiyor. Teknik uygulamaya yönelik de çekincelerim var ama bunların sonraki aşamalarda gündeme getirilmesi gerekiyor.

Asıl önemli noktası da şu: Tayvan'daki helal belgelerini, Çinli Müslümanlar Derneği veriyor. Bu konuda atak olan kuruluşlardan biri de Tayland'da bulunuyor. Her ne kadar yönetim Çin gibi İslamiyet'le ilgisi olmamasına karşılık konunun önemini fark ettiği için akredite kuruluş oluşturmuş. Tayland mutfağının dünyada hızla yaygınlaşmasının da bunda etkisi var.

Aynı şekilde Malezya ve Singapur'un da uluslararası akreditasyon konusunda Türkiye'den talepleri var. Ne hikmetse Türkiye, sessizliğini koruyor.

Bazen internette katkı maddeleri ve domuz eti konusunda kontrolsüz mailler dolaşıyor. Bunu önlemenin bir yolu yine 'Helal Belgesi'dir.

Siz hâlâ yediklerinize dikkat etmiyor musunuz?

Helal olsun!

07.09.2009 Bu yazi 7191 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri