Son Dakika
Pazar, 5 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Açlarla keskin nişancılar Arzu Aygen
Suriye’de aç kalan insanlar ot toplamaya giderken keskin nişancılar tarafından vurulmuş.

Çok kolay söyleyebildiğimiz bir cümle. Ama bu cümlenin ne anlama geldiğini bilmek pek o kadar kolay değil.

Açlık nedir çoğu insan bilmez. Bir öğün atladığınızda karnınız kazınmıştır belki. Oruç tutarken yarım günün sonunda çok susamış ve çok acıkmış olabilirsiniz. Ama açlık böyle bir şey değil.

Açlık günlerce, haftalarca, hatta aylarca vücudun beslenememesi sonucunda ortaya çıkıyor. Midenin kazınmasını geçin. İnsanın bütün hücreleri, damarları, organları acıkıyor. O kadar acıkıyorsunuz ki, aç olduğunuzu unutuyorsunuz. Bütün vücudunuzla açlığın kendisi oluyorsunuz. Bir açlık hali oluyorsunuz. 

İnsan vücudu gerçekten çok dayanıklı. Her türlü zorlukta, yoklukta dahi hayatta kalmaya çalışıyor. Uzun süre beslenemeyen vücut önce içerdeki her türlü deposunu kullanıyor. İyice zayıflanıyor. Daha da uzun süre beslenemedi mi dişlerdeki mineraller çekilmeye başlıyor. İnsanın dişleri, dişetleri sızım sızım sızlamaya başlıyor. Sonra saçlar. Vücut sadece hayatta kalmaya odaklanabiliyor. Saçlarda herhangi bir parlaklık, nem kalmadığı için keçe haline geliyor. Kadınlar adet görmez oluyor. Vücut, deriyle kaplanmış bir iskelet haline geliyor. Kaburgalar, parmaklar, kollar, bacaklar, bütün uzuvlar tanınmayacak hale geliyor. Nasıl olup da bu haldeyken bile hareket edebildiğinize şaşıyorsunuz. Yüzünüz sanki sadece göz ve diş oluyor.

Açlıkta insanın devamlı uykusu geliyor. Ama kemikleriniz yatağa batıyor. Yattığınız yerde canınız acıyor. Oturduğunuz zaman canınız yanıyor, sırtınızdaki kemikleri sandalye acıtıyor, kalçanız acıyor. Havanın nemli, sıcak veya soğuk olması bir işkence gibi hissediliyor. Derinizde herhangi bir ara katman kalmadığı için sıcaklığa karşı yalıtım mekanizmanız çalışmıyor. Terlemeye, terle serinlemeye harcanacak bir enerji kalmıyor. Dışarıda hava sıcaklığı 35 derece olsa 45 derecelik bir buhran gibi geliyor. 10 dakikalık yolu yürümek maraton koşmak kadar büyük bir iş gibi görünüyor, mecaliniz kalmıyor. 1 kova suyu taşımak imkânsız oluyor. Konuşmak zor oluyor. Düşünmek zor oluyor. Uyanıkken de yarı baygın gibi oluyorsunuz.

Açlık işte böyle bir şeye benziyor. Bir rahatsızlığım nedeniyle uzun süre beslenemediğim için bütün bunları yaşadım. Hiçbir insanın yaşamasını istemem.

Suriyeli insanların hapislerde ölümlerinden sonra çekilmiş çıplak vücutlarının fotoğraflarını gören bütün insanlar üzülmüştür, eminim. O fotoğraflar, o insanlara aylar boyunca günde 1 dilim ekmek dahi verilmediğini gösteriyor. Buna rağmen yaşamaya çalışmışlar…

İçinizi hoplatmak için yazmadım bunları.

Aylar önce şahit olduğumuz o fotoğraflar insanlığı harekete geçirememiş ki Suriye’den “çocuk açlıktan öldü”, “aç insanlar ot toplamaya giderken vuruldu” haberleri gelmeye devam ediyor.

“Çocuk açlıktan öldü” sözünün ağırlığını bir düşünün. Günde sadece bir lokma ekmek yese bile yaşayabilirdi o küçük vücut.

12. çift ayakkabımızı satın almadan önce bir kez daha düşünelim. Orada açlık varken burada yemeklerin çöpe atılması müstehcen değil mi?

Elimizden ne gelir ki?

Dualarımıza, hatırlamamıza, yardım etmemize, haklarını savunmamıza, korumamıza, karınlarını doyurmamıza ihtiyaçları var. Çok acil bir ihtiyaç… Yardım isteyemeyecek kadar açlar…

18.03.2014 Bu yazi 2615 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri