Son Dakika
Salı, 22 Ağustos 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Şövalye'ye RTÜK'ten sonra bir tokat da savcıdan
Acar basın müşavirinin gazıyla Gıda Hareketi Başkanı gazeteci Kemal Özer ve Dr Yavuz Dizdar'a suç duyurusunda bulunan Fransız Şövalyesi'ne RTÜK'ten sonra bir tokat da basın savcılığından geldi.

Habertürk televizyonunda yayınlanan Öteki Gündem programına konuk olarak katılan Gıda Hareketi Başkanı gazeteci Kemal Özer ve Dr Yavuz Dizdar'a Fransız Şövalyesi ünvanına sahip Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı, RTÜK ve Savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.

RTÜK'ün manifesto niteliğindeki kararınından sonra İstanbul Basın Savcılığı da kovuştürmaya yer olmadığına karar verdi.

Bir türlü basın müşaviri dayanmayan Tarım Bakanı'nın yeni acar basın müşaviri İ. Kahveci'nin rüştünü isbat amacıyla yaptırdığı öğrenilen suç duyurusu da RTÜK şikayetinde olduğu üzere hüsranla sonuçlandı. 

İŞTE SAVCILIĞIN İLGİLİ KARARI

T.C.
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
BASIN BÜROSU

Soruşturma No           : 2014/135828
Karar No                    : 2014/84463

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR

Müşteki : Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı Hukuk Müşavirliği,  

Vekili : Av. REFİYE ERTÜRK, Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı 1. Hukuk Müşaviri C. Blok Lodumlu / ANKARA

Şüpheliler : 1-MUSTAFA YAVUZ DİZDAR,
                 2- KEMAL ÖZER,

Suç           : İftira

SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ:

Gıda Taran ve Hayvancılık Bakanlığı Hukuk Müşavirliği 24/09/2014 tarih ve 2014-177/12867 sayılı yazısında Habertürk Kanalında 14/09/2014 tarihinde yayınlanan Öteki Gündem isimli programda konuk olarak katılan Mustafa Yavuz DİZDAR ve Kemal ÖZER' in sarf etmiş olduğu beyanların gerçek dışı olduğunu, bilimsel temeli olmadığını, kamuoyunda korku ve panik oluşturacağını iddia ederek şikâyetçi olmuştur.

Yapılan soruşturma kapsamında şüpheli Mustafa Yavuz DİZDAR, Başsavcılığımızca alınan ifadesinde halen İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünde yardımcı Doçent kadrosunda uzman olarak çalıştığını, mesleği gereği kanser hastalığı ile ilgili bir çok çalışmada bulunduğunu, bu konuda bir çok kitap yazdığını, Öteki Gündem isimli programa da bu nedenlerle kanser konusunda görüşlerine başvurulmak üzere davet edildiğini, tarım ilaçlan ile ilgili insan sağlığına vermiş olduğu zararlardan ve daha iyi denetimlerin yapılması gerektiğinden bahsettiğini, bu konuda uzman olması nedeni ile eleştirilerde bulunduğunu savunarak suçlamaları kabul etmemiştir.

Yine şüpheli Kemal ÖZER, Başsavcılıgımızca alınan ifadesinde; Öteki Gündem isimli programa konuk olarak katıldığını, gazeteci ve aynı zamanda Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Demeğinin başkanı olduğunu, bu nedenle bu konularla yakından ilgilendiğini, bu konularla ilgili birçok eser kaleme aldığını, programda söylemiş olduğu hususları Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Tarım Örgütü ve Türkiye İstatistik Kurumu başta olmak üzere birçok kurumun bilimsel yayınlarına dayanarak beyanlarda bulunduğunu, suçlamaları kabul etmediğini, bir gazeteci ve sivil toplum örgütü başkanı olarak eleştiri hakkının olduğunu savunarak suçlamaları kabul etmemiştir.

Tüm soruşturma evrakı kapsamına göre şikâyete dilekçesi ile şikâyete konu program çözümü ve görüntüler izlenip değerlendirildiğinde;

şüphelilerin konuk olarak katıldığı, uzmanlık alanları gereği kanser ve tarım ilaçlan konusunda görüş bildirdikleri, eleştirel mahiyetteki beyanlarda herhangi bir suç oluşturacak bir söz veya beyanın bulunmadığı,

şüpheli Mustafa Yavuz DİZDAR’ın Türkiyein önde gelen üniversitelerinden olan İstanbul Üniversitesinin Onkoloji bölümünde öğretim görevlisi olduğu

 ve yine şüpheli Kemal ÖZER’in Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Demeği’nin başkanı olması nedeni ile konu ile ilgili olarak görüş ve önerilerine başvurulmasının ve şüphelilerin bu konuda eleştirel mahiyette beyanlarda bulunmasının doğal olduğu,

beyanlarından herhangi bir kurum veya gerçek kişiye herhangi bir suç isnadında bulunulmadığı,

şikâyet dilekçesinde halkı korku ve panik oluşmasına neden olan beyanlarda bulunmakta dolayı şikâyette bulunulmuş ise de, şüphelilerin beyanlarının hangi suçu oluşturduğu hususunda bir beyanın bulunmadığı,

Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 10/2 madde ve fıkrasının, Avrupa insan Haklan Mahkemesince yapılan yorumunda, düşünce ve ifade özgürlüğünün sadece toplumda beğenilen, kabul gören, zararsız, ilgilenilmeye değmez görülen ve kayıtsızlık içeren haber, bilgi veya düşünceler için değil, aynı zamanda kinci, şok edici veya rahatsız edici haber ve düşünceler için de geçerli sayılıp uygulanması gerektiği, bunun demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun olmazsa olmaz unsurlarından olan çok seslilik, tolerans ve hoşgörünün gereği olduğunun vurgulanmış olduğu, eleştirinin kaynağını bu özgürlükten aldığı, eleştirinin doğasından kaynaklanan sertliğin suç oluşturmayacağı, eleştirinin övgü olmadığına göre, sert, kinci ve incitici olmasının da doğal olduğu,

Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde yer alan ifadeyi açıklama özgürlüğünün "sınır tanımayan" bir değere sahip olduğu, böyle bir özgürlüğün halkın büyük bir kesimini rahatsız etse dahi koruma kapsamında kaldığı, yine Yargıtay ve Avrupa insan Haklan Mahkemesinin birçok kararlarında da belirtildiği üzere, ağır, sert veya incitici nitelikte de olsa da, eleştiri hakkı kullanıldığında kişiye yaptırım uygulanmaması gerektiği,

ifade özgürlüğünün, yalnızca iyi karşılanan veya rahatsız edici bulunmayan veya kayıtsız kalınan bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda saldırgan bulunan, sarsıcı bir etki yaratan veya rahatsız eden türdeki bilgi ve fikirler için de geçerli olduğu, bunların demokratik toplumun vazgeçilmez özelliği olan çoğulculuğun, açık fikirliliğin ve hoşgörünün gereği olduğu, ancak ifade özgürlüğünün de 10/2’nci maddede belirtilen bir dizi sınırlamaya tabi olduğu, bu istisnaların dar ve ikna edici olarak yorumlanması gerektiği, basın için de bu sınırlamalar geçerli ise de, kamu yararını ilgilendiren bilgi ve fikirlerin açıklanmasının basının görevi olduğu, çünkü basının "kamunun gözü ve kulağı" olduğu,

AIHM'nin ifade özgürlüğüne ilişkin Handyside/Birleşik Krallık, Castells/İspanya kararlarında da belirtildiği üzere, kamuoyunu ilgilendiren sorunların kamuya açık olarak tam bir serbestlik içerisinde tartışılabilmesi, şiddeti teşvik eden eylemler hariç, bu tartışmanın boyutlarının devlet organları tarafından maksimuma çıkarılması gerektiği, kamuoyunun bir bölümünün, hatta çoğunluğun hoşuna gitmeyen, ürkütücü, şok edici fikirlerin de sözleşmenin 10. maddesi tarafından korunduğunun belirtildiği,

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.07.2006 gün ve 162-181 sayılı kararında da kabul edildiği gibi; geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basma, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım hakların da tanındığı,

Müştekinin dilekçesinde belirttiği ve gerçek dışı olduğunu iddia ve beyan ettiği hususlar ile ilgili olarak 6112 Sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 18. Maddesi gereğince, cevap ve düzeltme hakkını kullanmasının mümkün olduğu, bu yönde maddede belirtilen işlemleri yapabileceği,

Söz konusu beyanların TC. Anayasasının 25. maddesinde düzenlenen düşünce ve
kanaat özgürlüğü, 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile 28. maddesinde dikkate alınarak, düşünce açıklama, bilgi verme ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı,
açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunduğu ve nesnel bir açıklama ile desteklendiği, bu hali ile atılı suçun unsurları bakımından oluşmadığı anlaşıldığından
şüpheliler hakkında unsurları oluşmayan suçtan dolayı KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA,

Karaim şikâyetçi VEKİLİNE ve savunması alman şüphelilere tebliğine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde İSTANBUL SULH CEZA HÂKİMLİĞİ' ne veya bu mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığımıza verilecek dilekçesi ile itirazı kabil olmak üzere 5271 Sayılı CMK' nun 172 ve 173' üncü maddeleri gereğince karar verildi. 04/12/2014

H.H.B.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı
340...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bu ne iş Mehdi Bey? (Hazır ol)
RTÜK'ten "Fransız Şövalyesi"ne tokat gibi cevap
Mehdi Eker artık bir Fransız şövalyesi
Herkes sussuz Mehdi Bey kızıyor
Ak Parti milletvekilini Tarım Bakanı'na ağır sözler

KEMAL ÖZER: "HALK SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYORMUŞUM…"

 

19.12.2014 13:51:00 Bu haber 3804 defa okundu
Şövalye'ye RTÜK'ten sonra bir tokat da savcıdan
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri