Anasayfa / Dr Ahmet Rasim Küçükusta / Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
Dr Ahmet Rasim Küçükusta

Dr Ahmet Rasim Küçükusta

Eklenme Tarihi: 15 Haziran 2012 00:00

Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var

Kimler harekete geçer, kimler neler yapar bilemiyorum.

Bekleyelim, görelim ama hiçbiri kılını bile kıpırdatmayabilir.

Hiç de şaşırmam.

Çünkü ben bu mevzuda pek çok yazı yazdım.

Ne yukarıda adı geçen kurumlardan, ne doktor, gazeteci, televizyoncu meslekdaşlarımdan, ne üniversitelerden ve ne de RTÜK, Gazeteciler Cemiyeti veya benzeri teşkilatların hiçbirinden hiçbir tepki görmedim.

Fitoterapiye karşı değil destekçisiyim

Fitoterapiye (bitkilerle tedavi) değil insanların bu vasıta ile “kandırılmasına” her zaman karşıyım.

Buna itiraz etmesi, harekete geçmesi gereken kuruluşların ve eşhasın sessizliğine, vurdumduymazlığına bir mâna veremiyorum.

Sanki duruma “alan memnun satan memnun” anlayışı hâkim.

Daha birkaç gün önce şunları yazdım:

“Fitoterapi, ağızları iyi laf yapan şarlatanların ellerine teslim edilmemesi gereken ”değerli bir bilim dalı“dır.

Sağlık Bakanlığı (çünkü üniversitelerden hiçbir ümidim yok!) fitoterapiye sahip çıkmalı ve acilen bir “Fitoterapi Enstitüsü” kurmalıdır.

Bitkiler bu merkezde sistemli bir şekilde araştırılmalı; etkinlikleri, nerede ve nasıl kullanılacakları bilimsel yöntemlerle belirlenmelidir.”

Kendime artık “Sana ne be adam. Otur oturduğun yerde; karışma etliye sütlüye. Oradan buradan, havadan sudan yaz gitsin.” diyorum.

Diyorum ama gene de duramıyorum.

Şu sorular aklımı kurcalayıp duruyor

Acaba Sağlık Bakanlığı “Millet ilaç yerine ot-çöp kullanır da ilaca yaptığımız harcamalar azalır” diye düşünüyor olabilir mi?

Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı “besin” oldukları için ruhsat verdiği ürünlerin “hastalıkları önleyici ve tedavi edici” iddialarıyla reklâmlarının ve satışlarının yapıldığını bilmiyor mu, biliyor da sesini mi çıkarmıyor?

Türk Eczacılar Birliği bu mevzuda dünyayı ayağa kaldırmayacaksa “melisa çayı içsin” keyfine baksın, öyle değil mi?

Bu medyanın “âkil adamları” nerededirler, neden konuşmaz, yazmazlar ya da bunlar zaten yok mudurlar?

RTÜK neden sadece “zavallı sigara firmalarının” ensesindedir?

Üniversiteler, hele de Eczacılık Fakültelerinin Fitoterapi ve Farmakognozi ve Tıp Fakültelerinin Halk Sağlığı, Farmakoloji bölümlerinin üzerine ölü toprağı mı serilmiştir?

Tam güne karşı “tam bir birlik” olan, “tam kadro” yürüyüşler yapan, gazetelere “tam sayfa” ilanlar veren Hocalarımız neden sus-puslar?

Herkesin akıllısı ben miyim?

Gelelim neticeye

Bu sorulara makul ve mantıklı cevaplar bulamayınca da ot-çöp satarak paraya para demeyenlere söyleyecek sözüm kalmıyor, hatta onları takdir bile ediyorum.

BİR: Birçok kişinin ilaç almamasına sebep olarak onları ilaçların aksi tesirlerinden korumuş oluyorlar. 

İKİ: İlaçlara ödenecek paralara mâni olarak devlet bütçesine katkıda bulunuyorlar. Döviz kaybını önleyerek cari açığın kapanmasına da yardımcı oluyorlar.

ÜÇ: Modern tıp ulemasına ‘ömür boyu ilaç kullanılmasını şart koştuğu şikâyet ve hastalıkların otla-çöple geçtiğini’ göstererek iyi bir ders veriyorlar.

DÖRT: Reklâm piyasasına iş çıkarıyorlar, vergi veriyorlar, istihdam ve katma değer yaratıyorlar.

BEŞ: Televizyonlara ‘bedavadan’ reyting, gazetelere tiraj kazandırıyorlar.

ALTI: Ot-çöp satarak da çok iyi para kazanılabileceğini göstererek ekonomi dünyasına örnek oluyorlar.

Daha ne olsun!

Yorum Yap

Yorumlar

Bazı Haberler

Hesap tek gıda üzerinden yapılamaz

Hesap tek gıda üzerinden yapılamaz

İsviçre, Sırma maden suyunun 2 Eylül 2025 tarihli partisini yüksek bor gerekçesiyle geri çağırdı. Uzmanlar İsviçre'deki tüketicilere "içmeyin" uyarısı yaparken, üretici firma ürünlerle ilgili açıklama yaptı. Türkiye'de yasal ve standartlara uygun kabul edilen bor oranı, İsviçre'nin yerel limitlerini aşması nedeniyle geri çağırma kararına gerekçe gösterildi. Çoğunluğu yahudi firmalarına ait sulara Türkiye pazarında hiç bir makam tepki ortaya koymuyor.

İyi Gıda Kötü Gıda raflarda

İyi Gıda Kötü Gıda raflarda

Kemâl Özer'in "İyi Gıda Kötü Gıda" adlı eserinin gözden geçirilmiş yeni bakısı Ketebe Yayınlarınca ilk kez neşredildi.

Sivrisinekler kimi daha çok sever?

Sivrisinekler kimi daha çok sever?

Sivrisineklerin bazı kimseleri görmezden gelip bazılarına odaklanmasının kan grubundan kaynaklandığı iddiası çöktü. Herkesi görmezden gelip sadece belirli kişileri ısırmasının çok ilginç bir nedeni tespit edildi. Bilim adamları, bu hastalık yayan canlıların bazı insanları daha çekici bulmasını sağlayan karmaşık kimyasal kokteyli çözme yolunda hatrı sayılır bir mesafe kat etti. İşte yeni gelişme: