Dr Ahmet Rasim Küçükusta
Eklenme Tarihi: 02 Kasım 2011 00:00
“Değerli Hocam,
Sizin gibi grip aşısı muhalifi bazı kendini bilmezlerin iddialarına itibar edilmemesi gerektiğine inanıyorum.
Ben sizin açıklamalarınıza karşılık, her sene gidip ‘inadına’ aşımı oluyorum ve çok da memnunum.
Grip aşısı üreticileri de sizlerin kösteğine rağmen yılmadan çalışıyorlar.
“Mikro grip aşısından” haberiniz var mı bilmem. Bu sayede iğneden korkanlar da artık canları yanmadan aşı olabilecekler.
“Mikro grip aşısı” nın endüstrinin ille de herkese grip aşısı yapma kaygısından kaynaklanmadığını bilmenizi isterim.
Bu mucize ürün hiç şüpheniz olmasın ki üreticilerin tüketicilerin hassasiyetlerine verdikleri önemin bir eseridir; başka bir şey değildir.
Abartıyorsun diyebileceğiniz ihtimaline karşı haberi okuduğumda ‘gözlerimin dolduğunu’ söylemiyorum.
Size mikro grip aşısı olmanızı öneriyor, üreticilerin hiç değilse bu çalışmalarını takdir etmenizi bekliyor, saygılarımı sunuyorum.”
İnternet yoluyla aşıyı bekliyorum
Çok değerli grip aşısı hayranı okurum,
Televizyonlarda seneler önce Metin Akpınar-Zeki Alasya ikilisinin bir ‘mektupla aşı’ parodisi vardı; yaşınız bunu hatırlamaya uygun mudur, bilemiyorum.
Sanıyorum aşıdan korkan bir çocuk babasına mektupla aşı olduğunu anlatıyordu veya buna benzer bir şeydi.
Mektubunuz ve ekte gönderdiğiniz “Korkusu olanlara mikro grip aşısı” başlıklı haberi okuyunca bu parodi geldi gözümün önüne.
Çok haklısınız. Ben de bu mucize mikro aşıya emeği geçenleri ve üreticileri kutluyorum ama benim şöyle bir sorunum var:
Tavsiyenize uyarak hiç değilse güzel hatırınız için grip aşısı olurdum ama ben iğneden gerçekten çok korkan biriyim.
Mikro da olsa fark etmiyor; iğne lafını duyunca bile fenalaşıyorum.
Bunun için de müsaade ederseniz grip aşılarının ‘internet yoluyla’ yapılanı çıkana kadar beklemek istiyorum.
Yıllar önce mektupla aşı yapıldığına göre, günümüzde bunu bir e-posta ile halletmek neden mümkün olmasın?
Bu aşı çıkar çıkmaz hemen yaptıracağıma ve intibalarımı da size bildireceğime söz veriyorum.
Tüm insanların her sene aşı yapılmalarını sağlamak için her türlü fedakârlığı yapan kahraman grip aşısı üreticilerinin çok yakın bir gelecekte bunu da başaracaklarına inancım sonsuz.
Benden de saygı ve selamlar.
Grip aşısı rezaleti
Grip aşılarının kahraman savunucusu, viroloji profesörü Selim Badur’un ağzından grip aşısı ile “ticari” kelimelerini yan yana duymak bir başka keyifli oluyor.
Türkiye'de grip mevsiminin Ocak, Şubat, Mart aylarına kaydığını, buna karşın grip aşısının hiçbir Batı ülkesinde örneği olmadığı şekilde, Ağustos sonunda piyasaya verildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Badur şunları söylüyor:
"Tamamen ticari kaygıyla yapılıyor. Bir firma diğerinden bir hafta önce getirirse mal fazlası olarak depolara, eczanelere yığar ve piyasayı kapatır. Bu böyle giderse Temmuz ayında grip aşısı çıkacak Türkiye'de. Fransa bu yıl grip aşısını 9 Kasım'da çıkarıyor, toplumunu da o gün için bilgilendiriyor. Bizde, aşıyı bir gün önce piyasaya vereyim demek, bizi komik durumlara düşürüyor, böyle olmaması gerekir.
Bu dönemde insanı aşılamanın yararı yok. Hatta yaşlılar için sakıncası var. Çünkü immün sistemleri zayıf, aşının bağışıklığı da 6-8 ayda geçiyor, etkisi kalmıyor." dedi.
Grip aşısı bir işe yaramıyor!
Ben grip aşılarının tamamen ticari ürünler olduğunu senelerdir dile getiriyorum. Selim Badur’u da doğruları söylediği için tebrik ediyorum.
Birkaç yıl sonra onun da benim gibi tam bir “grip aşısı muhalifi” olacağından da hiç şüphe etmiyorum.
Darısı körü körüne grip aşısını savunan diğerlerinin başına.
Badur ne demek istiyor?
Prof. Dr. Badur’ un bu açıklamalarından şu değerlendirmeleri yapabiliriz:
BİR: Bağışıklıkları zayıflamış yaşlılarda grip aşısından sonra oluşan antikorların etki süresi 6-8 aydır. Bu süre sonunda antikorlar buhar olup uçmaktadır.
İKİ: Grip aşısının yüzde 70-80 koruyucu olduğu söylenir. Bu rakam, aşı yapılan genç ve sağlıklı insanların yüzde 70-80’ inde o virüslere karşı antikor oluştuğunu gösterir, aşının koruyuculuğunu kanıtlamaz.
ÜÇ: Yaşlılarda ne miktarda antikor oluşacağı o kişinin bağışıklığı ile ilgili olduğu gibi hangi antikor seviyelerinin koruyucu olduğu da belli değildir.
DÖRT: Grip aşısının koruyucu olabilmesi için aşıdaki virüslerle hastalık yapan virüsün aynı olması gerekmektedir.
Buna göre grip aşılarının -üstelik her sene yapılmasına rağmen- bir faydası olabileceğine inanır mısınız bilemiyorum.
Durun daha bitmedi
Bugüne kadar yapılan grip aşılarının yaşlılarda ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde –ki aşı esas bunlara tavsiye edilmektedir- meğerse boşuna uygulandığı şu haberle de iyice perçinleniyor.
Sanofi Pasteur firması bu sene “Fluzone High-Dose” isimli bir grip aşısı piyasaya sürdü. Bu aşıda normal grip aşılarına göre yüksek dozda (4 misli fazla) antijen bulunuyor ve özellikle de bağışıklığı baskılanmış yaşlılar için uygun olduğu bildiriliyor.
Şimdi zurnanın zırt dediği yere geliyoruz: FDA tarafından yayınlanan prospektüs bilgilerinde “Fluzone High-Dose aşının gribi önlediğine dair veri olmadığı”
Yorum Yap
Yorumlar