Son Dakika
Cumartesi, 25 Mart 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Kuş gribi, köy tavuğunu yok etmek için miydi?
Kuş gribine ne oldu? Köy tavukçuluğu öldürülünce "kuş gribi" de mi öldü? Köylü ya da kenar mahallelerde kendi tavuğu ve dolayısıyla kendi yumurtasını yetiştiremesinden kimler neden rahatsız olur?

Binlerce yıldır insanlığa ilaç olan sütler "tehlikeli" diye tahkîr ediliyor. Köy tavukları "hastalık" iddiasıyla yok ediliyor. İçeriğini hiçbir tüketicinin bilmediği temizlik(!) ürünleri, Zeytinyağlı doğal sabunlara tercih ettiriliyor. Kısaca düne ait ne varsa reddediliyor. Reddedilmekle de kalınmayıp kötüleniyor. Acaba neden? Bu reddiyeden kim kârlı kim zararlı?

Fıtrata, doğala ve geçmişe ait ne varsa yok edenler kimler? Bunlar kimin için çalışıyorlar? Kuş gribi bir oyunmuydu? Bu oyunda zarar gören ve kazançlı çıkanlar kimlerdi? Köy tavukları geçmişte neden tehlike değildi de şimdi tehlike? Bütün bu sorulara bir nebze cevap olması dileğiyle Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'den Prof. Dr. Tayfun Özkaya'nın 14.02.2006 tarihli "Köy tavukçuluğu yok edilmemeli!" başlıklı yazısını dikkatinize sunuyoruz.

Son günlerde yayılan kuş gribi olayları sonucu bazı yöneticiler ve uzmanların serbest gezinen tavukçuluğun bu arada köy tavukçuluğu denilen sistemlerin tamamen terk edilmesi hatta yasaklanması yönünde açıklamalarını dinlemekteyiz. Bunun çeşitli açılardan uygulanabilir ve çağdaş bir yaklaşım olmadığı kanısındayız.

Birincisi köylerde hatta gecekondularda çoğunluğu yoksul insanların, başka şekilde tamamen çöpe gidecek mutfak atıkları ve bitkisel üretimdeki yan ürün ve artıkları proteine çevirerek ailesine yumurta vb. ürünleri yedirebilmesi ve böylelikle hayata tutunması mümkün olmaktadır. Bu üretim sistemi bazı sorunlar içermekle birlikte ekonomik, sosyal ve çevresel yönden istenilen ve rasyonel bir sistemdir.

Kanada gibi çok modern ülkelerde dahi kent tarımı adı altında buna benzer sistemler teşvik edilmektedir. Köy tavukçuluğu var olan bazı problemlerine rağmen sürdürülebilir bir sistem oluşturmakta ve endüstriyel tavukçuluğa karşı organik tavukçuluk ve kent tavukçuluğu ile birlikte alternatifler oluşturmaktadırlar.

Ülkemizde bazı çevrelerin politikacıları ikna ederek bu krizden hiç olmaz ise köy tavukçuluğu ve organik tavukçuluğu yok ederek, besin egemenliğini yok edecek bir kazançla çıkmak istediklerinden kuşkulanıyoruz. Endüstriyel Tavukçuk çevrelerinin bu ekonomik krizden nasıl çıkacaklarını, kuş gribi ile nasıl mücadele edeceklerini düşünecekleri yerde köylüye ve topluma düşman, daha komiği tavuğa düşman bakış açılarına arka çıkmamalarını bekleriz.

Diğer yönden endüstriyel tavukçuluk denilen binlerce tavuğu güneş görmez "hapishanelere" tıkarak yapılan üretim sistemi çağdaş birçok ülkede terk edilmeye başlanmıştır. Bu endüstriyel tavukçuluk ne hayvan hakları, ne sağlıklı bir gıda üretimi açısından, ne de ekonomik gücün az sayıda insan elinde toplanması açılarından savunulabilmektedir. Hatta bugün gelişmiş ülkelerde büyük şirketler bile serbestçe gezinen tavukları esas alan organik tavukçuluk yapmaktadır ve bunların ürünlerine örneğin yumurtaya tüketiciler daha fazla fiyat ödemeyi kabul etmektedirler.

Şüphesiz her şeyin aynen devam etmesini savunuyor değiliz. Bir çok önlemler alınabilir. Kuşların konakladığı göller vb. yerlerin çevrelerinde tavuklardan arınmış bir şerit oluşturulabilir. Serbest gezinen tavuklar için belli süreler kapatılacakları ince kafes telli veya balık ağı gibi engellerle göçmen kuşlarla teması kesecek açıkta bölmeler zorunlu tutulabilir.

Avrupa'daki organik tavukçuluk kuruluşları, dernekleri buna benzer önerileri üyelerine yapmaktadırlar. Bütün tavuk besleyenler eğitilerek teması en aza indirecek önlemler almaları sağlanabilir. Manisa'da kapatılan tavuk aşıları merkezi yeniden açılarak aşı üretme çalışmaları yeniden başlayabilir.

Türkiye Birleşmiş Milletler gibi kurumlara başvurarak kuş gribi hastalığını tedavi etmeye yardımcı olan ilaçların veya geliştirilecek olan aşıların, belli ödentilerinin firmalarına yapılarak fikri mülkiyet haklarının kaldırılıp genel kamu lisansına tabi olması ve bunu üretebilecek kadar donanımı olan bir çok ülkede serbestçe üretilerek olası bir insandan insana bulaşma tehlikesine karşı önlemler alması önerilebilir.

Kuş gribi bahane edilerek köy tavukçuluğu ve organik tavukçuluğun yok edilmesine karşı olmak gerekmektedir.

 Nimeti değiştirme ile ilgi Ayet-i Kerimler
 

19.03.2009 23:05:00 Bu haber 6784 defa okundu
Kuş gribi, köy tavuğunu yok etmek için miydi?
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri