Son Dakika
Çarşamba, 23 Ekim 2019 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Hormonlu sebze ve meyve ihraç edenlere ceza
Domates başta olmak üzere sebze ve meyve ihracatının durmasına yol açan zirai ilaç kalıntıları, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı harekete geçirdi.

Rusya ve Avrupa ülkelerine 1,75 milyar dolarlık ihracatı baltalayan ilaçların kullanımını yılbaşından itibaren yasaklayan bakanlık, geçen yıl eylül ayından bu yana ürünleri kalıntılı olduğu gerekçesiyle 15 ihracatçı firma hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Rusya'ya yapılan ihracatta, üreticinin yetiştirdiği ürünlerde kullandığı ilaçlar hakkında yanlış beyan veren 160 ihracatçıya da 1,3 milyon TL ceza kesildi. Antalya Tarım İl Müdürü Bedrullah Erçin, suç duyurusunu, Rusya'nın limit değerlerine uygun olmadığı gerekçesiyle yaptıklarını açıkladı. Suç duyurusunun ardından savcılık, firma yetkililerinin ifadesine başvuracak. Dava açılması halinde sorumlular 6 aya kadar hapis cezasıyla yargılanacak. İhracatçılar ise bakanlığın verdiği cezalara tepkili. Antalya Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Satıcı, "İnsan sağlığına zarar veren üretici cezalandırılmak isteniyor ama uygulama yanlış. Üreticiye yaptırım yok, ama ihracatçıya ceza var." dedi.

Sebze ve meyvede kalıntı sorununa sebep olan zirai ilaçların kullanımı, insan ve çevre sağlığına verdiği zarar sebebiyle Avrupa Birliği'nde yasak. Birlik, uzun süredir Türkiye'nin de bu yasağa uymasını istiyordu.

Türkiye ile AB ve Rusya arasında sık sık ziraî kalıntı sorunu yaşanıyor. Bu ülkeler, Türkiye'den alınan sebze ve meyveleri detaylı analizden geçiriyor. İçinde insan sağlığına zararlı ilaç kalıntısı tespit edilen ürünler gümrüklerden sokulmuyor. Türkiye'den geçen yıl 633 milyon dolarlık sebze ve meyve alan Rusya, en son Haziran 2008'de ilaç kalıntısı sebebiyle Türkiye'den ithalatı durdurmuştu. İhracat durunca Türkiye'de domates üreticilerin elinde kalmış ve fiyatlar hızla gerilemişti.

İlaç kalıntısı ve kalite bozukluğundan ihracatçıyı sorumlu tutan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Form-1 belgesi zorunluluğunu getirdi. Bu belgede üreticinin beyanı esas alınıyor. Üretici, ürünlere hangi ilacı kullandığını beyan ediyor. İhraç edilen üründe yapılan analizlerde farklı sonuçlar ortaya çıkarsa, ihracatçıya, üreticinin yanlış beyanı sebebiyle para cezası veriliyor. Uygulamaya tepki gösteren Antalya Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Satıcı, ihracatçıların, yapmadıkları üretim ve yanlış beyandan dolayı savcılığa sevk edildiğini, ayrıca 5 bin TL idari ceza verildiğini söyledi. Satıcı, "Bu uygulama üretici açısından caydırıcı değil. Üreticiye yaptırım yok, ama ihracatçıya ceza var. Bugüne kadar hakkında suç duyurusunda bulunulan üretici olduğunu duymadım.'' diyor.

Antalya Tarım İl Müdürü Bedrullah Erçin ise savcılığa suç duyurusunda bulundukları firmaların isimlerini açıklayamayacaklarını söyledi. Geçen yıl eylül ayından bu yana 15 firmayı savcılığa verdiklerini aktaran Erçin, savcılığın firmaların ifadesini alacağı bilgisini verdi. Tarım İl Müdürü, üreticinin beyanına göre ihracat izni verdiklerini ifade ederek, şunları söyledi: "Analiz sonuçlarına göre ürün Rusya'ya uygun değilse göndermiyoruz. Analiz sonuçlarına uymayanları da savcılığa veriyoruz. Savcılık bu firmaların ifadesini alacak. Eğer bunlar izlenebilirlik yaptıysa, kimden aldığını ispatlarsa o cezalandırılacak." Sağlığa zararlı olan ilaçlara 2009'da yasak geldi. Bakanlık, kalıntı sorununa yol açan 135 tarım ilacının 75'ini yasakladı. Söz konusu ilaçların üretim ve ithalatı, 1 Ocak'tan itibaren durduruldu. Yasaklanan 75 ilacın dışında kalan diğer zararlı ilaçlar da 2012'ye kadar piyasadan çekilecek.

 

Sebze-meyve ihracatı 2 milyar dolara koşuyor

Yıl Tutar*
2003 696
2004 805
2005 924
2006 1.151
2007 1.471
2008 1.759

(*) Milyon dolar

Pazardaki domatesin hormonunu kim denetliyor?

Rusya'ya ihraç edilen domates, biber ile elma ve armudun limitlerin üzerinde ilaçlı olması yetkilileri harekete geçirdi. Antalya'da 15 ihracatçı firma, savcıların önünde ifade verecek.

Bu, gıda gibi herkesin iştigal edebildiği gerçekte gelişmiş ülkelerin kılı kırk yardığı bir sektör için en azından bir başlangıç diye sevinçle karşılanması gereken önemli bir gelişme. Bibere kiremit tozu katmak, baklavada Antep fıstığı yerine öğütülmüş bezelye kullanmak, kaşar peynirini palm yağı ile ucuza getirmek... Daha neler, neler... Hepsi bu ülkede tüketicilerin karşı karşıya kaldığı suistimallerden sadece birkaçı. Yurtdışında tarladan sofraya kadar geçen her bir safha adım adım denetlenirken bizde bir başıboşluk hakim. Gıdada ihmal ya da kusuru sabit kişi veya firmalar, ömür boyu ticari faaliyetten men ediliyor gelişmiş ülkelerde. Türkiye'de bunu tespit edecek mekanizma bütün iyi niyetli girişimlere rağmen hâlâ tesis edilemedi. İhraç edilen ürünün kalitesinin denetlenmesi ülke ekonomisi açısından elbette çok hayati. Ancak Rusya'ya giden domateste aranan kriterlerin kaçta kaçı iç pazara sunulan domatesler için geçerli? Kâğıt üstündeki hükümlerden bahsetmiyorum. Yalın gerçek ne diyor? Üreticinin atadan, babadan görme usullerle zirai ilaç kullandığı (sayıları sınırlı kurumsallaşmış tarım işletmeleri hariç), yaz kış açık kasa kamyonlarla yurdun bir ucundan öbür ucuna taşınan sebze meyvelerin soğutma sistemi olmayan şehir hallerine istif edildiği, gıda kontrolörlerinin sayısının yetmediği Türkiye'de maalesef vicdan ile cüzdan arasında bir manzara söz konusu. Pazarda markette, manavdan alınan sebzenin ne kadar denetimden geçtiğine dair bir belge ya da süt ambalajındaki gibi bilgilendirici etiketler var mı? Bu konuda bir sertifikasyon, standardizasyondan bahsedilebilir mi? Gümrükten dönen malların büyük bölümünün boşluklardan müstefit yine vatandaşa satılıyor olduğu gerçeği buz gibi karşımızda duruyor.

Tarım Bakanlığı, aflatoksinli ya da ilaç kalıntılı olduğu için geri gönderilen ürünlerin imha edildiğini belirtse de bununla ilgili şeffaf, geriye dönük bilgilere kamuoyu vâkıf değil. Daha düne kadar AB ülkelerinde yasaklanan bazı ilaçlar çiftçiye bizzat bakanlık tarafından tavsiye ediliyordu. Zaman, Eylül 2005'te konuyu gündeme getirdiğinde Dialifos, Bromophos, Parathion-methyl ve Nuarimol gibi zehirli ilaçların satıldığından gıda ile uğraşanların çoğu haberdar değildi. O gün Zaman'ı yanlış haber yapmakla suçlayanlar, bir süre sonra tehlikenin farkına vardı ve artık söz konusu ilaçlar Türkiye'de satılamıyor. Bu tartışma aynı zamanda zirai ilaçların reçete ile çiftçiye ulaştırılması mecburiyetini de getirdi ki önemli bir boşluk ortadan kalkmış oldu. Aynı şekilde iç pazarda sebze meyvenin daha sağlıklı bir safahattan sonra tüketiciye ulaşmasını sağlayacak adımlar da bir an önce atılmalı. Aksi takdirde kaliteli ve sağlıklı sebze meyve yabancıya, oradan artakalan da vatandaşa mı satılıyor şüphesi zihinleri kemirmeye devam edecek. Bu konu ne kadar tartışılırsa o kadar çok mesafe kat edileceği muhakkak.

Madem toplum sağlığı ülkenin geleceği için vazgeçilmez bir husus. Öyleyse 'bunlar abartılı yorumlar' demek yerine herkes şapkasını önüne koymalı. 'İhraç edilebilecek kadar sağlıklı' domates-biber-patlıcan 71,5 milyona çok görülmemeli. (Zaman)

Kemal Özer'in ‘Acı patlıcanı kırağı çalmaz’ mı? makalesi için tıklayın.
 

 

24.02.2009 11:49:00 Bu haber 7730 defa okundu
Hormonlu sebze ve meyve ihraç edenlere ceza
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri