Son Dakika
Salı, 25 Nisan 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
D-8 tohum bankası kuruyor. Peki bu yeterli mi?
D-8 ülkeleri gıda güvenliği konusunda ortak politikalar oluşturmak amacıyla tarım alanında üretilen projeleri hayata geçiriyor. Ancak buna karşın Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi bu çalışmanın eksik ve yetersizliğine dikkat çekiyor.

D-8 Haber bülteninte yer alan açıklamaya göre "D-8 ülkeleri gıda güvenliği konusunda ortak politikalar oluşturmak amacıyla tarım alanında üretilen projeleri hayata geçiriyor. Bu projelerin ilk adım olan D-8 Tohum Bankasının kuruluş çalışmaları Türkiye’nin öncülüğünde başlıyor.

TOHUM BANKASI KURULUYOR

Geçtiğimiz Şubat ayında Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da gerçekleştirilen D-8 Tarım Bakanları Konferansı'nda alınan kararla Tohum Bankasıyla ilgili çalışmaların Türkiye'nin liderliği ve İran'ın katkısıyla Türkiye'de kurulması görüşü benimsenmişti. Bu doğrultuda D-8 Tohum Bankası Çalışma Komitesi ilk toplantısını 21-24 Temmuz 2009 tarihleri arasında Türkiye'de gerçekleştirecek. Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) evsahipliğinde İzmir’de düzenlenecek olan Çalışma Toplantısına üye ülkelerin Tarım bakanlıklarından yetkililer katılacak.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker daha önce yaptığı açıklamada D-8 ülkeleri Tohum Bankasının Türkiye'de kurulmasının, D-8 Ülkelerinin ortak çıkarını maksimize edecek bir uygulama olacağını belirtmişti. Tarımsal üretimde en önemli girdileri mazot, hayvan yemi, gübre ve tohumun oluşturduğunu vurgulayan Eker, şunları kaydetti: 'Bilindiği gibi dünyanın temel gıda maddelerinden olan tahılların vatanı Türkiye'dir. Bu ülkede tahıl tarımı 10 bin yıl öncelerinden beri yapılmaktadır. Tarımsal araştırma kapasitemiz hayli yüksektir. Konuyla ilgili resmi ve özel sektör teşkilatlanması uygundur. Bu ve benzeri sebeplerle, D-8 Ülkeleri Tohum Bankasının Türkiye'de kurulması D-8 ülkelerinin ortak çıkarını maksimize edecek bir uygulama olacaktır.' Şubat ayındaki Tarım Bakanları Konferansında üye ülkelerde uygun fiyata kaliteli tohum, gübre ve hayvan yemi temin etmek için ortak projeler üretilmiş bu doğrultuda Türkiye’nin liderliği ve İran’ın katkısıyla Türkiye’de Tohum Bankası kurulması, hayvan yemi tesislerinin Malezya’nın liderliği ve Endonezya’nın katkısıyla Malezya’da; gübre üretim tesislerinin Türk özel sektörünün de desteğiyle Mısır’da kurulması görüşü benimsenmişti.

21 Temmuz’da başlayacak ve dört gün sürecek olan D-8 Tohum Bankası Çalışma Toplantısında gıda güvenliğinin sağlanmasında biyo-çeşitlilik, genetik kaynaklar, Gen Bankası gibi temel konular tartışılarak, kurulması planlanan tohum bankası ve tohum sektörüyle ilgili üye ülkelerin görüşleri alınacak. Toplantıya Türkiye'nin yanı sıra D-8 üyeleri Endonezya, Malezya, Bangladeş, Pakistan, İran, Mısır ve Nijerya'nın temsilcileri katılacak."

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin konu ile ilgili görüşü:

D-8’lerin tohum konusunu gündeme alarak proje geliştirmesi son derece sevindirici bir gelişme. Bu gelişme sevindiricinin yeterliliği ise son derece tartışmalı. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi olarak bu konuda büyük endişeler taşıyoruz. Bu endişelerimizi şu şekilde özetleyebiliriz:

“Henry Kissenger’in Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin. Yiyecek bir silahtır ve bizim müzakere çantamızdaki araçlardan biridir!bu cümlelerinden bile ABD’nin gıdayı bir silah olarak gördüğünü açıkça anlayabiliriz. Kaldı ki ABD’nin son 40 yılda yürüttüğü çalışmalarda bunun en büyük ispatı.
 

D-8’in bu tür çalışmalarını şeytanları davet edercesine aleni yapması bazı sorunları beraberinde getireceği muhakkak.

GDO’lu tohum testleri ve GDO’yu yasalaştırma çalışması yapan D-8 üyesi Türkiye’nin tohumları korumasının ne kadar anlamlı olduğu üzerinde durulması gereken önemli bir ayrıntı.

GDO’lu ürüne taraftar olan çevrelerin ve ülkelerin tohumlarını korumasının çok büyük önem arz etmediği ortada. GDO’ya göz yummak bile dolaylı yönden izin vermektir.  Türkiye ve benzeri ülkeler önce gümrüklerden GDO’lu ürünlerin serbestçe geçişine izin verdiler. Ardından da GDO’ya meşruiyet sağlamak için yasa çalışmaları…

Her ne kadar bazı yetkililerimiz “ülkemizde GDO yasak” türünden inandırıcılığı olmayan açıklamalar yapsalar da ülkemiz kelimenin tam anlamıyla bir GDO cennetidir ve tohumlarımız büyük oranda kaybolmuştur. GDO’yu aklının ucundan bile geçiren ülkelerin bu şartlarda tohum saklamaları, “bir şeyler yapıyormuş gibi görünme” ötesinde bir anlam taşımayacağı gün gibi ortadadır.

Asıl olan tohumları korurken bir kıyamet projesi olan GDO’nun engellenmesi için, ağır müeyyideli kararlar almak ve bunu tavizsiz bir şekilde uygulamaktır.

Türkiye gibi ülkeler, tarım ve gıda konusunda kelimenin tam anlamıyla a’raftadırlar. “Hem GDO, hem tohum koruma” şeklindeki politika ne şiş yansın ne kebap türü politikadır ki: Bu tür politikaların sonu hayırlı gözükmemekte. Hâlbuki Türkiye gibi ülkelerin önünde sadece iki seçenek var. Ya tümüyle GDO ve GDO’culara teslim olmak! Yahut da tohum ve toprağı koruyarak tümüyle doğal üretime yönelmek! Her açıdan a’raftaki uygulamalar toplumun moral değerleri ile ümitlerini zayıflatır ki bu durum gıda savaşında kaybeden tarafta yer almak anlamına gelir.

‘Tohumlarımızı en güvenli yerlerde depolayınca tüm sorunlarımız çözülecek mi? Artık bir şey yapmamıza gerek yok mu? Hayır, hayır! Tohumları saklamak hiçbir şeyi çözmez, çözemez. Bu durum tıpkı, ilacı hastaya vermek yerine kilitli dolaplarda saklamaktan farksız.  Dolaptaki ilaç hastaya ne kadar yarar sağlıyorsa tohum saklayıp GDO’lu üretim yapmakta aynıdır. Hasta ölünce tedavi edici iksir elinizde olsa ne yarar olabilir?

D-8’e çağrımız o dur ki: Geliniz, GDO konusunda bir yol haritası ortaya koyunuz! Üyelerinizi Dünya Ticaret Örgütü (WTO), IMF ve Dünya Bankası’nın kumpasından kurtarıcı politikalar geliştiriniz! GDO’nun ve GDO’cuların şerrinden korunmak için geliştireceğiniz politikaları İslam Konferansı Teşkilatı ile birlikte ivedi olarak hayata geçiriniz! Biz özellikle İKT’nın geçtiğimiz hafta açıkladığı “Helâl Standardı” çalışması ile ilgili basına yaptığı açıklamada yer alan “GDO’lu ürünler helal değildir” şeklindeki yaklaşımından hareketle bu konuda bir mutabakat sağlanabileceği ümidini taşıyoruz.

Bu bağlamdaki çalışmalara Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi tüm imkânlarını seferber ederek katkı sunmaya hazırdır”

 

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin D-8 üyesi ülkelere gönderdiği mektup:

 

Tohum Bankacılığı çalışması ile ilgili

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin konu ile ilgili görüşü:

D-8’lerin tohum konusunu gündeme alarak proje geliştirmesi son derece sevindirici bir gelişme. Bu gelişme sevindiricinin yeterliliği ise son derece tartışmalı. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi olarak bu konuda büyük endişeler taşıyoruz. Bu endişelerimizi şu şekilde özetleyebiliriz:


“Henry Kissenger’in “Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin. Yiyecek bir silahtır ve bizim müzakere çantamızdaki araçlardan biridir!” bu cümlelerinden bile ABD’nin gıdayı bir silah olarak gördüğünü açıkça anlayabiliriz. Kaldı ki ABD’nin son 40 yılda yürüttüğü çalışmalarda bunun en büyük ispatı.

 

D-8’in bu tür çalışmalarını şeytanları davet edercesine aleni yapması bazı sorunları beraberinde getireceği muhakkak.

 

GDO’lu tohum testleri ve GDO’yu yasalaştırma çalışması yapan D-8 üyesi Türkiye’nin tohumları korumasının ne kadar anlamlı olduğu üzerinde durulması gereken önemli bir ayrıntı.

 

GDO’lu ürüne taraftar olan çevrelerin ve ülkelerin tohumlarını korumasının çok büyük önem arz etmediği ortada. GDO’ya göz yummak bile dolaylı yönden izin vermektir.  Türkiye ve benzeri ülkeler önce gümrüklerden GDO’lu ürünlerin serbestçe geçişine izin verdiler. Ardından da GDO’ya meşruiyet sağlamak için yasa çalışmaları…

 

Her ne kadar bazı yetkililerimiz “ülkemizde GDO yasak” türünden inandırıcılığı olmayan açıklamalar yapsalar da ülkemiz kelimenin tam anlamıyla bir GDO cennetidir ve tohumlarımız büyük oranda kaybolmuştur. GDO’yu aklının ucundan bile geçiren ülkelerin bu şartlarda tohum saklamaları, “bir şeyler yapıyormuş gibi görünme” ötesinde bir anlam taşımayacağı gün gibi ortadadır.

 

Asıl olan tohumları korurken bir kıyamet projesi olan GDO’nun engellenmesi için, ağır müeyyideli kararlar almak ve bunu tavizsiz bir şekilde uygulamaktır.

 

Türkiye gibi ülkeler, tarım ve gıda konusunda kelimenin tam anlamıyla a’raftadırlar. “Hem GDO, hem tohum koruma” şeklindeki politika ne şiş yansın ne kebap türü politikadır ki: Bu tür politikaların sonu hayırlı gözükmemekte. Hâlbuki Türkiye gibi ülkelerin önünde sadece iki seçenek var. Ya tümüyle GDO ve GDO’culara teslim olmak! Yahut da tohum ve toprağı koruyarak tümüyle doğal üretime yönelmek! Her açıdan a’raftaki uygulamalar toplumun moral değerleri ile ümitlerini zayıflatır ki bu durum gıda savaşında kaybeden tarafta yer almak anlamına gelir.

 

‘Tohumlarımızı en güvenli yerlerde depolayınca tüm sorunlarımız çözülecek mi? Artık bir şey yapmamıza gerek yok mu? Hayır, hayır! Tohumları saklamak hiçbir şeyi çözmez, çözemez. Bu durum tıpkı, ilacı hastaya vermek yerine kilitli dolaplarda saklamaktan farksız.  Dolaptaki ilaç hastaya ne kadar yarar sağlıyorsa tohum saklayıp GDO’lu üretim yapmakta aynıdır. Hasta ölünce tedavi edici iksir elinizde olsa ne yararı olabilir?

 

D-8’e çağrımız o dur ki: Geliniz, GDO konusunda bir yol haritası ortaya koyunuz! Üyelerinizi Dünya Ticaret Örgütü (WTO), IMF ve Dünya Bankası’nın kumpasından kurtarıcı politikalar geliştiriniz! GDO’nun ve GDO’cuların şerrinden korunmak için geliştireceğiniz politikaları İslam Konferansı Teşkilatı ile birlikte ivedi olarak hayata geçiriniz! Biz özellikle İKT’nın geçtiğimiz hafta açıkladığı “Helâl Standardı” çalışması ile ilgili basına yaptığı açıklamada yer alan “GDO’lu ürünler helal değildir” şeklindeki yaklaşımından hareketle bu konuda bir mutabakat sağlanabileceği ümidini taşıyoruz.

 

Bu bağlamdaki çalışmalarınıza Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi tüm imkânlarını seferber ederek katkı sunmaya hazırdır.

 

Bilgilerinize arz ederiz.

 

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi

“Maddeten temiz manen sakıncasız”

 

The Views of The Health and Food Safety Movement  on “Seed Bank” Project:

It is quite pleasing development that D-8 takes the “seed” issue into its agenda and developes project related with it. This is a matter of discussion whether this development is satisfactory. As “The Health and Food Safety Movement” we have big concerns on this issue. We can simply sum up our concerns as:


From Henry Kissenger’s “ If you control oil, you control nations, if you control food, you control people. Food is a weapon and is one of the means in our negotiation bag.” sentence we can clearly understand how the USA sees food as a weapon. However the US efforts in the recent 40 years are the biggest proofs for this.

 

It is certain that D-8’s doing such kind of studies openly as if inviting the devils will bring some troubles together.

 

It is an important detail to focus on that how important it is that Turkey, making GMO experiments and trying to legalize the GMO, as a D-8 member is going to preserve the seeds.

 

It is well known that it is not important the preservation of the seeds by the countries and environments that support the GMO products. Even allowing GMO means giving permission to GMO indirectly. Turkey and the similar countries first allowed the pass of the GMO products through their borders. Then they started to work on legalizing GMO…

 

Even though some of our authorities announce that “ GMO is forbidden in our country”which is not believable, with the proper definition, our country is a heaven for GMO and our seeds disappeared in important rates. It is quite clear that for the countries that even think of GMO in their minds, preserving seeds under these conditions is not something beyond “imitating to do something”.

 

The thing actually to be done is while preserving the seeds, obstacling the GMO that is a project of doomsday, taking decisions with heavy sanctions and applying this without any concessions.

 

With the best definition of the word countries as Turkey are in between, not to know what to do about the agriculture and food. Policy as “Both GMO and seed preservation” is a policy of “Let's find a solution that'll be agreeable to all concerned” which does not probably result well. However countries as Turkey have two choices in front. Either competely surrendering to GMO and supporters of GMO or by preserving the seed and soil completely leading towards natural, organic agriculture. From all the aspects the suspended applications will weaken the moral values and hopes of the society and this situation means to be on the side of the losers against the war on food.

 

‘Will all our problems be solved when we keep our seeds in the most secure places? Don’t we have to do anything any more? No,no! Preserving the seeds does not solve all the problems, cannot. This situation is just like keeping the medicine in the fridge instead of giving it to the patient. However the medicine in the fridge helps the patient, keeping the seeds and going on GMO production is the same. What is the use of the treating potion in your hand after the patient dies?

 

Our call for D-8 is: Please come and show a roadmap about GMO. Develope policies that will rescue your members from the trap of World Trade Organization (WTO), IMF and World Bank! Activate your policies that you will develope with OIC urgently in order to be protected from the devil of GMO and supporters of GMO!  We have the hope for this since last week related with the “Halal Standarts”  the OIC in the press release said “GMO products are not halal”.

In this context The Health and Food Safety Movement is ready to contribute on your works mobilizing all its oppprtunities to your service.

 

Best regards,

The Health and Food Safety Movement

"Materially clean, inwardly unobjectable”

 

20.07.2009 19:30:00 Bu haber 7081 defa okundu
D-8 tohum bankası kuruyor. Peki bu yeterli mi?
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri