Mustafa Kutlu
Eklenme Tarihi: 14 Temmuz 2010 00:00
Bu manzara adamı kahreder
Öncelikler sıralaması
Dünyada artık öncelikler sıralamasında su ve enerji ihtiyacı ilk iki sırayı aldı. Geçtiğimiz yüzyıl batı medeniyetinin parıltısına imrenen dünya "önce sanayi" demişti ve bu yoldan "kalkınma"yı öncelikler sıralamasının başına koymuştu.
Şimdi kafalar karışık.
Meksika Körfezi'ni kaplayan petrol fışkırması BM'yi zor durumda bıraktı. Çernobil de etrafındaki ülkeleri zor durumda bırakmıştı. Sanayi ile gelen refah ozon tabakasını deldi, dünya ısınmaya başladı, kimi yerler kuraklığa kurban olurken, kimi yerler sellerle boğuşuyor. Ve sanayinin sağladığı refah (konfor) sürdükçe bu dertler azalmayıp artacak. Artık bunu herkes biliyor, lakin kimse rahatından vazgeçmiyor.
Biz de kıyısından-köşesinden sanayi hamlesi yaptık, barajlar kurduk, doğalgaz hatlarını devreye soktuk, duble yollar yaptık, ülke eskiye nazaran bayağı modernleşti.
Geçen zaman içinde sanayi hamlesinin büyüsüne o kadar kapıldık ki; Türkiye'nin esasen bir "tarım ülkesi" olduğunu unuttuk. Tarımı ihmal ettik, köylüyü hor gördük.
Seksen sonrasının politikaları çiftçiyi subvansiyonla geçinen bir asalak saydı.
Bunda çiftçinin ne kabahati olabilir ki? Ortada acıklı bir manzara var. Köyler boşalıyor, topraklar ekilmiyor, ağaçlar kuruyor, vahşi sulama ile su kaynakları azalıyor, verim düşüyor, şehre doluşan köylü türlü problemlerin yaşanmasına sebep oluyor, işsizlik artıyor, lumpen kültürü ülkeyi istila ediyor, asayiş bozuluyor ve bu arada "tarım ülkesiyiz" diye açılmış onlarca Ziraat Fakültesi'nden mezun olan mühendisler iş bulamadığı için işportacılık yapıyor.
İşte acıklı manzara budur.
Bu mühendislere, bu boş yatan topraklara, bu işsiz kalan köylüye yazık değil mi?
Bu ne biçim planlama, bu ne biçim devlet.
Bizim yakamıza yapışan bir kötü alışkanlık da şudur: Yumurta deliğin ağzına gelmeden harekete geçmeyiz. Ve bu yüzden çokluk geç kalırız. Bu ülkede besiciler; küçük ve büyük baş hayvan yetiştirenler yıllardır içine düştükleri problemler yüzünden feryat ediyorlardı.
Devlet bu feryadı duymadı.
Meseleye vakıf olanlar Türkiye'de yakında et sıkıntısının başgöstereceğini söylediler, yazdılar. Ne zaman ki etin kilosu 30-40 liraya dayandı, hükumet o zaman harekete geçti. Bu konularda ithalat çözüm değildir. Çözüm yerli üreticinin desteklenmesidir.
(YeniŞafak)
Yorum Yap
Yorumlar