Son Dakika
Çarşamba, 30 Temmuz 2014 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bu mudur dindarlar olarak geleneğe sahip çıkma stratejimiz?
Neo Sağlık Bakanı'nın ısrallarına karşı dindar çevrelerden tepkiler devam ediyor. Ak Parti kurucularından ve son döneme kadar MYK ve MKYK üyeliği yapmış olan Yeni Şafak yazarı Ayşe Böhürler de bugünkü köşesinde "Kamuoyunda anne sütü tereddüdü mü?" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Farklı çevrelerin tereddütlerini dile getiren Böhürler, partisinin uygulamasına can alıcı bir tepki ile itiraz ediyor. İşte "Bu mudur dindarlar olarak geleneğe sahip çıkma stratejimiz?" diyen Böhürler'in makalesi:

Yukarıdaki açıklamayı duyunca tam da Shayegan'nın 'Yaralı Bilinç' halleri demekten kendimi alamadım. 'Süt bankası' açıklamasını, geçen haftaki yazımda da altını çizmeye çalıştığım muhafazakârların kadın ve aile politikalarındaki tutarsızlıklarının bir devamı olarak görüyorum. Anne sütü 'organ bağışı' gibi hayati değil, genetik aktarım ihtimali yüksek (inançlı kişiler için Kur'an soy süt yolu ile geçer der)iken böyle bir uygulamanın başlatılması, yapılan itirazlara verilen cevaplar sorgulamayı zorunlu kılıyor. İtirazlara 'kamuoyunda anne sütü tereddütü hassasiyeti olanlar için künye vereceğiz' demek yeterli midir?

Konuyu konuştuğum meslek erbabı (aralarında farklı branşlardan doktorların yanı sıra 'anne sütünün genetik geçişkenliği' konusunda 15 yıldır araştırma yapan bir mikrobiyoloji profesörü de var) bu uygulamanın riskleri konusunda hemfikirler. Genel kanı, bu proje ile ancak hastanelerde denetimsiz olan uygulamalar kayıt altına alınabilir. Ayrıca projenin uygulama sorunları da var. Sütü aşıp taşan kaç kadın bunları hijyen koşullarda bin bir zahmetle sağıp bağışlayacak. Sütlerin karışmasının önüne nasıl geçilecek. Hadi bunları başardık künye verdik diyelim. Bu künye sütkardeşliğinden doğan hukukun ne kadar dikkate alınmasını sağlayacak. Bu künye genetik geçişkenliği olan hastalıkları kapsayacak mı? Bu konu hassasiyeti olan (ülkenin çoğunluğu Müslüman) kişilerin tercihine bırakılabilecek kadar küçük bir mevzu mudur? Bir taraftan aileyi korumak için kadınlara evinize gidin diyen bir anlayışa değer veriliyor. Diğer yandan ise Allah'ın dinin temel ilkesi olarak koyduğu kuralları ihlal eden bir uygulama devreye sokuluyor. Bu konuda aynı zamanda mikrobiyoloji doktoru olan, birçok kadın sağlığı projesinde çalışmış arkadaşım Dr.Havva Sula'nın yazdığı bir maili olduğu gibi aktarıyorum.

'Anne sütü içerik olarak bebek için en değerli besin. Ancak sütün değeri sadece bir besin olması değil aynı zamanda iletişim aracı olmasından geliyor. Annenin emzirmesi hem anne hem de bebeğin psikolojisi için de çok önemli. Anne sütünün mitokondriyal DNA vasıtasıyla genetik yük taşıdığını söyleyen bilimsel çalışmalar var. Çocuğunuz bazı yönlerden hiç tanımadığınız ya da istemediğiniz birine benzeyebilir mesela. Anne sütü bankası demek anne sütü bağışlayan her anne için bir 'hesap' açılması demek. Bu uygulama nasıl olacak? Kan Bankası gibi olamaz zira Kan Bankası'nda ayrıştırma 4 grup ve alt gruplara göre yapılıyor, verene göre değil. Türkiye'de henüz basit sağlık istatistikleri bile doğru düzgün tutulamazken, istenilen veriye kolaylıkla ulaşılamazken anne sütü verici ve alıcı kayıtları ne kadar güvenilir olacak? Ya aile dini değerlere sahip değilse ve kayda önem vermezse...

Sağlık Bakanlığının açıklamasında 'Bağışçı annenin bebeği ile alıcı annenin bebeği aynı cinsiyetten olacaktır' deniyor. Bağışçı annenin önceki ya da sonraki farklı cinsiyetteki çocukları da alıcının sütkardeşi olacağından bu şart hiç bir anlam taşımıyor. Hatta sütkardeşlik/süt akrabalık meselesinin bilinmeden konuşulduğunu gösteriyor. Sütle oluşan akrabalık sadece sütkardeşlik değil ki, süt baba, süt amca, süt dede. Bu konuda İslami kaynaklara bakmakta fayda var. Sadece süt alan ve veren ailelerin kaydı takibi bir anlam taşımıyor.

Diyanetin şartlarından biri 'Başka kadının sütünü içen çocuklar arasında oluşacak mahremlik dairesini olabildiğince daraltmak için pratik bir tedbir olarak, bir kadından alınan sütün sadece erkek veya kız çocuklara verilmesi' Bu açıklama için de yukarıdaki itirazı yapmak mümkün.

Belki bu düzenleme şu anda birçok hastaneden alıcı ve vericilerin bilgisi olmadan yapılan bir uygulamanın kurallarını belirleyerek daha güvenli olmasını amaçlıyor; tıpkı merdiven altı kürtajları önlemek için kürtajın yasallaştırılması gibi. Ama bu riskleri ortadan kaldırmayacağı gibi şimdiye kadar anne sütü bağışlamaktan ya da başkasının sütünü almaktan çekinen anneleri rahatlatacak ve nesebin karışma ihtimali çok daha fazla olacak. Banka sistemi yerine bizim kültürümüzde yer alan sütannelik müessesesini desteklemek daha doğru.'

Konuya ilişkin 'İslam Hukuku'na özgü bir kurum Süt Akrabalığı' üzerine bir çalışması olan Doç. Dr. Ahmet YAMAN tezinde, bu konudaki İslam dünyasındaki durumu ortaya koyuyor. 'İslam Konferansı Örgütü bünyesinde çalışmalarını yürüten İslam Fıkıh Akademisi konuyla ilgili olarak şu kararları almıştır. Nesep bağı sebebiyle söz konusu olan yasakların süt emme yoluyla da aynen geçerli olacağında Müslümanlar görüş birliği içinde. Dinin genel ve nihaî amaçlarından biri de nesebin korunmasıdır. Süt bankaları bu noktada karışıklık meydana getirmekte, kuşku doğurmaktadır. İslam dünyasında ihtiyaçların doğal yollardan karşılanması potansiyeli mevcut olduğundan böyle kurumlara ihtiyaç da yoktur. Bu gerekçelere istinaden Akademi, İslam dünyasında anne sütü bankalarının kurulmasının engellenmesini ve bu bankalarda biriken karma sütlerin de haramlık hükmü doğuracağını karar altına almıştır. Esasen, endüstriyel süt alanında kaydedilen gelişmeler, süt bankalarının maliyetlerindeki yükseklikler, sütlerini bedelli ya da gönüllü olarak bu bankalara verecek annelerin sayısındaki yetersizlikler, bankalardaki sütlerin hijyen ve sterilizasyonundaki aksaklıklar ve benzeri bir çok etken dolayısıyla süt bankaları eski cazibesini yitirmiş ve kendilerine ihtiyaç hissedilmez hale gelmiştir.'

Önemliyi es geçip, çağın gereği deyip savuşturmak, esastan olmayan konuların üzerinde ısrarla durmak. Bu mudur dindarlar olarak geleneğe sahip çıkma stratejimiz?

Gıda Hareketi: Sağlık Bakanlığı çıldırmış olmalı

Sağlık Bakanı: Diyanet anne sütü bankasına izin verdi

Hasan Karakaya: Ya Süt Bankasının başındaki adam sütü bozuk ise!

Mehmet Ali Bulut: Bu nasıl bir cüret böyle!

Emine Şenlikoğlu: Anne sütü bankasının bir adım sonrası sperm bankası

Prof Dr faruk Beşer: Süt bankaları iyi bir niyetin kötü bir meyvesi olabilir

Ayşe Böhürler: Bu mudur dindarlar olarak geleneğe sahip çıkma stratejimiz?

Diyanet'ten anne sütü bankası konusunda 2 ayrı yaklaşım

02.03.2013 11:12:00 Bu haber 1985 defa okundu
Bu mudur dindarlar olarak geleneğe sahip çıkma stratejimiz?
"Kudüs hurması" diye pazarlanan GDO'lu sözde hurmanın İsrail'e a it olduğunu biliyor musunuz?

 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri