Anasayfa / Arzu Aygen / Açlarla keskin nişancılar
Arzu Aygen

Arzu Aygen

Eklenme Tarihi: 18 Mart 2014 00:00

Açlarla keskin nişancılar

Çok kolay söyleyebildiğimiz bir cümle. Ama bu cümlenin ne anlama geldiğini bilmek pek o kadar kolay değil.

Açlık nedir çoğu insan bilmez. Bir öğün atladığınızda karnınız kazınmıştır belki. Oruç tutarken yarım günün sonunda çok susamış ve çok acıkmış olabilirsiniz. Ama açlık böyle bir şey değil.

Açlık günlerce, haftalarca, hatta aylarca vücudun beslenememesi sonucunda ortaya çıkıyor. Midenin kazınmasını geçin. İnsanın bütün hücreleri, damarları, organları acıkıyor. O kadar acıkıyorsunuz ki, aç olduğunuzu unutuyorsunuz. Bütün vücudunuzla açlığın kendisi oluyorsunuz. Bir açlık hali oluyorsunuz. 

İnsan vücudu gerçekten çok dayanıklı. Her türlü zorlukta, yoklukta dahi hayatta kalmaya çalışıyor. Uzun süre beslenemeyen vücut önce içerdeki her türlü deposunu kullanıyor. İyice zayıflanıyor. Daha da uzun süre beslenemedi mi dişlerdeki mineraller çekilmeye başlıyor. İnsanın dişleri, dişetleri sızım sızım sızlamaya başlıyor. Sonra saçlar. Vücut sadece hayatta kalmaya odaklanabiliyor. Saçlarda herhangi bir parlaklık, nem kalmadığı için keçe haline geliyor. Kadınlar adet görmez oluyor. Vücut, deriyle kaplanmış bir iskelet haline geliyor. Kaburgalar, parmaklar, kollar, bacaklar, bütün uzuvlar tanınmayacak hale geliyor. Nasıl olup da bu haldeyken bile hareket edebildiğinize şaşıyorsunuz. Yüzünüz sanki sadece göz ve diş oluyor.

Açlıkta insanın devamlı uykusu geliyor. Ama kemikleriniz yatağa batıyor. Yattığınız yerde canınız acıyor. Oturduğunuz zaman canınız yanıyor, sırtınızdaki kemikleri sandalye acıtıyor, kalçanız acıyor. Havanın nemli, sıcak veya soğuk olması bir işkence gibi hissediliyor. Derinizde herhangi bir ara katman kalmadığı için sıcaklığa karşı yalıtım mekanizmanız çalışmıyor. Terlemeye, terle serinlemeye harcanacak bir enerji kalmıyor. Dışarıda hava sıcaklığı 35 derece olsa 45 derecelik bir buhran gibi geliyor. 10 dakikalık yolu yürümek maraton koşmak kadar büyük bir iş gibi görünüyor, mecaliniz kalmıyor. 1 kova suyu taşımak imkânsız oluyor. Konuşmak zor oluyor. Düşünmek zor oluyor. Uyanıkken de yarı baygın gibi oluyorsunuz.

Açlık işte böyle bir şeye benziyor. Bir rahatsızlığım nedeniyle uzun süre beslenemediğim için bütün bunları yaşadım. Hiçbir insanın yaşamasını istemem.

Suriyeli insanların hapislerde ölümlerinden sonra çekilmiş çıplak vücutlarının fotoğraflarını gören bütün insanlar üzülmüştür, eminim. O fotoğraflar, o insanlara aylar boyunca günde 1 dilim ekmek dahi verilmediğini gösteriyor. Buna rağmen yaşamaya çalışmışlar…

İçinizi hoplatmak için yazmadım bunları.

Aylar önce şahit olduğumuz o fotoğraflar insanlığı harekete geçirememiş ki Suriye’den “çocuk açlıktan öldü”, “aç insanlar ot toplamaya giderken vuruldu” haberleri gelmeye devam ediyor.

“Çocuk açlıktan öldü” sözünün ağırlığını bir düşünün. Günde sadece bir lokma ekmek yese bile yaşayabilirdi o küçük vücut.

12. çift ayakkabımızı satın almadan önce bir kez daha düşünelim. Orada açlık varken burada yemeklerin çöpe atılması müstehcen değil mi?

Elimizden ne gelir ki?

Dualarımıza, hatırlamamıza, yardım etmemize, haklarını savunmamıza, korumamıza, karınlarını doyurmamıza ihtiyaçları var. Çok acil bir ihtiyaç… Yardım isteyemeyecek kadar açlar…

Yorum Yap

Yorumlar

Bazı Haberler

Topuk Kanı vb test sebebiyle Savcılık Dilekçe Örneği

Topuk Kanı vb test sebebiyle Savcılık Dilekçe Örneği

Topuk kanı veya sair test verilmemesi sebebi ile savcılığa şikâyet edilenler için Av Cüneyt Bülent Şeker tarafından hazırlanan dilekçe örnek ve rehberi

Emine Erdoğan Hanımefendiye Topuk Kanı mektubu

Emine Erdoğan Hanımefendiye Topuk Kanı mektubu

Topuk kanu dayatma ve zulmü konusun ayyuka çıkması ve ailelerle devletin hasım hale getirilmesi üzerine Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Yönetimi olarak Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi Emine Erdoğan Hanımefendiye mektup göndermek hasıl olmuştur.

Zehrin adı atıştırmalık

Zehrin adı atıştırmalık

Atıştırmalıklar yemek alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdi?