Son Dakika
Pazartesi, 19 Kasım 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Vatandaş nasıl bir yönetici hayal ediyor!
Ekmek değil zehir yediriyorlarmış, biz de yiyormuşuz da haberimiz yok. Dün gece, NTV'deki haberlerde, Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer'in ekmek konusundaki açıklamasını dinledim.

Yediğimiz ekmeğin yüzde doksanüçünü ekmek dışı maddelerin oluşturduğunu, kullanılan katkı maddesinin çok zararlı kimyasal madde içerdiğini, mide-barsak hastalıklarına yol açan, alzheimer hastalığına neden olan maddelerin bunlardan ençok bilinenler olduğunu, bu maddelerin kullanımının yasak olmadığını, Avrupa sağlık örgütlerinin ekmek sorununu halletmemiz halinde yaşanılan sağlık sorunlarımızın yüzde otuzundan kurtulacağımızı söylemekte olduğunu, Dünya nüfusunun yüzde birini oluşturmamıza rağmen ekmek tüketimimizin Dünya toplamının yüzde beşini kapsadığını, beslenmemizin yarısını ekmek ile sağladığımızı ve daha birçok bilgiyi hayretle izlerken bir kez daha ne kadar sahipsiz bir toplum olduğumuzu, yetkili ve ilgililerin lay lay lom oynadıklarını dehşetle gördüm. Çare ne diye soran spikere verdiği cevap ise '' kendi ekmeğini kendin yap'' doğrultusunda oldu.

Sucuk bozuk, ben mi yapacağım; peynir bozuk, ben mi yapacağım; çilek üstünde ilaç kalmış, ben mi ekeceğim; domates hormonlu, ben mi yetiştireceğim; mısır GDO'lu ben mi yetiştireceğim; tavuk antibiyotikli, kümes mi alacağım; yumurta hastalıklı, ben mi yapacağım, yani soruyorum: Ben ne yapacağım? Biliyorum ne yapacağımı; param olsa insana değer verilen, hizmetlerin türbün için değil de halk için yapıldığı bir ülkeye kacacağım!

Devlet niçin var, Cumhurun Başkanı neden sorumlu, Baş Bakan bakanlarının ne yaptığına bakmayan bakan mı, Gıda Bakanı her gıdaya baktırır mı, Sağlık Bakanı ilgilileri halkı için titretiyor mu, Bu ülkede bağımsız yargı var da bağımsız konuşabilen ve hakikaten bilen bilim adamı yok mu, yoksa onlarda mı pes etti; yoksa gıda ve sağlık bürokratına verilen görevler, ödenen maaşlar, lojmanlar, servisler, tatiller, seyahat harcirahları hepsi boşu boşuna mı? Yani ekmeğimi ben yapayım, gıdamı ben kontrol edeyim, bozuk malı ben anlayayım, böyle olacaksa bu ilgililer niçin var, veya sayı ve nitelikleri mi kafi değil?

''Piyasada tüketiminize sunulan gıda maddelerini annenizin ak sütüne (gerçi anne sütünde de zararlı madde saptanmış ama..) güvendiğiniz gibi, kuşku duymadan tüketebilirsiniz; denetimimiz dışında ve zararlı madde içeren hiçbir ürüne geçit vermeyecek kadar hakıyla görevimizi yerine getiriyoruz, kazancımız helaldir, çocuklarımız geleceğimizdir, onların hastaneye düşmesinde gıda ve sağlık bakanlığının hiçbir günahı yoktur'' diyebilecek yetkililer hayal ediyoruz. Sorumlu onlardır, gıda uzmanı onlardır. Halkın gıda uzmanı olmasını beklemek, dikkatine havale etmek görevi savsaklamak demektir. Yarın sanayi bakanı der ki elektriğini üret, su bakanı der ki sular kötü suyunu bul, savunma bakanı der ki silahını seç, eğitim bakanı der ki çocuğunu kendin okut...

Yarın bize yedirilen bu kimyasal maddeler ve oynanmış genetikler yüzünden hastane koridorlarında, kuyruklarda, enjektör uçlarında, bıçak altlarında, MR tünelinde, tomografi altında, ameliyathanede, kemoterapi ve şuadan inim inim inlerken, servisteki hasta yatağında nezaman ve nasıl öleceğimiz korkusu zayıf düşmüş bedenimizi sarmış iken, sevdiklerimizden vakitsiz ayrılıp erken vedalaşmanın ızdırabını kemiklerimizde hissederken keşke diyecekmiyiz; keşke bizi bu hale düşüren zalimlerle biraz daha can-ı gönülden uğraşsaydım diyecekmiyiz, daha duyarlı insanlara oy verseydik, biz gümüledik evlatlarımızı bari yakmasalar diyecekmiyiz. Yoksa geç mi kalmış olacağız?

Sarp Dikkaya Yen / Milliyet blog

24.04.2012 12:33:00 Bu haber 2832 defa okundu
Vatandaş nasıl bir yönetici hayal ediyor!
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri