Son Dakika
Çarşamba, 16 Ağustos 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Allah'a inananla inamayan arasındaki ilginç fark
Bilim adamları, inananlarla inanmayanların beyinleri arasında bariz farklar olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre inananlar, daha az hata yapıp daha az strese kapılıyor.

Allah’a inanmak, tedirginliği ve tasayı azaltıp stresi asgariye indiriyor. Toronto Üniversitesi’nden bilim adamlarının çalışmasında Allah’a inananlarla inanmayanların beyinleri arasında bariz farklılıklar olduğunu ortaya koydu.

Asistan Profesör Michael Inzlicht’in araştırmasında, deneklerden beyinlerine elektrotlar bağlıyken Stroop Testi yapmaları istendi. Sık kullanılan bu bilişsel (cognitive) testte, farklı renkte yazılmış renk adlarını okumak aynı renkte yazılmış olanlara göre daha fazla zaman alıyor. Örneğin, “Kırmızı” ve “Yeşil” gibi.

İnanmayanlarla kıyaslandığında, dindar insanların beyinlerindeki ACC (anterior cingulate cortex) bölümünde daha az aktivite saptandı. Beyindeki bu bölüm, bir hata gibi endişe doğurucu bir olayın ardından dikkat ve kontrol ihtiyacı sinyalini veriyor. Dindarlık ve Allah’a inanç arttıkça, ACC, hatalarla ilgili daha az sinyal göndermeye başlıyor ve daha da az hata yapılıyor.

Toronto Scarborough’da araştırma yapan Prof. Inzlicht, “Beynin bu bölgesini, hata yapıldığında ya da belirsizlik hissedildiğinde çalan bir korteks alarmı olarak düşünebilirsiniz” diyor ve şöyle devam ediyor: “Dindar insanların ya da sadece Allah’ın varlığına inananların kendi hataları karşısında belirgin şekilde daha az beyin aktiviteleri oluyor. Hata yaptıklarında daha az tedirgin olup daha az strese giriyorlar”.

Prof. Inzlicht ayrıca dindar kişilerin Stroop testinde, inanmayanlara göre çok daha az hata yaptığını bulguladıklarını söyledi. Araştırmanın sonuçları Allah’a inancın, inananlar üzerinde bir hata yaptıklarında ya da bilinmeyen karşısında sakinleştirici ve huzur verici bir etkisi olduğunu gösterdi.

Kur'an-ı Kerim psikolojik hastalıkların şifası
Son bilimsel araştırmalara göre, Kur’an okumanın psikoloji hastalıklar için çok etkili bir tedavi olduğu belirtildi. Araştırmada, insanlara ibadetlerin hakkını vermeleri talep edildi.
 
İbadetlerin insan hayatına çok büyük etkisi olduğu kanıtlandı. Son yıllarda batıda başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yapılan araştırmalara göre, inanç ve ibadetlerin insanı birçok hastalıktan koruduğu belirtildi. Yapılan bilimsel bir araştırmaya göre ise, Allah’ü Teala’ya (cc) olan iman, düzenli olarak kılınan beş vakit namaz, verilen zekât ve sadakalar, Ramazan ayında, yapılan hac ve umre ziyaretleri ve okunan Kur’an-ı Kerimlerin insana musallat olan tüm psikolojik hastalıklara iyi geldiği açıklandı.

Ümmu’l Kura Üniversitesi’nde okuyan Şahinaz Milibari adlı bir doktora öğrencisinin “Sünneti Nebeviye Işığında Psikolojik Hastalıklardan Korunmak ve Bu Hastalıkların Tedavisi” konulu tezi, en belirgin psikolojik hastalıkların kaygı, üzüntü, obsesif kompulsif bozukluk, başağrısı, stres, hastalık korkusu, insomnia ve psiko-fiziksel hastalıklar olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre psikolojik hastalıklardan korunmanın ve bu hastalıkların tedavisinin birinci faktörünun Allah’a (cc) yakin bir iman olduğu vurgulandı. Milibari tezinde şunlara yer verdi; İnsana en yüksek oranda psikolojik sağlığı temin eden birinci faktör tevhid inancı, Kelime-i şahadetin anlamı, şirk unsurlarından uzaklaşmak ve her türlü bidat ve hurafeden kaçınmaktır. Küçüklükten itibaren içine Allah inancı yerleşen bir kimsenin özgüveni ve direnci artar, olaylar karşısında şaşırmaz, eli ayağına dolaşmaz ve psikolojik hastalıklara karşı korunaklı olur ve bağışıklık sistemi güçlenir. Allah’ü Teala şöyle buyuruyor: “İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.” (En’am / 82)

Araştırma ayrıca akabinde tesbih, dua ve Allah’ı zikretmenin olduğu beş vakit namazı eda etmenin kişiyi psikolojik olarak çok rahatlattığını bunun da kişinin her türlü kaygı ve stresten uzaklaştırdığını, bu durumun namaz sonrası da devam ettiğini kaydetti. Nitekim Peygamber efendimiz (sav) de namazın bu özelliklerine dikkat ederek Bilal bin Rebbah’a (ra) “Erihna ya Bilal! / Ey Bilal -namaz için kamet getir de- rahatlat bizi” buyururdu.

Ayrıca abdest almak da doktorların hastalarını su ile tedavi etme yöntemlerine benzer bir tedavi vazifesini görmektedir. Organların düzenli olarak yıkanması stres faktörünü azaltıyor, üzücü olayların ve sıkıntıların verdiği negatif etkiyi minimize ediyor. İnsan vucudundaki sinirler aklın ve bedenin maruz kaldığı tüm negatif ve pozitif duygulanımlardan etkilenmektedir. Bu sinirlerin suyla temas etmesi sinirlerin soğumasına ve sakinleşmesine neden olmaktadır.

Müslüman abdest alırken, yıkanması gereken yerleri fazla fazla yıkayarak gün boyu tertemiz (abdestli) kalmaya çok istekli olur. Bu onun sakin ve huzurlu kalmasını sağlamaktadır. Naim el-Mucmir şöyle dedi: Ebu Hüreyre (ra) abdest aldıktan sonra şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i: “Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.

Milibari, dini ve bilimsel verileri birleştirdiği araştırmasının sonunda, insanlara yaptıkları her ibadetin hakkını vermelerini tavsiye etti. (timeturk.com)
 
05.03.2009 17:03:00 Bu haber 7096 defa okundu
Allah'a inananla inamayan arasındaki ilginç fark
Bu bilimsel sonuca göre: "Allah'a inanmak tasa ve stresi azaltıyor"
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri