Son Dakika
Perşembe, 15 Kasım 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Acı patlıcanı kırağı çaldı
Türkiye’nin ihraç ettiği yahut ithal ettiği tarım ürünleri hakkında sık sık haberler okuruz. Bu haberlerin hemen hiçbirinde Türk ürünleri övülmez. Gıda Hareketi uzmanlarının tarım ürünlerine verilen ceza ile ilgili değerlendirmeleri:

Bu haberlerin bir diğer şöhreti de, tümünün en yetkili ağızlarca aynı gün ‘yalan’lanmasıdır.

 

Hatırlarsınız geçtiğimiz ay Avrupa Birliği, Türkiye'nin de yağ ihtiyacının ezici bir çoğunluğunu ithal ettiği Ukrayna'nın yağlarında ‘zehir’ olduğunu açıklamıştı.

 

Avrupa Birliği ülkelerinden İspanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkeler Ukrayna yağlarında 'Zehir' olduğunu tespit edip, halktan ayçiçeği yağı kullanmamasını istemekle kalmayıp, marketlerde de ayçiçeği yağını raflardan toplatmıştı. Bu ülkelerde yapılan incelemede söz konusu yağlara madeni yağ karıştığı, kimyasal, inorganik maddeler ve asbest olduğu açıklanmıştı.

 

Türkiye’ye de girdiği iddia edilen yağlarla ilgili Tarım Bakanı Mehdi Eker, "Şu ana kadar yaptığımız testlerde sağlığa aykırı bir maddeye rastlamadık. İncelememiz sürecek” demişti. Sürdüğü iddia edilen incelemenin sonuçları ise kamuoyu ile paylaşılmamıştı.

 

Çok acıdır ki ülkemizde zenginin kesesi ve devletin itibarı halk sağlığından hep daha önemli olagelmiştir. Bu nedenle sonuçlar pozitif çıksa (zehir tespit edilse) bile asla bu kamuoyu ile paylaşılmamaktadır.

 

Mayıs 2008’de Rusya, Türk tarım ürünlerinin ithalatını durdurmuştu. Rusya Tarım Bakanlığı sözcüsü Alekseyenko, yasağın gerekçesini ‘Türk tarafının uyarılara rağmen defalarca güvenlik garanti şartlarını ihlal etmesi ve ürünlere aşırı derecede tarım ilaçları kullanmaları’ olarak açıklıyor.

 

Rusya, Türkiye'den gelen ürünlerde ‘yüksek dozda tarım ilacı’ kullanımını çok sık tespit ettiklerini ve üreticilerden üretim şartlarını içeren belge istedikleri halde bu belgenin de çoğu zaman gelmediğini belirtiyor.

 

Rusya bu ürünleri neden yasaklıyor? Türk tarım ürünlerinde sağlığa zararlı pestisid gibi kimyasal maddelerin bulunması imiş. Yasaklanan ürün miktarı sadece bu yıl için 4 bin ton.

 

Rusya, tarım ilacı kalıntılarının öngörülen normun çok üzerinde olduğunu belirtiliyor. Aslında pestisid gibi kimyasalların varlığına da razı gözüküyor. Tarım Bakanlığı yetkilileri ise‘acı patlıcanı kırağı çalmaz’ düşüncesiyle mi bilmiyoruz ama yine bildik ifadelerle Rusya’nın iddiasını tepkili idiler.

 

Pestisid; insan ve hayvan vücudu ile bitkiler üzerinde veya çevresinde yaşayan, besin kaynaklarının üretim, depolanma ve tüketimi sırasında kaliteyi düşüren ya da zarara uğratan böcek, kemirici, yabani ot, mantar gibi canlı formlarının etkilerini azaltmak için kullanılan kimyasaldır.

 

Sağlık Bakanlığı dokümanları pestisid’in; bulantı, kusma, sekresyon artışı, karın ağrısı, kramp tarzı, diyare, akut pankreatit, tenesmus, fekal inkontinans, bronşlarda salgılama artışı, burunda salgı artışı, bronkospazm, larenks spazmı, solunum kaslarının zayıflığı ya da paralizi, orofaringeal kasların zayıflığı yada paralizi, hiperventilasyon, pulmoner ödem, pnömoni, solunum depresyonu, solunumun durması, bradikardi, hipotansiyon, taşikardi, hipertansiyon, aritmiler gibi yan etkilere sahip olduğunu açıklıyor.

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ne göre her yıl milyonlarca insanda pestisid zehirlenmesi vakaları yaşanmakta imiş. İnsanların yaşam kaliteleri ve sağlıkları tükettikleri ürünlerle bozuluyor. Daha fazla ürün verimi için atılan bu ilaçlar, daha fazla insan telefine ve daha fazla kaynak israfına neden oluyor. Yani zararı faydasından çok. Bir başka tabirle, bu gıdaları tüketerek zehirleniyorsunuz. Devlet ise sizi tedavi etmek için milyarlarca dolarlık sağlık ve ilaç harcaması yapma zorunda kalıyor.

 

Tarım ilacı ile insan sağlığı için gerekli ilaçları üretenler aynı şirketler. Tarım ilaçları ile zehirleyip diğer ilaçlarla tedavi ediyor gözüküyorlar. Kısacası ilaç üreticileri hep kazanan, bizlerse hep kaybeden tarafız. Devlet yetkilileri ise hep aklayan taraf olur.

 

Avrupa Birliği üyesi ülkelere sebze ve meyve satmak istiyorsanız ürününüze ‘Temiz Kağıdı' (Euregap) gerekiyor. Eurepgap için aranan standartlar, üretimin yapılacağı topraktan başlayıp tarlalarda çalışan işçilerin sosyal haklarına kadar çok geniş bir yelpazeye uzanıyor. 2004’den bu yana bu belgenin Türkiye iç pazarında uygulanması da gündem de. Ama ümitsiz bir vak’a olarak masada bekliyor.

 

Rusya’nın tarım ürünlerini reddetmesine sevinmiştik(!)

 

Bunun üç nedeni var. Birincisi, Rusya’nın reddettiği ürünlere kör bir alıcı bulamazsak iç pazara sunacağız. Kötü bir seçenek ama bu sayede tarım ilaçları kalıntısı olsa bile gariban tüketici daha ekonomik sebze ve meyve yiyebilecek.

 

İkincisi iç pazara verilen ve hiçbir kontrol içermeyen ürünlerin yanında dış pazar için biraz daha özenle üretilmiş ancak pestisid nedeniyle reddedilen ürünler iç pazara verilecek. Kim bilir böylece Ruslar kadar değerimiz olmasa da en azından Rusların reddettiği ürünleri yiyerek sınıf atlayabiliriz.

 

Üçüncü ise ‘nush ile uslanmayan çifti ve tarım bürokrasisinin tekdir edilmesi’dir...

 

Tarım Bakanlığı’nın cezası

Tarım Bakanlığı’nın “Hormonlu sebze ve meyve ihraç eden” 15 ihracatçı firma hakkında savcılığa suç duyurusu ve ilaçlar hakkında yanlış beyan veren 160 ihracatçıya da 1,3 milyon TL ceza kesmesinin iki önemli sonucurtaya çıkarmaktadır.

 

Birincisi Rusya’nın iddialarını doğrulaması, ikincisi ise, hemen hemen hiç denetim yahut da yeterli denetimin bulunmadığı iç pazarda toplum sağlığının büyük bir riskle karşı karşıya kaldığının göstergesidir.

 

Tarım Bakanlığı’nın geç kalmış bu girişimi takdirle karşılıyoruz. Rusya yahut da başka ülkelere ihracat yapamamak bir yana toplum sağlığının ve gıda güvenliğinin risk altında olduğu gerçeğinin gözler önüne serilmesi yeni önlemlerin de haberci olmasını diliyoruz.

 

Türkiye’de her alanda gıda güvenliğinden söz etmek neredeyse imkânsızdır. Gıda güvenliği ve gıda etiketlemesi tüketicilerin hem ulusal ve uluslararası hukuk hem, sağlık hem de inançları açısından temel insan haklarından biridir. Türkiye, tüketicilerin hukuki, dini ve sağlık açısından son derece önemli olan bilgi edinme haklarının büyük oranda önemsenmediği bir ülke.

 

Bu nedenle Türkiye halkının ezici bir çoğunluğunun ömrü hastane koridorlarında, geçmekte ve bu yüzden Türk halkı dünyanın en çok ilaç tüketen toplumudur.

 

Toplum sağlığının koruma bozulan sağlığı tedavi etmekten çok daha ucuzdur. Tarım Bakanlığı her ay tüm üreticilerden düzenli olarak numuneler alarak analizler yapmalı olumlu ve olumsuz sonuçları web sitesinden ilan etmelidir. Bunu yapmak için ülkeler arası kriz çıkmasını beklememelidir.

 

Bu bağlamda Tarım iaçlarında “reçete” uygulamasına geçilmesi de önemli bir adımdır ancak asla yeterli değildir. İnsani ilaçlarda reçete ile satılmaktadır ancak sorunlar giderilebilmiş değildir. Bu tür ilaç, hormon vb katkıların tarımın kalitesini artırmadığı artık biliniyor.

 

Tarım Bakanlığı hem tüketicileri hem de üretici bilgilendirici eğitimlere öncelik vermeli sivil toplum örgütleri ile bir türlü kurulamayan bağları kurmalıdır.

 

27.02.2009 11:07:00 Bu haber 5368 defa okundu
Acı patlıcanı kırağı çaldı
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri