Son Dakika
Cuma, 21 Temmuz 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
ABD, TBMM üyelerini ikna odasına mı aldı?
Geçtiğimiz hafta TBMM heyetinin ABD sponsorluğunda GDO ve tohum gezisi düzenlediğini hatırlatan Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Başkanı Kemal Özer; “TBMM heyetinin yaptığı ziyaret oldukça düşündürücüdür” dedi.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile TÜBİTAK temsilcilerinin ABD Tarım Bakanlığı’nın sponsorluğunda ABD’ye gitmesi son derece düşündürücü ve üzüntü vericidir. Bu gezi genetiği değiştirilen ürünlerin Türkiye’de satılmasının yasallaştırılmasına yönelik ikna gezisi olarak yorumlanmıştır.

 

Geziye katılanlardan bir milletvekili “Bio güvenlik yasa tasarısı konusunda bir ikna amacı taşımıyordu. Bu gezi tamamen tarımsal teknolojilerin geldiği son noktayı görme, bu konularda bilgilendirilmeye yönelik bir geziydi” derken diğer bir vekil ise “ABD’nin bu ikna turu beni ikna etmedi” diyerek gezinin gizli amacını ortaya koymaktadır. Bu açıklamalar geziden toplumun endişe duyulması ve GDO’nun zararlarını bilen çevrelerde tedirginliğe yol açması için yeterli nedendir.

 

Dünyanın “felaket” olarak nitelediği bir konuda, geziye katılan milletvekillerinden sadır olan “bilgilenme amacıyla gittik”, “biyo teknoloji demek illa da kötü bir şey yapılacak demek değil ki”, “gezide Meclis’e gelmesi beklenen biyo güvenlik yasa tasarısı ile ilgili oldukça faydalı bilgilere eriştim” “biz, ABD için çok iyi müşteriyiz. Pamuk, mısır ve yağlı tohumlarda ABD ihracatında ikinci sıradayız”, “faydalı bir gezi oldu” şeklindeki ifadeler ABD iknada başarılı mı olundu sorularını akla getiriyor.

 

Yüz dolayında ülkenin tohum sektörü, genetiği değiştirilmiş tohumlar üreten ve “şeytani şirket” olarak adlandırılan Monsanto gibi ABD şirketlerinin eline geçmiş durumdadır. GDO başta insan nesli olmak üzere tüm canlılar ve bitkilerin doğal yapısını bozan gıda üzerinden ülkeleri ve insanları esir eden yeni bir teknolojidir. Genetiğin değiştirilmesi sayesinde insanlığın ortak mirası olan tohumlar patentleştirilerek ABD ve İsrail’in ve bunlara ait şirketlerin mülkiyetine terk edilmektedir.

 

Özellikle siyasetçiler çok iyi bilmelidirler ki genetiği ile oynanan tohum  insanlığın ve ülkelerin topyekûn köleleştirilmesidir. Teknoloji hangi seviyeye gelirse gelsin, insanoğlu ve birçok canlının yaşamı, toprağa ve dolayısıyla tohuma bağlıdır. Tohumuna sahip çıkmamak, tohum tesciline izin vermek, GDO’lu tohumların ülkenize gelmesine ve ekinime izin vermek, GDO’lu ürünlerin ülkenizde tüketimine izin vermek köleleşmeye onay anlamına gelmektedir.

 

Geçtiğimiz günlerde İngiltere, Avusturya, Macaristan, Yunanistan, Fransa, Lüksemburg ve Almanya ardarda GDO’lu üretim ve tüketimi yasaklarken Türkiye’nin ikna odalarına alınması manidar değil midir? GDO’lu ürünlerin tüketilmesi bu ülkelerin dışında birçok gelişmiş ülkede de yasaktır. Çünkü insan sağlığına zararlıdır. Bizim resmi makamlarımızın ifadelerine göre de ülkemizde GDO’lu ürün halen yasaktır. Ancak mesela bir ketçap alınız ve etiketini okuyunuz. ‘Genetiği değiştirilmiş mısır şurubu’ diye başladığını görülecektir.

 

Türkiye, daha şimdiden bir GDO’lu ürünler cenneti haline gelmiştir. Türkiye’de GDO’lu tohumlar ücretsiz dağıtılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki sıra şimdi işi yasal hale getirmek sürecindeyiz. TBMM’nin değerli her üyesi buna izin vermeyecektir.

 

Türkiye halkı sağlıklı bir yaşam arzuluyor ve doğal tohumlarını küresel tröstlerin eline kaptırmak istemiyorsa; iktidarıyla muhalefetiyle, kentlisiyle köylüsüyle, bürokratıyla sivil toplumcusuyla, üreticisiyle tüketicisiyle, akademisyeniyle çiftçisiyle topyekûn genetiği değiştirilmiş tohumlar ve gıdalarla savaşmak ve karşı durmak zorundadır.

 

TBMM’den beklenen ise buna izin vermek bir yana ülkeye hiçbir koşulda sokulmamasını ve sokanların ömür boyu ağır hapisle cezalandırılmasını sağlayacak bir yasa çalışması yapmasıdır. Aksi takdirde geri dönülmesi mümkün olmayan felaketlerle bizi bekliyor olacaktır.

 

Sayın Başbakan bu karar sizin iki dudağınızın arasında bir karardır ve yine tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyasınız. Bu ülke insanı sizden, ülkenin tüm doğal kaynaklarını koruyacak bir yasa hatta yeni anayasa çalışmasında tohumlarımızı anayasal güvenceye kavuşturmanızı bekliyor! Aksi halde 3 çocuk özleminiz bile hayal olacak.”

 

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 3 yorum)
  • Ziraat Müh.
    İhtiyacımız
    Türkiye nin hiçbir şeye ihtiyacı yok. İhtiyacı olan tek şey: DOĞRU YÖNETİLMEK... Petrol ve türevlerinin ithalatını anlayabiliyorum ama tarım ürünlerinin ithalatını bir türlü anlayamıyorum. Son derece gereksiz, fuzuli ve yanlış yönetimin bir sonucudur.
    09.09.2010 17:49:59

  • Zafer Gürel
    Kendimize Yeteriz.
    Türkiyenin tahıl ambarı olduğunu ne çabuk unuttuk.Kendi topraklarımızda yetişenler hem bize yeter hemde bütün dünyaya, biz onlar gibi genetiğini oynayıp da insanları telef etmeyi düşünmeyiz. Çünkü biz kurulduğumuzdan beri sömürgeci olmadık olmayız da.İnsanları yiyeceğiyle oynamak sömürgecilikten başka bir şey değildir. Onların Tarihine bir bakın hepsi sömürgeci devletler. Tohumlarımıza sahip çıkmamız gerekiyor.Onları GDO lu tohumlarına ihtiyacımız yok. Buna izin verenler acaba bu tohumdan üretilmiş yiyecekleri yiyorlar mı?
    09.06.2009 13:43:58

  • birisi işte
    kısır tohumlar
    aslında bizim ülkemizin hertürlü kaynağı mevcut kapatın yurt dışından girişleri onların kalleş genetiği bozuk gıdalarına ihtiyacımız yok ülkemiz bu konuda çok zengin
    22.05.2009 16:56:24
03.05.2009 16:19:00 Bu haber 5289 defa okundu
ABD, TBMM üyelerini ikna odasına mı aldı?
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri