Son Dakika
Perşembe, 15 Kasım 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
'Eti fazla tüketenler çoğunlukla asabi ve hırçındır'
Yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkileyen en büyük iki faktörden birisi STRES, diğeri de ikiz kardeşi olan DEPRESYONdur. Kontrol altına alınamaması ya da yönetilememesi (yaşam şartının değiştirilememesi) durumunda hayatı çekilmez hale getirebilir.

Prof Dr Hüseyin Koç

Yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkileyen en büyük iki faktörden birisi STRES, diğeri de ikiz kardeşi olan DEPRESYONdur. Kontrol altına alınamaması ya da yönetilememesi (yaşam şartının değiştirilememesi) durumunda hayatı çekilmez hale getirebilir. Stres, bugün itibariyle modern hayatın insanlara bulaştırdığı yönetimi ve kontrolü zor bir hastalıktır. Kaynağı; korku, endişe, güvensizlik, gerginlik, huzursuzluk, iş ve aile hayatındaki düzensizlik, ekonomik sıkıntılar, iş kaybı, iş yükü, ayrılık olup paylaşamama, kaynaşamama, kararsızlık, karamsarlık, yoğunlaşamama, anksiyete, uyku bozuklukları, anoreksi ve değersizlik hissi gibi değişik fiziksel ve psikolojik şekillerde tezahür etmektedir. Bu haller insanın bedenini fiziksel olarak olumsuz etkileyip kansere, kalp-damar hastalıklarına, sindirim sistemi rahatsızlıklarına sebep olduğu gibi ruhsal sağlığımızın bozulması nedeniyle zihinsel sorunları da tetiklemektedir.

Bu sorunların çözümü için önerilen çok sayıda yöntem varsa da büyük çoğunluğu başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Kimyasal kullanımı yoluyla önerilen çözümlerin, özellikle yoğun ve uzun süreli olması halinde, beden adeta atık madde deposu haline gelir ki bakiye etki dolayısıyla kısa zaman sonra yeni bir hastalığı da davet etmektedir. Stres ve depresyonu kontrol edemeyenlerden bazıları; sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı gibi kimi zararlı alışkanlıklara da yönelebilmektedir.

Bu ve benzeri sorunlar, vücutta, mutluluk hormonu olarak tanımlanan SEROTONİN eksikliğine neden olmaktadır. Zira düşük serotonin miktarında; depresyon, anksiyete duygu, durum bozuklukları, obsesif komplusif (saplantı ve takıntılar) panik bozukluklar, saldırgan davranışlar, aşırı sinirlilik, öfke nöbetleri, zihinsel ve fiziksel yorgunluk, uyku sorunları, beslenme bozuklukları, cinsel fonksiyon bozuklukları, bunaltı, huzursuzluk, gerginlik, konsantrasyon ve özgüven eksikliği gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Vücut tasarımımız, serotonini kendisi üretebilme yeteneğindedir ancak serotonin üretimine uygun yeterli miktarda besinler alınmalıdır. Bunlardan bazıları kısaca özetlenmiştir.

Serotonin hormonunu güçlü bir şekilde destekleyen hiperisin maddesi sarı kantaronda yüksek oranda bulunmaktadır. Sarı kantaron, ekinazya + oğulotu karışımı sinirsel rahatsızlıklara karşı kullanılabilecek en güçlü bitkilerdir. Ruhsal ve fiziksel sakinleştirici özelliği ile bilinen ve sinir krizleri, depresyon, gerginlik, depresif huzursuzluk, istem dışı kasılmalar ve hafıza zayıflığına karşı kullanılabilecek diğer bir bitki ise oğul otudur. Kedi otu bitkisi; sinirlilik, asabiyet, dalgınlık, yorgunluk, gerginlik durumlarından kurtulabilmek amacıyla değerlendirilebilmektedir. Biranın hammaddesi olan şerbetçi otu da merkezi sinir sistemi üzerindeki yatıştırıcı etkisi ile iyi bir uyku ilacı etkisi yapmaktadır.

Gevşetici özellikteki triptofan maddesi içeren yumurta sarısı, tavuk eti, karaciğer, sardalya balığı, süt ve peynire daha fazla yer verilmelidir. Et’te triptofan bulunmasına karşılık uyarıcı maddeler de yer almaktadır. Eti fazla tüketenler çoğunlukla asabi ve hırçındır.

Kalsiyumca zengin besinler de gevşetici etkiye sahiptir. Süt, triptofan ve kalsiyumca zengin olup etkili bir antistres besindir. Zengin manyezyum içeren ıhlamur, kepekli hububutlar, ceviz ve yeşil sebzeler ile marul, fesleğen, anason, nane, adaçayı, soğan da gevşetici besinler arasındadır. Bu konuda kekik ve portakal balı ayrıcalıklıdır. Tirosin ve kolin maddeleri, zihinsel yorgunluğu gidermekte ve sinirleri korumaktadır. Tirosin maddesi yer fıstığı, mercimek, bakla, kuru fındık ve tavşan etinde; Kolin ise bira mayası, balık, yer fıstığı, buğday filizi ve ıspanakta bulunur. Kahve ve çay gibi uyarıcı içecekler ile esanslardan uzak durulmalıdır.

Yeni Akit

19.04.2011 07:23:00 Bu haber 4804 defa okundu
'Eti fazla tüketenler çoğunlukla asabi ve hırçındır'
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri