Anasayfa / Prof Tayfun Özkaya / Sınırda organik tarım olur mu?
Prof Tayfun Özkaya

Prof Tayfun Özkaya

Eklenme Tarihi: 27 Mayıs 2009 00:00

Sınırda organik tarım olur mu?

Mayınlı arazi+Organik Tarım= Elmalı Şeker

Organik tarım bazılarınca mayınlı arazi konusunda saf insanları bir yere götürecek bir elmalı şeker olarak kullanılmak isteniyor. Sınır yerli veya yabancı tek bir şirkete verildiğinde bu alandaki hukuki durum hiç düşünülüyor mu? Bu alanda yabancı istihbarat örgütleri hatta ordularının depolar, Guantanamo benzeri hapishaneler kurmayacağını nasıl garanti edeceksiniz? Prof. Dr. Tayfun Özkaya anlatıyor.

Ülkenin her yerinde bu tarım sistemi büyük bir hız kazandı da sıra mayınlı arazilere mi geldi? Organik tarıma karşı olduğum zannedilmesin. Ancak bu olayda organik tarımın bir halkla ilişkiler aracı olarak kullanıldığını düşünüyorum. Organik tarım bazılarınca mayınlı arazi konusunda saf insanları bir yere götürecek bir elmalı şeker olarak kullanılmak isteniyor.

Dünyada organik ürüne talep var mı? Var. İhracata ihtiyacımız var mı? Var. Niye karşı çıkıyorsunuz diye soracakları kesin. Aynı halkla ilişkiler taktiği tohum yasası meclisten geçerken de yapılmış idi. Tohum yasası Avrupa Birliği uyum yasaları içine atılmış idi. Avrupa Birliği bizden böyle bir şey istememiş idi. Ama olsun. Böylelikle daha kolay meclisten geçeceği bazılarınca düşünülmüş olmalı. İtiraz edenlere Avrupa Birliğine niye karşı çıkıyorsun diye sormak daha kolaydı. Şimdi de bazılarınca böyle düşünülmüş olmasın. “Organik tarıma, ihracata karşı mısınız?” sorusu konuyu başka yönlere çekmek için iyi bir taktik de olabilir pekâlâ. Sorun burada organik tarım yapıp yapmamak değildir. Bazılarınca saplantı haline gelmiş tek amaç bu arazilerin yerli veya yabancı bir veya birkaç şirkete verilmesidir. Biz diyoruz ki Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı olmak koşuluyla Türk, Kürt, Arap, Süryani hatta varsa Ermeni ve Musevi topraksız veya az topraklılara bu alanda toprak verilsin. Ziraat Mühendisleri Odası bu şekilde 2881 aileye toprak verilebileceği ve 14 405 kişiye iş bulunabileceğini saptamış. Bu kadar arazi üstelik de 49 yıl gibi uzun bir süre için sahibi ister vatandaşımız isterse yabancı (Yahudi veya Alman fark etmez) olsun bir şirketin hegemonyasına bırakılmasın. Bu sorunun etnik sorunlarla en ufak bir ilgisi yoktur. Sorun en çok sayıda yoksul vatandaşımızın bundan yararlanıp yararlanmayacağıdır. Süreyi on yıla veya beş yıla indirmek de sorunu çözmemektedir.

Bir kere bu alanın birçok yerinde organik tarım yapılması mümkün olmayabilir. Çünkü komşunuz bol bol tarım ilacı kullanıyorsa siz isteseniz bile organik tarım için sertifika alamazsınız. Alanın genişliği birçok yerde 250 metre değil mi? Arazinin kuzeyinde vatandaşlarımız güneyinde Suriye’liler ilaçlı, kimyasal gübreli tarım yapmaktadırlar. Organik tarım yapacağınız alan için ilaç kullanılmayan yeterli tampon şerit bazı yerlerde bulunamayabilecektir. Mayınlardan toprağa bunca yıl kimyasal maddeler sızıp sızmadığı da araştırılmalı. 

Yorum Yap

Yorumlar

Bazı Haberler

Devlete emanet edilen bebeğe işkence etti

Devlete emanet edilen bebeğe işkence etti

Başlık ağır mı? Değil! Çünkü henüz doğmuş bir bebek hastaneye gitmişse veya orada doğmuşsa burası ister özel ister üniversite isterse de kamu hastanesi olsun o bebek devlete emanet edilmiştir. Bir damla kanını almak için ailelerle hasım olan devlet, kendine emanet edilen bebeği sakat bıraktı. İşte o korkunç haber ve görüntüsü
 

Deccal Tabakta yeniden yazıldı ve neşredildi

Deccal Tabakta yeniden yazıldı ve neşredildi

2010 Şubatında ilk kez neşredilen DECCAL TABAKTA'nın yaklaşık 4 yıldır baskısı yoktu. Tohum ve GDO ile ilgili meselelerde hayli değişimler yaşandı. İlk baskısı 292 sayfa olan eser baştan sonra yeniden yazıldı, değişen bilgiler güncellendi, yeni gelişmeler eklendi ve yeni baskısı 432 sayfa olarak Ketebe tarafından neşredildi.

İşsizlik hakkı

İşsizlik hakkı

Sağlıüın Gaspı, Okulsuz Toplum, Su, Tüketim Köleliği gibi kitaplarından tanıdığımız Ivan Illich, 20. asrın en mühim filozaflarından biridir. İnsanlığın 20. asırdaki köleleştirilmesini belki de en sert eleştiriyi yönetenlerin başında gelir.