Ailelerden Cumhurbaşkanımıza 'yardım' çağrısı
Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a
Devletimizin, muhtaç ve kocası tutuklu kadınlar ve çocuklarına yönelik sağladığı sosyal yardımlar, aşı yaptırmadığı gerekçesiyle kesilerek mâsum çocuklar mağdur ediliyor.
Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız
Dünyada ve ülkemizde tıbbî ve dînî gerekçelerle aşı yaptırmayan ve topuk kanı vermeyen pek çok insan mevcuttur. İslam inancı dışındaki (mesela Yahova Şahitleri) her gurubun bu tür tercihine saygı duyulurken Müslümanların dînî ve tıbbî tercihlerine saygı duyulmayıp, horlanıyor. Şimdi ise “aşı yaptırmadın ve topuk kanı vermedin” diye Türkiye’de ailelerin sosyal yardımları kesiliyor.
Mesela bu gün ülkemizde kocası tutuklu bir kadına çocuğuna aşı yaptırmadığı ve topuk kanı vermediği için devletin sosyal yardımları kesilmiştir.
Bir hanımefendi diyor ki: “Eltim aşı yaptırmak istemedi, sağlık ocağına dilekçe verdi,. Bunun üzerine eğitim yardımı ve elektrik yardımı iptal edildi! Benim eşim de cezaevinde ve ‘sed yardımı’ alıyorum. Eve incelemeye gelen görevli
“sağlık ocağında kontrol ve aşıları yapmazsanız iptal olur. Bebeklerin aşılarının yaptırılmaması, ‘çocuğun sağlık hakkının ihmal edilmesi’ olarak değerlendirilebilir ve bu durum yardımın durdurulmasına veya kesilmesine sebep olur” diye ikaz etti.”
Zât-ı âliniz üzerinden Sağlık, Adâlet, Aile ve İçişleri Bakanlıklarına aşağıdaki suâlleri yöneltmek istiyoruz:
- Aşı yaptırmak zorunlu mu, ihtiyari mi? Zorunlu ise yasal gerekçesi nedir?
- Yenidoğan bebeğin topuk kanı vermesi zorunlu mu ihtiyari mi? Zorunlu ise hukûkî dayanağı nedir?
- Yardımları muhtaç olana mı veriyorsunuz yoksa hukuken bir karşılığı olmayan cebri uygulamalara uyanlara mı?
- Bir çocuğa devlet mi yoksa öz annesi mi daha iyi bakar, korur, besler, büyütür? Şayet devlet ise neden devlet yurtlarındaki çocukları koruyucu ailelere vermeye çalışıyorsunuz?
- Maddî zorluk çeken bir ailenin yardımını keserek kim cezalandırmış oluyor, çocuklar mı anne-baba mı?
- Topuk kanı vermediği halde hiçbir sağlık sorunu olmayan, aşı yaptırmadığı için hayatı daha kaliteli olan, hatta ABD Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere pek çok sağlık otoritesinin itiraz ettiği bir hususta T.C. Sağlık Bakanlığı’nın keyfi uygulaması ile yardım işinin nasıl bir ilişkisi vardır?
- Yardım yaparken sosyal devlet olmanın en temel şartı, her türlü sınıflandırma ve ilişkiden bağımsız olarak maddî güçlük çeken bir vatandaşa veya aileye temel insânî gereksinimlerini karşılamak için değil midir? Bir ailenin tıbbî olsun veya olmasın bir tercihi sebebiyle yardım nasıl kesilebilir?
- Şartlı Sağlık Yardımı (ŞSY), yardıma muhtaç aileleri desteklemekten ziyade, onları Sağlık Bakanlığının kendinin hiçbir bilimsel çalışması olmadığı ve neticelerini kamuoyu ile paylaşmadığı aşı ve topuk kanı dayatmasına bağlanması hukûkî, ahlâkî, insânî ve âdil bir uygulama mıdır?
- Muhtaçları, bağımsız bilim otoritelerince zararları ispat edilmiş sözde aşı uygulamalarını reddettikleri için yardımsız bırakmak şanlı büyük Türk Devletine yakışır mı?
Şüphesiz ki “Aşı yaptırmayı reddettin o halde beni unut” demek bu Aziz Türk Devletine yakışmaz. Doğrusu biz bunu bir devlet ayıbı değil, bürokratik ayıp olarak görüyoruz.
Sistemin ivedilikle gözden geçirilip, hiçbir yardım, “muhtaçlık” dışında hiçbir şarta bağlanamaz hâle getirilmelidir.
Şanlı direnişin 10’ncu senesinde adâleti zedeleyen bu hatalı uygulamaya ivedilikle son verileceğine inancımız tamdır.
Selam ve hürmetlerimizle!
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Yorum Yap