Anasayfa / Atilla Özdür / Bakkallık helal midir, haram mı...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Eklenme Tarihi: 29 Eylül 2013 00:00

Bakkallık helal midir, haram mı...

Çarşı pazar teftişine çıktıklarında Güzel Peygamberimiz, bakmış ki bir gıda maddesi, dükkanlarda aşağı yukarı bir iki kuruş farkla satılırken, birisinde diğerlerinin yarı fiyatına…
Sebebi sorulduğunda da, cevap hazır, ‘Yesin millet ucuz ucuz ve bol bol diye, efendim’…
‘Olmaz’ diyorlar Efendimiz. “Siz büyüksünüz, zararına satıp diğerlerini saf dışı edecek olursanız, pazarda tek kaldığınızda millet sizin belirlediğiniz fiyatı ödemeye mecbur kalır, olmaz”…
Konuşmalar, günümüzün Türkçesiyle böyle…
Suali bir başka çerçevede bir kez daha tekrarlayalım…
Marketçilik helal mi…
Marketçilik denilen büyük bakkalcılığı, Kur’an-ı Kerim’in haramlar listesinde isminin geçmemesine bakarak konuşmaya kalkarsanız, “ticarettir” deyip geçersiniz. Oysa Müslümanlar, Efendimiz’in izahlarına bakarak “çoğu şerhoş edenin azının da haram olduğuna” inanırlar… Bu durumda şampanya da haramdır, tekila da… Viski sodanın yanında tabii ki rakı da…
Şimdi burada düşleyiniz bakalım, bakkallığı öldürüp, topyekün milletin de, kartel eline teslim edilmesinde hüküm nedir…
Kabacası, saf ve temiz Müslümanlığın günümüz Türkiye’sindeki kapitalist versiyonu olan marketçilik, yani…

Buyurun sizlere bir başka sual, kafa karıştırıcı amma, çağdaş ve gündaş, bir yanıyla da, dindaş…
Ne derece doğrudur bilinmez amma mümkündür. Türkiye’mizin İstanbul merkezli olup, ticaretten sanayie, siyasetten inşaata, ulaştırmadan mandracılığa kadar türlü alanlarda at koşturan, bu versiyon müntesiplerinden bir sermaye, Karacaahmet’teki halen kullanılmayan eski Osmanlı Müslüman mezar alanından yüz dönümlük bir kısmını aile mezarlığı kurmak için satın almış. Üzerine bir de türbe inşa edecekmiş…
Burada Diyarbakır Türbesi var da, Rize Türbesi niye olmasındı…
İnsanların, bilhassa Müslümanların, ölmeden ya da ölümlerinin hemen ardından, Allah’ın bila ücret kamuya tahsis ettiği mezar toprağına, başkalarının kullanımına engel teşkil edecek biçimde el koymaya hakları var mıdır, yok mudur…
Toprak ağalığı, köylük  arazileri beşeri emekleriyle birlikte mutlak anlamda sahiplenenler için kullanılan bir unvandır. Beşeri sermaye, ağalık düzenindeki örf gereği, köle sahibine istediğini vermekle mükelleftir…
Mezar ağaları, egemenliği altındaki emek sahibi kölesinin namazına iştirak etse de, sıra defin faslına geldiğinde, kendi adına tescillendirdiği topraklarından ‘hastirlemekte’, hukuken olmasa da kanunen hak sahibidir…
Bu hak, gerçekten helal midir yoksa haram mı…
Kabaca sorgulamak istediğimiz, aile mezarlıklarının İslam’da, Müslümancada ve anti kapitalist saf dindarlıkta yeri var mıdır, yok mudur…

Demek istediğimize gelelim…
Devlette devamlılık esastır. Bu kural mucibince hükümetler, DNA’ları farklı da olsa, yoksuldan alıp varsıla verme ana kuralından sapmazlar. Söz vermiş olsalar da, marketlerin bakkal soykırımına bir türlü son verememeleri-vermemeleri bundandır...
Bu durumda, müşterek kapitalizmin omurgasını teşkil eden, “aile mezarlığı” sistemine son vermeğe  cesaret ve vicdanları el verebilir mi…
Denemesi bedava…
Kullanılmayan eski Osmanlı Müslüman mezarları, sırası gelenlere bila ücret tahsis edilsin… Belediyelere para lazım ediyorsa, festival masraflarından kısılsın…
Ne dersiniz, bizim kalemler, gazetedeki benim arkadaşlarım, ne dersiniz…

Yorum Yap

Yorumlar

Bazı Haberler

Devlete emanet edilen bebeğe işkence etti

Devlete emanet edilen bebeğe işkence etti

Başlık ağır mı? Değil! Çünkü henüz doğmuş bir bebek hastaneye gitmişse veya orada doğmuşsa burası ister özel ister üniversite isterse de kamu hastanesi olsun o bebek devlete emanet edilmiştir. Bir damla kanını almak için ailelerle hasım olan devlet, kendine emanet edilen bebeği sakat bıraktı. İşte o korkunç haber ve görüntüsü
 

Deccal Tabakta yeniden yazıldı ve neşredildi

Deccal Tabakta yeniden yazıldı ve neşredildi

2010 Şubatında ilk kez neşredilen DECCAL TABAKTA'nın yaklaşık 4 yıldır baskısı yoktu. Tohum ve GDO ile ilgili meselelerde hayli değişimler yaşandı. İlk baskısı 292 sayfa olan eser baştan sonra yeniden yazıldı, değişen bilgiler güncellendi, yeni gelişmeler eklendi ve yeni baskısı 432 sayfa olarak Ketebe tarafından neşredildi.

İşsizlik hakkı

İşsizlik hakkı

Sağlıüın Gaspı, Okulsuz Toplum, Su, Tüketim Köleliği gibi kitaplarından tanıdığımız Ivan Illich, 20. asrın en mühim filozaflarından biridir. İnsanlığın 20. asırdaki köleleştirilmesini belki de en sert eleştiriyi yönetenlerin başında gelir.