Anasayfa / Gülse Birsel / Domuz giribinin yanında dolaşmayınız!
Gülse Birsel

Gülse Birsel

Eklenme Tarihi: 26 Ekim 2009 00:00

Domuz giribinin yanında dolaşmayınız!

Panik büyüyor! Aşı tartışılıyor! Okullar tatil ediliyor! Ve muhtemelen 'kar tatili' duygusuyla birçok öğrenci evde ateşli yatan arkadaşlarına minnettar biçimde göbek atıyor. Panik bizi bozar. Hiç unutmam, ilkokuldayken meteoroloji İstanbul'da bir hortum uyarısı yapmış, biz dahil bütün ilkokul öğrencileri o panikle apar topar eve yollanmıştık. Hortum mortum olmadı, sıkı bir rüzgâr esti geçti ama biz hurra diye sınıflardan okulun kapısına ulaşıncaya kadar bir sürü ufak tefek öğrenci ezildi, bir kızın da omuzu çıktı! Diğer ilkokullardaki zayiatı bilmiyorum. Geçen gün Diyarbakır'da domuz gribi için ne gibi önlemler alınması gerektiğini bir çocuğa soruyor televizyon kamerası: - "Evet, peki size neler öğrettiler canım, domuz gribi olmamak için neler yapılması gerekir?" - "Eeee... Domuz giribinin... yanında dolaşmaayınız!" Koptum! Sadece cümleye değil, çocuğun "Ya derdimiz bu mu allasen," diye bağıran, umursamaz ve üşengeç surat ifadesine! Diyarbakırlı ufaklıkla aynı serinkanlılığı paylaşıyorum. Domuz gribine karşı bir tedirginliğim yok, çıksın karşıma, bir haftada duman ederim, iddialıyım. Ayrıca bu vesileyle vatandaşımın düzenli olarak el yıkama alışkanlığı kazanması ihtimali bana coşku veriyor. O esnada düzenli duş almayı da çıkarsaydık aradan, büyük fırsat olurdu ama neyse.

BEN DOKTOR OLSAM...

Ayrıca 'domuz gribi', ismini dürüstçe problemin kökeninden alan ender hastalıklardan. Oldum olası şaşıp kalmışımdır doktorların buldukları hastalıklara isimlerini vermesine. Alzheimer, Parkinson, Hashimoto, Behçet hastalığı, Gardner sendromu... Düşünsene, hasta ve hasta yakınları ne kadar değerli bir bilimadamı olduğunu unutup, ismini hep şikâyet cümleleri içinde kullanacaklar. "Allah belasını versin bu Hashimoto'nun, hayatımı mahvetti," gibilerinden. Halbuki Japonun ne suçu var, o hastalığı bulan adamcağız. Ben doktor olsam ismimi hastalığın ilacına verirdim. Mesela aspirinin 'Gülse' olarak anılmasını isterdim doğrusu. "Valla Gülse her derde deva, Gülse her şeye iyi gelir, ayol kalp hastalığında bile faydası varmış," gibilerinden. Neyse konuyu dağıtmayayım.

BİZE BİR ŞEY OLMAZ MI DEDİNİZ!
Hayır, şunu anlamıyorum: Türkiye'de 2005 rakamlarıyla her yıl kızamıktan ölen çocuk sayısı 1400 olarak tahmin ediliyor. Ama şimdi tabii en büyük derdimiz domuz gribi! O Diyarbakırlı çocuk, muhtemelen bağırsak tenyasından kızıla, binbir çeşit enfeksiyondan yetersiz beslenmeye kadar neleri atlatmıştır.

Domuz gribini niye ciddiye alsın? Olsa da ayakta geçireceğine kalıbımı basarım! Batılı ülkelerde dehşetle karşılanan ve insanları yatak döşek yatıran, hastane hastane gezdiren, bir kısmının hayatını kaybetmesine sebep olan domuz gribine Türkiye'de 20 Ekim verileriyle 582 kişi yakalanmış ve Sağlık Bakanlığı'nın ifadesine göre de "Hepsi evlerinde tedavi görüyor ve durumları gayet iyi!"

Al işte. Grip olmuşlar yani, bir hafta 10 gün yatıp televizyon seyredecek, mızmızlanacak, çorba içecek, anneye işkence yapacaklar, bitti! "Biz Türküz, bize bir şey olmaz," cümlesindeki gerçeklik payına ve yeryüzündeki birçok bakteri ve virüs için zor hedef olduğumuza inanmaya başlıyorum! Dün saç bitine karşı yeni çıkmış bir ürünün reklamını gördüm televizyonda! Ve dedim ki "Hâlâ mı yahu?" Benim jenerasyonumdan çocukluğunda en az bir kere bitlenmeyen, bitlerin kırıldığında çıkarttığı çıtırtıyı bilmeyen (Iyyy!), Kwell şampuanla tanışmamış çok az kişi vardır muhtemelen! Aradan 20-25 yıl geçmiş, tek değişen şampuanın markası iyi mi? Bize grip aşısı lükstür efendim lüks! Dün gece neredeyse her gece olduğu gibi Nişantaşı'nda elektrikler kesildiğinde bunu düşündüm!

"Sen önce çocukların bitlenmesini, kızamıktan ölmesini, elektriklerin kesilmesini önle, domuz gribi aşısı kusur kalsın," demek istedim birilerine! Aşı oluun, olmayııın... Acı patlıcana ne yapacak ki domuz gribi? "Yanında dolaşmaayın," yeter!
 

Yorum Yap

Yorumlar

Bazı Haberler

Devlete emanet edilen bebeğe işkence etti

Devlete emanet edilen bebeğe işkence etti

Başlık ağır mı? Değil! Çünkü henüz doğmuş bir bebek hastaneye gitmişse veya orada doğmuşsa burası ister özel ister üniversite isterse de kamu hastanesi olsun o bebek devlete emanet edilmiştir. Bir damla kanını almak için ailelerle hasım olan devlet, kendine emanet edilen bebeği sakat bıraktı. İşte o korkunç haber ve görüntüsü
 

Deccal Tabakta yeniden yazıldı ve neşredildi

Deccal Tabakta yeniden yazıldı ve neşredildi

2010 Şubatında ilk kez neşredilen DECCAL TABAKTA'nın yaklaşık 4 yıldır baskısı yoktu. Tohum ve GDO ile ilgili meselelerde hayli değişimler yaşandı. İlk baskısı 292 sayfa olan eser baştan sonra yeniden yazıldı, değişen bilgiler güncellendi, yeni gelişmeler eklendi ve yeni baskısı 432 sayfa olarak Ketebe tarafından neşredildi.

İşsizlik hakkı

İşsizlik hakkı

Sağlıüın Gaspı, Okulsuz Toplum, Su, Tüketim Köleliği gibi kitaplarından tanıdığımız Ivan Illich, 20. asrın en mühim filozaflarından biridir. İnsanlığın 20. asırdaki köleleştirilmesini belki de en sert eleştiriyi yönetenlerin başında gelir.