Anasayfa / Kemâl Özer / Organik masal mı, gerçek mi?
Kemâl Özer

Kemâl Özer

Eklenme Tarihi: 25 Ocak 2011 00:00

Organik masal mı, gerçek mi?

Toplumu, fıtratı tahrip edilmemiş tabiî ürünlere yönlendirirken, birileri çıkıp hemencecik karşı atağa geçiyor. Birde bakmışsınız aynı değerlere inanmasanız bile, ortak düşmanla mücadele ederken aynı safta yer aldığınız bazı kimseler hemen saf değiştirivermiş.

Mesela GDO karşıtlığı konusunda büyük oranda ortak düşünceye sahip olduğumuz sosyalist çevrelerin, dinî hassasiyetlerimiz söz konusu olduğunda ve organik masalı devreye girdiğinde, önemli bir kısmının “hararet” yaptığını görüveriyorsunuz.

Solcu çevreye mensup biri, ortak bir gazeteci arkadaşımıza, “Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin faaliyetlerini çok beğeniyorum ama birde ‘dinci’ olmasalar” demiş. Bir diğeri, bendenize gönderdiği e-postasında “Sizin taraftan birisinin böyle bir eleştiri yazısı kaleme alması ilginç. Hangi cemaate yakın olduğunuzu bilmiyorum ama Rahmani kesim Amerika'yı artık eleştirmiyor…” diyor. Bir diğeri ise “Yahu siz İslamcı değil misiniz? Bir İslamcının, Ak Parti iktidarına rağmen bu şekilde gerçekleri yazmasına anlam veremiyorum. Siz üretim hatası olmalısınız…” demiş.

Bir: Biz dinci değil, Müslüman’ız!

İki: Hiçbir dini ve lâdini cemaate mensup değiliz ve insan olan herkesi, insan oldukları ve insan kaldıkları müddetçe seviyoruz!

Üç: Biz güce karşı hakkı söylemeyenlerin ‘dilsiz şeytan’ olduğunu beyan eden bir dinin mensuplarıyız. Şayet bir eleştiri yapacaksak kişileri, kişiliklerini, inanç ve düşüncelerini hedef almadan eleştiririz. Muhatabımız hatada ısrar ediyorsa, eleştiri dozumuzu artırarak buna devam ederiz.

İngiliz düşünür Lord Acton’un “İktidar yozlaştırır. Mutlak iktidar mutlak yozlaştırır” sözünün sayısız kez test edildiğini herkes gayet iyi biliyor. Elbette iktidarda kimin olduğundan ziyade, iktidarın ne yaptığı önemlidir. Bu nedenle samimi bir Müslüman, iktidardakilerin kimliğine bakmaksızın icraatlarını değerlendirir ve doğrularını destekler, yanlışlarını da eleştirir. Müslüman camianın bir kısmının bu görevlerini yerine getirmiyor olması, elbette bir sorundur. Ama gerektiğinde bizim bu eleştirel davranışımız, bize artı değer yüklemez. Çünkü bu bizim imanî sorumluluğumuzdur. Yapmayanların sorumluluğu ise kendilerine aittir.

Bu nedenle biz, hem iktidar mensuplarının eleştirileri karşıtlık olarak algılamasını, hem de mevcut iktidar karşıtlarının bizim iktidarı eleştirmemizi yadırgamalarını anlamlandırmakta güçlük çekiyoruz. Bizim sorumluluklarımızı îfa etmemiz; alkışlanması, yadırganması ve karşıtlık hatta düşmanlık olarak telakki edilmes, bizim değil asıl onların sorunudur.

Ümit ederiz ki; bizim yaklaşımımıza dönük -hiç de rahatsız olmadığımız- eleştirilere yönelik, izahımız yeterli olmuştur.

* * *

Başlık konumuza gelirsek... Artık hangi kavram ortaya çıksa, çıkarcı çevreler elbirliği ile o kavramın içini, menfaatleri çerçevesince deforme etme konusunda ne yazık ki pek mahirler.

Bunlardan son günlerin en popüler olanı “organik ve doğal” kelimeleri. Pek tabiidir ki bu kelimeler, insan eliyle değişikliğe uğratılmamış,

Yorum Yap

Yorumlar

Bazı Haberler

İşsizlik hakkı

İşsizlik hakkı

Sağlıüın Gaspı, Okulsuz Toplum, Su, Tüketim Köleliği gibi kitaplarından tanıdığımız Ivan Illich, 20. asrın en mühim filozaflarından biridir. İnsanlığın 20. asırdaki köleleştirilmesini belki de en sert eleştiriyi yönetenlerin başında gelir.

Topuk Kanı baskısına mâruz kalan aileler bunları yapın

Topuk Kanı baskısına mâruz kalan aileler bunları yapın

Şâyet yeni bir bebek bekliyor veya yeni doğum yapmışsanız ve de topuk kanı vermeye zorlanıyorsanız ayrıca ve veya dava süreci başlamışsa lütfen aşağıdaki adımları izleyin.

 

Şehir Hastanesi yeni doğan bebeği rehin aldı

Şehir Hastanesi yeni doğan bebeği rehin aldı

Yıllardır sağlık ve hastane sıkandalarını ile anılan ve yeni doğan bebeklerin satıldığı ispatlanan Adana'da bu kez de Ak Parti iktidarı öncesini andıran bir sağlık sıkandalı daha yaşandı. Adana Şehir Hastanesi’nde topuk kanı alınan çocuk topuk kanı alınmadığı gerekçesiyle rehin alındı.