Son Dakika
Perşembe, 14 Kasım 2019 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Yerli kâğıt için ormana gerek yok: Çözüm ve çare KENEVİR Kemal Özer
Kur ve karaborsa, kâğıt fiyatlarını uçurdu. Bu yüzden herkes “neden yerli kâğıt üretmiyoruz” diyor.

 
Kâğıt krizinin üzerine bir kitap dağıtım şirketinin “hileli iflası” da eklenince, kitap sektörü de ciddi bir darboğaza girmiş.

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar bugünkü yazısında, yerli kâğıt için “endüstriyel orman ve 1 milyar dolar gerekiyor” diye yazdı.

Yazıda, Mopak kâğıt genel müdürünün ise “Orman Genel Müdürlüğü'nün 2001-2005 döneminde kâğıtlık oduna yaptığı zamlar, yakıt ve enerji maliyetinin yükselmesi ve TL'nin değerlenmesi ithal ürünle rekabet gücümüzü ortadan kaldırdı” dediği aktarılıyor.

Çözüme geçmeden, Munyar'ın yazısından birkaç bilgi daha nakledelim.

Ülkemizde takriben 5 milyon ton kâğıt tüketiliyor, 2,5 milyon tonu yani yarısı geri dönüşümlü hammaddeye dayalı olarak ülkemizde üretiliyor, ithalat için ise 2,5 milyar dolar döviz harcıyormuşuz…

Selüloz ve kâğıt ithalatını tümüyle frenlemek için 2-2.5 milyar dolar yatırım gerekiyormuş.

Türkiye'deki orman alanları 22 milyon hektarmış. Bunun 10 milyon hektarı bozuk ve rehabilitasyona muhtaçmış...

Çözüm için ise; çam, kayın, köknar, sedir, meşe, akasya, kavak ve okaliptüs türü endüstriyel ağaç yetiştirilmesi öneriliyormuş.

Dahası konu için anayasa değişikliği bile talep ediliyor.

Çok garip…

Zira kâğıt üretecek kadar ağaç yetiştirmek için senelere ihtiyaç var. Üstelik onlarca yıla…

Ayrıca “kâğıt krizi yaşanana dek, devlet ve özel sektörün aklı neredeydi” sorusunu şimdi sormanın anlamsız olduğunu da not edip devam edelim.

Olmadı ithal et” afeti bizim en zayıf noktalarımızdan biri.

Diğeri ise batının dayattığı çözümlere takılıp kalmak…

Oysa kâğıt üretmenin daha hızlı, ekonomik ve kolay yolları var.

Bunun için acilen kenevir yasağına son vermek gerekiyor.

Bunun için yapılacak tek şey; acilen erkek kenevir ekimine izin vermek ve dünyanın en ekonomik kâğıt kaynağı olan kenevirden kâğıt üretim tesisi kurmak.

Üstelik onlarca yıl beklemeye de gerek yok.

Yarın karar alın, en verimsiz tarlalarınıza, ‘burada da bir şey yetişmez ki' diye dudak büktüğünüz yerlere kenevir ekin…

4-5- ay sonra size hayal edemediğiniz kadar kâğıt hammaddesi…

Üstelik dünyanın en ekonomik kâğıt üretimi…

Türkiye'ye on milyarlarca dolar kazandıracak bir kaynak

İşsizlere iş…

Boş ve verimsiz arazileri bu sayede ıslah

Amerika'nın öncülüğünde daha önce kurulan batı tuzaklarının bozulması

Dahası can sağlığı ama bitmedi.

Aynı kenevirden;

▪ Anti bakteriyel iplik, dolayısıyla tekstil ürünleri,

▪ Halat ve ağ malzemeleri,

▪ Dayanıklı araç kaportası,

▪ Ateşe dayanıklı izolasyon yani yalıtım malzemeleri,

▪ Mevcutlardan daha sağlam ve yan etkisi olmayan suntalar,

▪ Mevcutlardan yüzlerce kat uzun ömürlü ve ekonomik tuğla ve çimento,

▪ Radyasyon koruyucular diye devam eden daha yüzlerce sanayi mamulü…

“Olur mu öyle şey” diyenlere şu gerçekleri haykırsak olur mu?

Kenevir 100 gün gibi kısa bir sürede yetişirken, ağaçların aynı verim için 50 ila 100 yıla ihtiyacı var.

Kenevir dönüm başına 5-8 ton lif üretebilir. Bu aynı miktardaki bir ormanın verebileceğinin tam dört katıdır. Bunu bir de yıllara cari kıldığımızda rakam çok büyük hale gelir.

Bir dönüm araziden her 4 ayda bir 10 tona varan hasat elde edilebilir.

Kenevirden elde edilen kâğıt 7 kez geri dönüşüme girebilirken, odun hamurundan elde edilen kâğıt en fazla 4 kez…

Kenevir kâğıdı, odun kâğıdına nispeten tam 4 kat daha ucuz, üretim süreçleri ise daha kısadır.

Peki, daha neyi bekliyoruz?

24.09.2018 Bu yazi 3938 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri