Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Yakında hamburgercilerde ilaç ikramı başlayabilir Prof Ahmet R Küçükusta
American Journal of Cardiology isimli tıp dergisinde yayımlanan araştırmayı okuyunca “Allah’ım bugünleri de mi görecektik?” diye hayıflandım.

Öyle böyle değil. Dergi, hakem kurulu olan, sahasında itibarlı bir kardiyoloji dergisi; burada gelişigüzel bir çalışmanın, derme çatma bir araştırmanın yayımlanması mümkün değil.

Araştırmayı yapanları her ne kadar isim olarak tanımıyorsam da onlar da ‘okumuş yazmış çocuklar’ olmalılar; çünkü hepsi de Londra’da Imperial College Milli Kalp ve Akciğer Enstitüsü’nde çalışan ‘namuslu’ bilim adamları. Namuslu olduklarının altını özellikle çiziyorum çünkü yayında hiçbirinin ilaç sanayii ile çıkar ilişkilerinin olmadığı bildiriliyor.

Araştırmanın ayrıntılarını anlatarak sizi sıkmak istemiyorum ve hemen neticeye geliyorum: Hamburger, patates kızartması gibi abur-cubur gıdalardan sonra bir adet kolesterol düşürücü ilaç (statin) içilmesi bu yiyeceklerin yarattığı riskleri azaltabilir.

Buna göre; artık hamburgerleri yiyip, patates kızartmalarını götürüp ‘Ben ne yaptım?’ diye pişman olmayacaksınız. Çünkü bundan böyle hamburgerinizin, patates kızartmanızın ve kolanızın yanında küçük ketçap, mayonez, tuz paketçikleri yanında bir de ‘şirketin ikramı’ statin hapı olacak. Medya bu ilaca çoktan isim buldu bile: Mcstatin.

Araştırmayı yapan uzmanlardan Dr. Francis şöyle diyor: ‘Tabii ki kolesterol düşürücü ilaçlar bir hamburger ve patates kızartmasının tüm olumsuz etkilerini yok edemez. Elbette yağlı besinleri hiç yememek daha iyidir ama yaptığımız hesaplamalara göre bir fast food yiyeceğin yaratacağı kalp krizi riskini bir tablet almakla azaltabilirsiniz.

Nasıl insanlar araba sürmek, sigara içmek gibi risklere karşı emniyet kemeri veya filtre kullanarak tedbir alıyorlarsa burada da aynı şey geçerlidir. Yağlı bir yiyeceğin yaratacağı riskleri bir nebze de olsa azaltmak için bir kolesterol hapı içmek rasyonel bir davranış olacaktır.’

Bu araştırmaya karşı itirazlar gecikmemiş:

İngiliz Kalp Vakfı Başkanı Weissberg, “Francis’in fikri ciddiye alınacak gibi değil. Halkı kalp sağlığını korumak için sağlıklı diyet uygulamaya ve egzersiz yapmaya teşvik etmesi daha doğru olur.” diyor ve ekliyor: “Kolesterol hapları, kalp hastalığı olan veya yüksek riske sahip kişiler için çok önemlidir ama bunlar sihirli ilaçlar değildir.”

New York Hastaneleri Hipertansiyon Programı direktörü Dr. Messerli de hamburger yiyenlere kolesterol hapı ikramına çok şaşırmış: “Böyle bir uygulama insanlara yanlış mesaj vermektir. Bunların elbette kolesterol düşürücü etkileri vardır ama abur cubur besinlerin bu ilaçların etkilerinin olmadığı başka olumsuzlukları olduğu da unutulmamalıdır.”

‘İçme sularına kolesterol hapı koyalım’ diyen de var

Aslında hamburgerle beraber kolesterol hapı ikramı, ‘içme sularına statin konulmasını’ tavsiye edenlerin yanında çok masum bile kalıyor.

Hayır, yanlış duymadınız: Kuzey İrlanda’nın önde gelen kardiyologlarından Profesör Mahendra Varma, bundan birkaç sene evvel içme sularına kolesterol hapları konulmasını tavsiye edecek kadar ileri gitmişti. Varma, bu ilaçların hasta olsun veya olmasın herkes tarafından kullanılması gerektiğine inanıyor ve bu sayede kalp krizleri ve inme gibi en çok ölüme yol açan hastalıkların ortadan kalkacağını savunuyordu. Neyse ki Varma’yı ciddiye alan çıkmadı; İrlandalılar ucuz kurtuldular ama tarihte bu tür sivri teorilere kurban gidenler var.

Bir zamanlar Amerika, Kanada ve Şili’de folik asidin felç, kalp hastalığı ve kalın bağırsak kanserini önleyeceği iddiasıyla unlara ve benzeri ürünlere folik asit eklenmeye başlanmıştı. Ancak sonraki senelerde bu ülkelerde kalın bağırsak kanserlerinde ciddi artışlar dikkati çekmeye başladı. Folik asidin yüksek dozlarının normal hücreler yanında kanser hücrelerinin çoğalmalarını kolaylaştırdıkları ve artırdıkları anlaşıldı. Bu uygulamadan derhal vazgeçildi ama kanser olan da kanser olduğuyla kalmış oldu.

Gelelim neticeye

“Oh be, artık istediğim zaman istediğim kadar hamburger de patates kızartması da yerim, üstüne de buzlu kolamı içerim.” diye sevinmeden önce şunları bilmenizde büyük yarar var:

BİR: Kolesterol yüksekliği tek başına tedavi edilmesi gereken bir hastalık değildir. Üstelik kolesterolü yüksek olanların daha uzun yaşadıkları da birçok araştırma ile kanıtlanmıştır. Yüksek kolesterolü olanlar tüberküloz, zatürre, AIDS gibi enfeksiyonlara daha az yakalanırlar ve bu hastalıklardan ölüm daha az görülür. Kronik kalp yetersizliğine bağlı ölüm riski düşük kolesterollü hastalarda daha yüksektir.

İKİ: Bugün için kolesterol haplarının sadece daha önce kalp krizi veya inme geçirmiş hastalarda koruyucu etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Bunun dışında kullanımının etkili olduğunu gösteren bir araştırma yoktur.

ÜÇ: Kolesterol haplarının karaciğer hasarı, cinsel gücü olumsuz etkileme, uykusuzluk, sinirlilik, saldırganlık, hafıza kaybı, unutkanlık, intihara teşebbüs, polinöropati gibi pek çok yan tesirleri olduğu biliniyor. Yakın zamanlarda şeker hastalığına yol açabilecekleri ve enfeksiyon riskini artırabilecekleri de ortaya çıktı.

DÖRT: Fast food yiyeceklerin olumsuz etkisi kan kolesterol düzeyini yükseltmekle sınırlı değildir. Bunlardaki trans yağlar, fazla tuz ve yüksek kalori çok daha zararlıdır.

BEŞ: Bu tür uygulamalar insanları fast food yemeğe teşvik ettiği gibi kalp-damar sağlığı için çok önemli olan ve düzenli yapılması gereken egzersiz ve sağlıklı beslenmeden de soğutur.

ALTI: Araştırmayı yapan bilim adamlarının ilaç endüstrisi ve fast food’çularla çıkar ilişkilerinin olmadığına inanıyorum ama bundan sonra bunların banka hesaplarını yakından takip etmekte de fayda var.

10.01.2011 Bu yazi 3142 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri