Son Dakika
Çarşamba, 12 Ağustos 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Tıbbın yeni keşfettiği harika: Anne Sütü Prof Dr Sefa Saygılı
Çocuğa annesinin sütünden daha hayırlı bir süt yoktur. (Hadis-i Şerif)

Anne sütü, çocuğun kolay sindireceği, kolay kullanacağı, eksiklik veya fazlalık hallerine yol açmayacak bir gıdadır. Anne sütü, çocuğun ihtiyacına göre ayarlanmıştır. Bileşimi de, yine çocuğa uygun değişimler gösterir; şöyle ki, emzirmenin başlangıcında, anne sütü laktoz ve su bakımından zengin; yağ bakımından ise, nisbeten fakirdir. Emzirme  süresinin sonuna doğru ise bu oranlar yağ lehine değişir. Bu değişiklik, çocukta doyma hissini kolaylaştırır. Bu sebeple, her süt verişte anne bir göğsünü sonuna kadar boşaltmalıdır, sonra diğerine geçmelidir. Bu işlem aynı zamanda süt salgısının devamını sağlar.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada her yıl 1 milyondan fazla çocuk, anne sütü ile beslenmediği için ishal, solunumun yolu ve diğer enfeksiyonlardan ölüyor. Bu yüzden Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF, her bebeğin doğumdan sonra ilk yarım saatle 1 saat içinde emzirilmeye başlanmasını ve 4-6 aya kadar yalnız anne sütü ile beslenmesini öneriyor.

Anne sütünün mükemmel besin içeriği, kolay hazmedilir olmasının en önemli özelliği olarak biliniyor. Anne sütü, sadece ideal besleyici değil, çocuğu enfeksiyonlardan koruma özelliği de gösterir. Anne sütüyle beslenmenin sağlığa olumlu etkileri, sadece verildiği süreyle de kısıtlı değildir. Anne sütüyle beslenen çocuklarda şişmanlık, koroner kalp hastalıklarının gelişmesinin önlenebildiği düşünülmektedir. Ayrıca, bu çocuklarda konuşma problemlerine daha az rastlanır ve zekalarında ortalama 8 puanlık artış söz konusudur. Avusturalya Brishane Üniversitesi’ndeki 20 yıllık kapsamlı araştırma sonucunu Prof. Jake Najman şöyle açıklamakta:

“Anne sütüyle beslenen bebeklerin anneyle daha güçlü bir yakınlığı oluyor. Algılaması daha hızlı gelişiyor. Anne sütündeki omega yağ asitleri bebeğe entelektüel bir avantaj sağlayabilir. Anne sütünün bağışıklığa karşı daha fazla direnç veren maddeler içerdiği ve böylece bu bebeklerin daha az hastalandıkları, daha hızlı geliştikleri de söylenebilir.”

Emzirme annenin vücudunu bozar mı?

Emziren kadınlar, aksine emzirmeyenlere oranla gebelik öncesi kilolarına daha çabuk kavuşurlar. Çünkü emziren kadının rahmi ve karnındaki yağ dokusu kısa zamanda eski şeklini alır. Memelerin sarkması ise, emzirmekten değil, bebeği erkenden memeden kesmekten kaynaklanır. Çünkü gebelik döneminde memelerin büyümesiyle süt bezleri emzirme görevine hazırlanır. Kadın, ne kadar uzun süre bebeğini emzirirse, memeler o kadar rahat ve çabuk eski haline kavuşur.

Emzirme bebeğin sağlığına çok iyi gelmesinin yanısıra anneyi de olumlu etkiler ve anneleri kanser gibi hastalıklara karşı korur. Annelerin emzirme süresi arttıkça meme kanserine yakalanma riski de azalır.

Ayrıca göğüsten emen bebek, annede uterus (rahim) kasılmalarına yol açar. Bu da annenin daha az daha çabuk dönmesine sebep olur.

Anne sütü bebekleri doyurur

Anne sütü, bebek mamalarından daha çabuk sindirildiği için, meme emen bebekler mamayla beslenenlere oranla daha çabuk acıkırlar. Ama bu hiçbir vakit onların doymadığı anlamına gelmez. En az altı ay, bebeklerin anne sütüne ve içindeki vitaminlere, minerallere ihtiyaçları vardır.

Anne sütünün üstünlükleri saymakla bitmez. Başlıcaları:Kolay elde edilir ve her an bebek için hazırdır. Isıtma, soğutma problemi yoktur. Gece yataktan kalkmadan emzirebilmek mümkündür. Bebek beslenirken, anneden ona geçen antikorlar, hastalıklara ve alerjilere olan direncini artırır. Hazmı kolaydır. Annelerin, bebeklerinin susuz kaldığı konusunda endişe etmelerine gerek yoktur. Anne sütü, onları ihtiyaç duydukları her şeyi sağlamaktadır.

Anne sütü ve çocuğun ruhi gelişimi

Çocuk ilk yaş sonuna kadar dış dünya ile ilişkisini (uyarıları almak – cevap vermek) bütün beden yüzeyi ve odaklaşmış olarak da ağız ile sürdürür. Ağız yolu ile açlığını giderdiği gibi; annenin duygu ve düşüncelerinide alır. Psikologlara göre ilk yıl esnasında anne ile çocuk arasındaki mevcut hissi ilişkiler, gelişmenin esasını teşkil eder. Annenin çocuğunu kendi sütü ile beslemesi, bu gelişmeyi etkileyen faktörlerden biridir.

ABD’nin önceki yıllarda Japonlar’a iade ettiği Okinova Adası’nda, ruh hastalıklarının son derece az görülmesi “kadınların belirli  bir süre içinde çocuklarına düzenli bir şekilde  süt vermeleri ve onları tam bir anne şefkatiyle sevmeleri”ne bağlanmıştır.

Anne sütünün önemi artıyor mı?

Evet, BM Çocuklara Yardım Fonu, yani UNICEF, bu konu üzerinde ısrarla duruyor. Bu teşkilatın daha 2000 yılındaki hedefinde: “Bütün annelerin, bebeklerini başarıyla emzirebilmeleri için bilgilendirilmesi ve kendilerine bu konuda yardımcı olunması” yer alıyordu.

Gelişmekte olan ülkelerde gitgide azalan, bebekleri anne sütüyle besleme alışkanlığı yeniden kazanılırsa, her yıl yaklaşık 1.5 milyon bebeğin hayatının kurtulabileceği hesaplanıyor. Steril olmayan biberonlardan, aşırı ölçüde sulandırılmış süt tozuyla beslenen bebeklerin ölme ihtimalleri, diğerlerinden daha yüksektir. Anne sütü ise., tam bir besleyicidir; güvenilir, temiz ve masrafsızdır. Ayrıca yaygın enfeksiyonlara karşı mücadelesinde bebeğe yardımcı olur.

Ne var ki, aileler şehirlere yerleştikçe, kadınlar giderek çalışma hayatına atıldıkça ve nihayet daha çok kadın bebek maması reklamlarının tesirinde kaldıkça, çocuğu biberonla besleme annelerce modern bir metod sanılmakta; buna karşılık emzirme eski, modası geçmiş ve zahmetli bir iş olarak görülmektedir.

Geçmişte sanayileşmiş ülkelerde bebeklerin beslenmesinde anne sütü aleyhinde bir gelişme görülmüşken, bugün bu durum değişmekte, anneler bebeklerini emzirmeyi tercih etmektedirler. Eğer geçmişte bu ülkelerde görülen temayül, bugün gelişmekte olan ülkelerde de ortaya çıkar ve anneler bebeklerini biberonla beslemeyi tercih ederlerse daha çok risk taşıyan bu durum, milyonlarca bebeğin ölümüne yol açacaktır.

Bu yüzden bütün anneler aşağıdaki beş temel gerçeği bilmeli, ayrıca bunların uygulanmasında annelere yardımcı olunmalıdır:

1-  Yalnız ve tek başına anne sütü: ilk dört ile altı ayda bebeğe verilebilecek en iyi yiyecek ve içecektir.

2- Hemen hemen her anne bebeğini emzirebilir. Bebekler, doğumdan sonra mümkün olan en kısa sürede anne sütü almalıdırlar.

3- Sık emzirme, bebeğin ihtiyacı olan sütün gelmesi için gereklidir.

4-  Biberonla besleme, hastalıklara ve ölümlere yol açabilir.

5- Çocuğa anne sütü vermeye, bebek bir yaşını doldurduktan sonra da devam edilmelidir.

Bebek kaç yaşına kadar emzirilmeli?

Bebeğin, istediği zaman annesini emmesi, anne sütünün boşalmasını sağlayacaktır. İlk 6 ay yalnız anne sütü (su dahi verilmeksizin) alan bebeğin, 6 aylık oluncaya kadar meyve suyu vb. ihtiyacı da olmaz. Bebek 6 aylık olduktan sonra, anne sütü yanında katı gıdalara başlanmalıdır. İnek veya diğer hayvan sütleri yerine, anne sütüne 2 yaşına kadar devam etmekle hem bebeğe en iyi, en temiz, en ucuz, en koruyucu gıdanın verilmesi ve hem de annenin bu süre zarfında hamile kalmasının önlenmesi tabii yoldan sağlanmış olacaktır. Kur’an-ı Kerim’in Bakara Sûresi’nde anne sütünün bebeklere 2 yaşına kadar verilmesi gereğinden söz edilmesi, bu durumla uygunluk arz etmektedir.

Hazır mamalar ile inek sütü arasında önemli bir kalite farkı yoktur; fakat ekonomik fark büyük boyutlardadır. Mama ile beslenme, inek sütü ile beslenmeye göre üç-dürt kat daha pahalıdır, aile bütçesine tatsız bir yüktür. Bu paralar döviz olarak zengin batı ülkelerine transfer edilmektedir.

İnek sütüne tadlandırıcı olarak üzüm pekmezi katılabilir. Taze sıkılmış meyve suları ile de takviye edilirse, mamalarla arasında fazla bir fark kalmamış olur.

Bebek memeden nasıl kesilmeli?

Bebek memeden yavaş yavaş kelimelidir. Birden kesilmesinin bazı mahzurları vardır:

·Uyumadan önce emzirilmekten hoşlanıyorsa, başka türlü uyuması sağlanmalıdır. Ağzına biberon konularak, kucağa alınabilir.

·Gece yarısı uyanıyor ve meme istiyorsa, yatağından almadan ve meme vermeden uyuması sağlanmalıdır. Ağlama krizini önlemek için kucağa alınmamalıdır. Bu uygulama birkaç defa tekrarlanarak, çocuğa artık meme verilmeyeceği anlatılmalıdır.

·Günün belirli saatlerinde emziriliyorsa, o saatlerde oyalayacak bir şeyler bulmalıdır.

·Meme istediğinde bol bol içecek verilmelidir.

Bir emzirme ne kadar sürmeli?

Bebek kendisine gerekli miktarı emecektir. Bir emzirme genellikle 15-20 dakika sürer. İlk 5 dakika içinde bebek ihtiyacı olanın çoğunu emer. Mutlaka her emzirmede iki göğüsten de emzirilmelidir. Çocuk normal yiyor ve uyuyorsa problem yoktur.

Doğum sezaryenle olsa bile, ilk saatlerde bebeğin emzirilmesi, anneye verdiği uyarı ile sütün oluşmasının ve çoğalmasını sağlayacaktır. Emme, özellikle çok erken emzirme, anne ile bebek arasında oluşturduğu iletişim sayesinde, sütün salgılanması ile gerekli hormon dengesini annede sağlar, süt salgısı başlar. Bebek bu mekanizma ile annesine, kendisine yeterli miktardaki sütü salgılatır. Gereksiz verilen her ek besi, bu uyarıyı ortadan kaldıracağı için süt oluşumu azalır. Burada süt azlığı değil, ihtiyaca uygun süt miktarı söz konusudur.

Annenin beslenme miktarı ve şekli de önemlidir. Dengeli ve yeterli miktarda besini anne almalıdır. Şişmanlamak endişesi ile karbonhidratlar kısılmalıdır. Emziren anne bu süre içinde zaten eski vücut yapısına dönecektir.

Yine anne, suyu yeterli içmelidir. Yeterli ve düzenli uyumalı, aşırı yorulmamalı ve  yeterli istirahat etmelidir.

05.01.2013 Bu yazi 33094 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri