Son Dakika
Cuma, 22 Haziran 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Tıbbi bir tabu: Aşı Faith Dursun Alkan
Yaşadığınız doğruların aslında yalan olduğunu fark etmeye başladığınız bazı zamanlar vardır. Başınıza dank eden bazı doğruları görmek için yaşınızın kaç olduğu, mesleğinizin hangi konumunda bulunduğunuz da önemli değildir. Bir gazete yazısı, hiç bir zaman yemeyeceği bir besinle beslenmeye çalışan bir kuşu, kediyi görmeniz belki de sizi koca bir kayaya çarpmaktan alıkoyacaktır.

20 Mayıs 2014'te BBC'de yer alan bir habere göre CIA ve Beyaz Saray, aşı kampanyalarını casusluk ve DNA hırsızlığı için kullandığını kabul eden bir yazı yayınladığında bunu görebilmek için idrak tutulmasına girmemiş olmamız gerekiyordu. Aynı yazının devamında ise Bin Ladin'in Hepatit B aşı programı sayesinde yerinin tespit edildiği yer almaktaydı. Demek ki; önümüze yardım niteliğiyle gelen her şey masum değildi.

asi-3

Çocukluğumuzdan beri bizlere okullarda sağlığımızı korumak için yapmamız gerekenler anlatıldığında birinci sıraya konan her zaman aşılanmamız gerektiği oldu. Fakat hiç kimse 20. yüzyıla kadar gelen insanoğlunun geçmiş devirlerde aşılanmadığı hâlde hayatını nasıl devam ettirdiğini söylemedi.

Düşünmeyen nesiller üretmekte gayet mahir olan eğitim sistemimiz, söyleyecek sözü olanları tepelemekte de mahirdi.  Verilecek bir aykırı cevaba “sen daha mı iyi biliyorsun?” ya da “senin dediğin gibi olsa bunu daha önce bilim adamları ispat ederdi” veya “zararlı olsa devlet zaten izin vermez”  gibi cevaplar aklımızdaki kurdun barınmasına imkân tanımıyordu.

Ülkemizde akıllarına kurt düşen birçok aile çeşitli nedenlerle çocuklarına aşı yaptırmamakta, bu yüzden de bulundukları yerin Toplum Sağlığı Merkezleri ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Sosyal Hizmetler Müdürlükleri tarafından takibata uğramaktadır.

Modern tıbbın insanın bağışıklığının sadece aşı programları aracılığı ile korunacağına dair tabusu nedeniyle birçok aile mahkeme kapılarında sürünmekte. Toplum Sağlığı Merkezinde aşı takibini yapan ebe, hemşire ve aile hekimleri, aileleri çocuklarının zorla aşılanmalarının sağlanması amacıyla önce aileye ulaşmakta, ailenin aşı yaptırmaması halinde çocuklarının velayetinin kendilerinden alınacağı, aşı yaptırmayan çocukların okula kaydedilmeyeceği, aşı yaptırmayan anne babanın hapse girebileceği gibi yalanlarla aileleri korkutmakta.

Bu yalanlar işe yaramadığında ise İl Sağlık Müdürlüğüne bildirmekte, İl Sağlık Müdürlükleri de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı bulunan Sosyal Hizmetler Müdürlüklerine yaptıkları şikâyet ile çocuğuna aşı yaptırmak istemeyen ailelere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununu delil göstererek mahkemenin yolunu göstermektedir.

asi-1

Aileleri ikna etmek için de sağlık çalışanlarınca bir korku oluşturmak, cezaladırmak, hevesini kırmak ve aşı yaptırmayan aileleri çocuklarının velayetlerinin alınmasıyla tehdit etmek gibi yollara sıklıkla başvurulmakta, bu suretle ailelerin direnci kırılmaya çalışılmaktadır.

Ordu'da görev yapan Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Ayyayla bile bu tehditlerden nasibini almış, aşıların zorunlu olduğu yalanı ona bile dikte edilmeye çalışılmış. Genel Bağışıklama Genelgesi haricinde hiçbir dayanağı olmayan (genelge okunduğunda genelgenin de bir kanuna dayandırılmadığı ortaya çıkmaktadır) aşı programları birçok ilimizde birçok aileyi bunaltmış ve bunaltmaya da devam etmektedir.

Sağlık çalışanlarının bilmediği veya bildikleri halde işlerine gelmeyen şey; tıp biliminin kuralları uygulanmak suretiyle yapılan her türlü müdahalenin tıbbi müdahale olduğu ve o halde aşının da tıbbi bir müdahale olduğudur.

Aşılar da önleyici nitelikte bir tıbbi müdahaledir. Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir ve tıbbi müdahale de bulunabilmek amacıyla hastadan veya hastanın vasisinden muvafakat alınması gerekir.  

Evlere çocukların durumlarını incelemek maksadıyla gelen Sosyal Hizmetler Uzmanları genelde aşıların zorunlu olduğu gibi bir önyargı ile aileleri ziyaret etmekte, bu ziyaretlerde kanunda bu konuda düzenleme bulunmamasına rağmensanki kanuni bir zorunluluk varmış gibi aileleri bu aşıları yaptırmadığı takdirde, çocuklarının velayetini alabilecekleri ile tehdit etmektedirler. Pek çok anne baba, bu tehdit sonucunda bile çocuklarına istemeye istemeye aşı yaptırmakta, olmayan yasal zorunluluk korku dağları gibi üzerlerine çökmektedir.

Aşılama programlarının hukuki bir dayanağının olmadığı birçok mahkemece verilmiş kararlarla belgelendirildiği halde, hâlâ Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il ve ilçe yöneticilerinin hukukî bir zorunluluk varmış gibi çocuklarımızı aşılamaya çalışmaktan vazgeçmemekte.

Hatta öncelikle kanun maddelerini okumayı bilen ve yorumlayabilen, özellikle Çocuk Koruma Kanunu'nda aşı yapılmasıyla ilgili hiç bir dayanak bulunmadığının farkında olan kurum yöneticilerine ihtiyaç vardır.

Fatma Şahin'in Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Recep Akdağ'ın Sağlık Bakanlığı dönemlerinde hız kazanan ve halefleri dönemlerinde de devam eden müdahalelere bir son verilmelidir. Bunun tıbbi faşizme neden olacağı gözden kaçırılmamalıdır.

asi-3

 

Zorla yapılmaya çalışılan bu aşılama çalışmalarının ilk iki paragrafta da bahsettiğimgibi bir casusluk faaliyetinin parçası olabileceği de unutulmamalı.

Zihnimizdeki kurtların da canlı kalması gerek. Yoksa her ayranım var diyenin peşine takılmakta bir beis görmeyeceğiz

26.10.2015 Bu yazi 1636 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri