Son Dakika
Perşembe, 15 Kasım 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Tıbb'ün Nebevi'nin F ve G maddesindeki yararlı bitki ve gıdalar
Tıbb'ün Nebevi bölümümüzde İbn-i Kayyim El Cevziyye’nin "Tıbbu’n Nebevi" adlı eserindenin F ve G maddelerinde yer alan bitki ve gıdalar.

FESLEĞEN:

 

Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: "Eğer o kişi gözdelerden ise, rahatlık, güzel rızık ve naim cen­neti onundur” (Vakıa 89) ve şöyle buyurdu: “Yapraklı taneler ve kokulu ot-tam” (Rahman 12)

 

Müslim'in Sahîh'inde Peygamber efendimizden şöyle dediği rivayet edilir: “Kendisine fesleğen sunulan onu geri çevirmesin, zîrâ fesleğe­nin yükü hafif, kokusu güzeldir”.

 

İbn-i Mâce'nin Sünen'inde de -Cisâme r.a.’in rivayet ettiği hadislerden olan- şu hadis rivayet edilir;

 

“Peygamber efendimiz: "Cennete hazırlanan yok mu? Cennetin bir benzeri daha yok­tur. Cennet - Kabe'nin Rabbına yemîn derim- dalgalanan bir nur, sal­lanan bir fesleğen buketi, yüksek bir saray, düzgün bir nehir, olgun bir hurma, yüzü ve huyu güzel bir eş, çok sayıda giysiler, sağlam bir konutta sürekli bir yerleşim, meyveler ve sebzeler, neşe ve bolluktan ibarettir, yüksek ve son derece güzel bir yerdedir" dedi.

 

Oradakiler: "Evet ey Allah'ın elçisi bizler cennete hazırlanıyoruz" dediler.

 

Peygamber efendimiz onlara: "İnşaallah deyiniz" dedi. Oradaki topluluk da: "İnşaallah" dediler”.

 

Yer fesleğeni denilen Iran fesleğenine gelince,iki görüşten birine göre sıcaktır, üzerine su serpilerek sonradan soğutulup nemlendirilir ve koklanırsa, ateşli baş ağrısına faydalı olur. Diğer görüşe göre ise soğuktur. Kuru ya da yaş olduğu konusunda da iki görüş vardır. Doğ­ru olanı, İran fesleğeninde dört yapı özelliğinin varlığıdır. Bu bitki uy­ku getirir. Bu bitkinin tohumu, safradan ileri gelen ishali durdurur, ka­rın ağrısını dindirir, kalbi kuvvetlendirir ve melankolik hastalıklara faydalıdır.

 

GÜNEYİK:

 

Güneyik (Hindiba) konusunda -Peygamber efendimizden rivayeti sahîh olmayan, hattâ merfû olan- üç hadis gelmiştir:“Güneyiği yiyiniz fakat onu silkelemeyiniz, zîrâ güneyiğin üzerine cennetten damlaların damlamadığı bir gün yoktun”.

 

“Bir kimse güneyiği yer de arkasından uykuya yatarsa o adama ne zehir, ne de sihir işlemez”.

 

“Güneyiğin yapraklarından, üzerinde cennetten bir damla olmayan hiç bir yaprak yoktur”.

 

Güneyik; değişken bir yapıya sahiptir, yılın mevsimlerine göre değişkenlik gösterir. Kışın soğuk ve nemli, yazın sıcak ve kuru, baha­rın ve güzün mutedildir. Çoğu durumlarında soğukluğa ve kuruluğa eğilim gösterir. Kabız yapma ve serin tutma özellikleri vardır, mîdeye iyi gelir. Sirkeyle kaynatılıp yenildiği zaman özellikle karada yetişeni kabız yapar, mîde için en iyisi ve en şiddetli kabız yapanı karada yeti­şenidir. Aynı zamanda mîde zayıflığına da yararı olur. Sargı yapılarak kullanıldığı zaman, mîdede görülen iltihabı dindirir, nigrîse ve ateşli göz şişliklerine faydası olur. Yaprağı ve köküyle sargı yapıldığı zaman da akrep sokmasına faydalı olur.

 

Güneyik mîdeyi kuvvetlendirir, karaciğerde görülen tıkanıklıkla­rı açar, tıkanıklıklardan ileri gelen ateşli ve ateşsiz ağrılara faydası olur. Dalak, damar ve barsaklardaki tıkanıklıkları açtığı gibi böbrek kanallarını da temizler.

 

Karaciğere en faydalı olanı en acı olanıdır. Sıkılarak elde edilen güneyik suyu, özellikle içine taze rezene suyu karıştırıldığı zaman, tıkanıklıktan doğan sarılığa faydalı olur. Yaprağı dövülerek sivilcelerin üzerine konulduğu zaman, onları serinletir ve içindekileri dağıtır, gö­ğüsteki (balgam) vs.'yi temizler, kan ve safranın ateşini söndürür.

 

Yenilen Güneyiğin en sağlıklısı, yıkanmadan ve sarsılmadan ye­nilenidir. Çünkü Güneyik yıkanır ya da sarsılırsa özelliğini kaybeder. Buna rağmen, Güneyik’te tüm zehirlere karşı faydalı olan panzehirlik özelliği vardır.

 

Güneyik’in suyuyla sürme çekinildiği zaman, gözün perdelen­mesine (katarakt) fayda verir. Yaprağı panzehir sınıfına girer, akrep sokmasına fayda verir ve çoğu zehirlere karşı koyar. Suyu sıkılarak üzerine zeytinağı döküldüğü zaman, öldürücü ilaçların tümünü etki­siz hâle getirir. Kökü sıkılıp suyu içildiği zaman, engerek, akrep ve eşek arısı sokmasına faydası olur. Kökünün sütü, gözün beyazını par­latır.

 

HIYAR:

 

Buhârî ve Müslim'in Sahîh'lerinde -Abdullah İbn-i Cafer r.a.'in rivayet ettiği hadislerdendir- rivayet edildiğine göre;

 

“Peygamber efendimiz hıyarı taze hurmayla birlikte yerdi”. Ay­nı hadisi Tirmizî ve diğerleri de rivayet etmişlerdir.

 

Hıyar özellik olarak serinleten ve ikinci derecede yaş bir sebze­dir. Yüksek ısıya sahip olan mîdenin hararetini söndürür, mîdede bo­zulması yavaş olur, mesane ağrısına faydalıdır. Kokusu bulantıya iyi gelir, tohumu idrarı artırır. Yaprağından sargı yapıldığı zaman köpek ısırmasına fayda sağlar.

 

Hıyar, mîdeden aşağı yavaş yavaş iner, soğukluğu bazı midelere zarar verir. Böyle olunca hıyarla birlikte onu ıslah eden, so­ğukluğunun ve yaşlılığının etkisini kıran bir şey kullanmak gerekir. Nitekim Peygamber efendimiz de bu işi, hıyarı taze hurmayla yiyerek yapmıştır. Hıyar, kuru hurma, kuru üzüm ya da balla birlikte yenildiği taktirde bu yiyecekler hıyarın soğukluğunu normal hâle getirirler.

 

HURMA:

Hurma, Kur'ân-ı Kerîm'de birden fazla yerde anılmıştır. Buhârî ve Müslim'in sahihlerinde İbn-i Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre İbn-i Ömer şöyle der:

 

“Bir zamanlar Peygamber efendimizin yanında oturuyorduk, o sırada bir hurma göbeği getirildi, bunun üzerine Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:

 

"Ağaçların içinden bir türü vardır ki yaprağı düşmez. O ağaç olgun bir müslümana benzer. O ağacın ne olduğunu söyleyin." Ora­dakiler kırlardaki ağaçları saymaya başladılar. Abdullah İbn-i Ömer der ki: Bunun hurma ağacı olduğu hatırıma geldiyse de hurma ağacı olduğunu söylemek istememe rağmen çevreme baktığımda yaş bakı­mından topluluğun en küçüğü olduğumu gördüm ve bunun üzerine söylemeye utanarak susmayı tercih ettim. Daha sonra

Peygamber efendimiz soruyu kendisi cevapladı ve şöyle dedi: “O ağaç hurma ağacıdır"“.

 

Râvî bu sözü Ömer'e hatırlattığında: Bunu sen söylemiş olsaydın bana şundan ve şundan daha ho­ra geçerdi, dedi.

 

Bu hadiste; âlim'in çevresindeki insanlara meseleleri aktarması, onları meselelere alıştırması ve onların bilgilerini ölçmesi, örnekler ve benzetmeler, sahabenin utanma ve büyüklerine saygı konusunda üzerinde bulundukları nokta, büyüklerin huzurunda konuşmaktan çe­kinmeleri, oğlunun, yerinde söz ve davranışlarından ve doğruyu bul­masından ötürü babanın sevinmesi, evlat için babasının huzurunda babası bilmese de, bildiği konuda cevap vermesinin sakıncalı olma­ması ve bu davranışta saygısızlık sayılabilecek bir durumun söz ko­nusu olmadığı, Müslüman’ı, yararının çokluğu, gölgesinin sürekliliği, meyvesinin hoşluğu ve varlığının devamlılığıyla, hurma ağacına ben­zetmenin kapsadığı incelikler vardır.

 

Hurmanın meyvesi yaş ve kuru olarak yendiği gibi, ham ve er­gin olarak da yenir. Hurma besin olduğu kadar ilaçtır, katık olduğu kadar tatlıdır ve şurub olduğu kadar da meyvedir. Dalları bina, âlet ve kaplar için kullanmaya elverişlidir, yaprağından zembiller, kaplar, yelpazeler vb. şeyler yapılır. Lifinden de halatlar, yatak ve yastık içleri vb. şeyler yapılır. Diğer taraftan, çekirdeği deve için yem olduğu gibi ilaç ve parfümeriye de girer. Sonra meyve ve bitkisinin göz alıcılığı, biçiminin estetik güzelliği ve manzarasının açık seçikliği, meyvesinin dallar üzerindeki dizilişi, dizilişinde sergilenen ustalık ve kolayca far-kedilme, onu seyreden gönüllerin neşelenmesi de unutulmamalıdır. Onun seyri, onun mucidini, yaratanını, yaratıcının sanatındaki eşsizli­ğini, kudretinin mükemmelliğini ve hikmetinin eksiksizliğini düşündü­rür. O halde ona, inanan insandan daha çok benzeyen bir şey yoktur, çünkü inanan insan tamamen iyiliktir, inanan insan görünen ve gö­rünmeyen faydadır.

 

Kütüğü, Peygamber efendimizden ayrıldığı zaman, ona yakın olma ve sohbetini dinleme arzusuyla inleyen, o ağaçtır. Îsâ a.s.’ı, doğurduğunda Hz. Meryem'in, altına sığındığı yine o ağaç­tır!

 

İsnadında şüphe olan bir hadiste şöyle denilir: “Halanıza hurma ikram ediniz, zîrâ hurma, Âdem'in yaratıldığı çamurdan yaratıldı”.

 

Hurma ağacının asma çubuğuna mı, yoksa asma çubuğunun hurma ağacına mı üstün olduğu konusunda insanlar iki farklı görüşe ayrıldılar, oysa Allah kitabında, birden fazla yerde, bu iki meyvenin arasını uzlaştırmıştır. Bu ağaçlardan her birisi-geçerli olduğu ve yetiş­tirildiği yerde, kendisine uygun toprakta-daha üstün ve daha yararlı olsa da biri diğerine oldukça yakındır.

 

HURMA GÖBEĞİ:

 

Buhârî ve Müslim'in Sahîh'lerinde Abdullah İbn-i Ömer'in şöyle anlattığı tespit edilmiştir: “Bir ara Peygamber efendimizin huzurunda oturuyorduk. Bir de baktık ki hurma göbeği getirdiler, bunun üzerine Peygamber Efendi­miz:

 

"Ağaçların içinden bir türü vardır ki olgun bir Müslüman’a benzer, o tür bir ağacın yaprağı düşmez"^ buyurdular”.

 

Hurma göbeği: soğuk ve birinci derecede kurudur, yaraları sona erdirir, kan tükürmeye, ishale, acı safra baskınına ve tansiyon yük­sekliğine faydası olur. Mayalanması çirkin değildir. Besin değeri dü­şüktür. Sindirimi yavaştır. Ağacı tamamen faydalıdır. Bu yüzden Pey­gamber efendimiz iyiliğinin ve yararlarının çokluğuyla hurmayı olgun bir Müslüman’a benzetir.

İbn-i Kayyim El Cevziyye’nin Tıbbu’n Nebevi adlı eserinden alınmıştır.
 

 

15.04.2009 10:41:00 Bu haber 11540 defa okundu
Tıbb'ün Nebevi'nin F ve G maddesindeki yararlı bitki ve gıdalar
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri