Son Dakika
Perşembe, 15 Kasım 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Tıbb'ün Nebevi'nin Ç maddesindeki yararlı bitki ve gıdalar
Tıbb'ün Nebevi bölümümüzde İbn-i Kayyim El Cevziyye’nin "Tıbbu’n Nebevi" adlı eserindenin C-Ç maddesinde yer alan bitki ve gıdalar.

ÇAKIR HURMA:

Neseî ve İbn-i Mâce Sünen'lerinde, Hişam İbn-i Urve'nin baba­sından, onun da Âişe'den rivayet ettiği hadislerdendir, rivayet ettikle­rine göre Âişe r.a. der ki;

Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:

“Çakır hurmayı kuru hurmayla birlikte yiyiniz. Zîrâ şeytan, in­sanoğluna alacalı hurmayı kuru hurmayla birlikte yerken baktığın­da şöyle der; Âdemoğlu yeni hurmayı eskisiyle birlikte yiyinceye kadar kalır”. Bir rivayette de Peygamber efendimiz:

“Alacalı hurmayı kuru hurmayla birlikte yiyiniz, zîrâ şeytan in­sanı bunu yerken gördüğünde üzülür ve "insanoğlu yeniyi eskiyle birlikte yiyinceye kadar yaşadı" der, buyurmuştur”. Bu Hadisi Bezzâr Müsned'inde rivayet etmiştir. Hadisin lafzı böyledir.

Müslüman doktorlardan bazıları şöyle derler; Peygamber efendi­miz kuru hurmayla yarı ergin hurmayı yemeyi emretti, fakat kuru hurmayla koruk hurmayı yemeyi emretmedi. Çünkü yarı ergin hurma soğuk ve kuru, kuru hurma ise sıcak ve yaştır, bunlardan her birinde diğerinin doğuracağı aksaklığı giderme özelliği vardır. Koruk hurmay­la kuru hurmanın durumu böyle değildir, kurunun sıcaklığı fazla da olsa her ikisi de sıcaktır. Hâlbuki tıbbî yönden iki sıcağın ya da iki so­ğuğun bir arada yenmemesi gerekir. Nitekim daha önce de geçmişti.

Yukarıdaki hadiste tıp mesleğinin temelinin sağlamlığına tenbih, bâzı yiyecek ve ilaçların doğuracağı durumları diğer bazılarıyla giderme tedbirine ve kendisiyle sağlığın korunduğu tıp kanununa uyma vardır.

Yarı ergin hurmada soğukluk ve kuruluk vardır. Ağza, diş etleri­ne ve mîdeye fayda verir. Kendisinde bulunan sertlikle göğse ve ye­mek borusuna baskı yapar, mîdeye oturur, besin değeri azdır. Hurma ağacı için bu hurma, asma için koruk üzüm gibidir. Koruk üzümle, yarı ergin hurmanın her ikisi de Özellikle üzerlerine su içildiğinde gaz yapar, karnı guruldatır ve şişkinlik meydana getirirler. Bunların zarar­larını kuru hurma, ya da bal ve kuru üzüm yiyerek gidermek müm­kündür.

ÇAM AĞACI:

Bunu Peygamber efendimiz şu sözünde zikretmiştir: “İnanan insan yaş bir bitki gibidir, rüzgar onu sallar, kimi za­man dik tutar, kimi zaman da eğer. İkiyüzlü kimse ise çam ağacı gi­bidir, yerinden bir kez sökülünceye kadar kökünün üzerinde dimdik durur”.

Çam ağacının tohumu sıcak ve yaştır. Erdirme, yumuşatma, çözme ve suyun içinde bekletilmesiyle kaybolan yakma özelliği var­dır. Sindirimi güçtür, besin değeri yüksektir. Balgamı söktürür, akci­ğer salgılarını temizler ve meniyi artırır, ancak barsak iltihabı doğurur, bunun çaresi de mayhoş nar taneleri yemektir.

ÇAMUR:

Hiçbirisi sahih olmayan uydurma hadislerde şu tip sözler söy­lenmiştir. "Kim çamur yerse, yediği çamur nefsini öldürmesine yardımcı olur". "Ey Humeyrâ çamur yeme, zîrâ çamur, karnı yapıştırır, rengi sarartır ve yüzün zerâfetini giderir".

Çamur hakkında rivayet edilen hadislerin tümü, Peygamber efendimizin ağzından uydurulmuş aslı olmayan sözlerdir, ancak ça­mur bayağı ve rahatsız edicidir, vücuttaki ter gözeneklerini tıkar. So­ğuk ve kuru bir yapıya sahiptir, güçlü bir kurutucudur. İshali önler, kanın fazla akmasına ve ağız yaralarına yol açar.

ÇEMEN (BOY OTU):

“Peygamber efendimizden zikredildiğine göre Mekke'de Sa'd İbn-i Ebî Vakkas'ı r.a., ziyaret etmiş ve:

-"Ona doktor çağırın" demişti. Haris İbn-i Kelede çağrıldı, Sâd'e baktı ve:

-"Önemli bir şeyi yok, ona çemen verin" dedi. Boyotu yaş aç ve hurmasıyla birlikte haşlanarak hastaya yudum yudum içirilir. Söy­lenenler yapıldı ve hasta iyi oldu”.

Boyotu sıcaklık bakımından ikinci, kuruluk bakımından birinci derecededir.

Boyotu suyla haşlandığı zaman boğazı, göğsü ve karnı yumuşa­tır, öksürüğü, sertliği, astımı ve nefes darlığını yatıştırır. Cinsi arzuyu artırır. Gaz, balgam ve basura iyi gelir. Bağırsaklardaki bileşik kimüsleri kaydırır. Yapışkan olan balgamı göğüsten söker, tümörlere ve akci­ğer hastalıklarına faydalıdır. Boyotu, iç organlardaki bu hastalıklar için tereyağı ve peynir şekeriyle birlikte kullanılır.

Beş dirhem kadar kökle birlikte (Boya imal edilen köklerdir) içildiğinde âdet kanını artırır. Haşlanır da bununla saçlar yıkanırsa saçları dalgalı ve kıvırcık hâle getirir, saçtaki kepeklenmeyi giderir.

Boyotunun unu natron (Sodyumbikaıbonat) ve sirkeyle karıştırılır ve bu karışım­dan sargı yapılırsa dalak şişliğini indirir. Kadınlar boyotunun kaynatıl­dığı suya otururlarsa rahimde meydana gelen şişliğin yaptığı rahim ağrısına karşı fayda görürler. Biraz ateşi olan sert şişliklere bahsettiği­miz karışımdan sargı yapılırsa, şişliklere faydası olur ve şişlikleri da­ğıtır. Suyu içildiğinde gazdan ileri gelen sancıya faydası olur ve bağırsakları kayganlaştırır.

Hurma, bal veya incirle birlikte haşlanmış olarak aç karnına ye­nirse, göğüs ve midede görülen yapışkan balgamı söker ve uzun sü­ren öksürüğe karşı faydası görülür.

Boyotu pekliğe faydalıdır ve karnı boşaltır. Kıvrılmış olan tırnak üzerine konduğu zaman tırnağı düzeltir. Boyotunun yağı balmumuyla karıştırıldığı zaman, soğuktan meydana gelen çatlaklara iyi gelir. Bu bitkinin faydaları bizim saydıklarımızdan kat kat fazladır.

Kasım İbn-i Abdurrahman’dan zikredildiğine göre Kasım şöyle demiştir:

“Peygamber efendimiz buyurdu ki:

-"Boyotuyla tedâvi olunuz"“. Doktorların bâzıları da şöyle der­ler: İnsanlar bu bitkinin faydalarını bilseydiler, ağırlığınca altınla satın alırlardı.

ÇİVİT :

Buhârî'nin Sahîh'inde, Osman İbn-i Abdillah İbn-i Mevheb'ten rivayet ettiğine göre Osman şöyle dedi; “Biz Ümmü Seleme'nin (Allah kendisinden razı olsun) yanına girdik, bize Peygamber efendimizin kıllarından bir kıl çıkardı, bir de baktık ki; Peygamber efendimizin kılı, kına ve çivitle boyanmıştı. Dört sünen kitabında Peygamber efendimizden rivayet edildiğine göre Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:

-"Kendisiyle saçın aklığını değiştirdiğiniz şeylerin en güzeli: Kı­na ue çlulttir"“.

Buhârî ve Müslim'in Sahîh'lerinde rivayet edildiğine göre; Ebû Bekir (Allah Razı Olsun), kına ve çivitle boyanmıştır. Ebû Davud'un Sünen'inde İbn-i Abbas’tan rivayet edildiğine göre İbn-i Abbas şöyle demiştir;

“Peygamber efendimize kınayla boyanmış bir adam uğradı. Pey­gamber efendimiz:

-"Bu ne kadar güzel!..." buyurdular. Kına ve çivitle boyanmış bir başkası daha uğradı:

-"Bu ondan da güzel" buyurdular. Safranla boyanmış bir diğeri daha uğradı:

-"Bu onların hepsinden güzel" buyurdular”.

Gâfıkî der ki: Çivit, kolay yetişen bir bitkidir, yaprağı zeytin yap­rağına yakındır ve insan boyundan fazla büyür. Biber çekirdeği bü­yüklüğünde bir meyvesi vardır, meyvesinin içinde de ufalandığı za­man kararan bir çekirdeği bulunur. Yaprağının şırası çıkartılıp, bir okye (Okye: 12 dirhem ağırlığında bir ağırlık ölçüsüdür. Bir dirhem ise 3-12 gr.'dır) kadar içildiğinde şiddetli bir biçimde kusturur. Bu şıra köpek ısırmasına da faydalıdır. Çivitin kökü suda kaynatılırsa ondan yazı ya­zılan mürekep yapılır. Kindî der ki; Çivitin tohumuyla sürme çekildiği zaman göze inen sıvıyı ayrıştırır ve gözü iyi eder.

Bâzı insanlar çivitin, izlim denilen bitkiyle aynı olduğunu zanne­derler, hâlbuki izlim nil bitkisidir. Bu düşünce vehimden ibarettir. Zîrâ izlim çivitten başka bir şeydir. Nitekim Sahah sahibi de; Çivit, ızlımla karıştırılıp kendisiyle boya yapılan bir bitkidir, der.

Denildi ki: İzlim, uzun yapraklı ve yaprağının rengi maviye çalan bir bitkidir. Yaprağı söğüt yaprağından büyüktür. Fasulye yaprağını andırır, ancak ondan biraz daha iricedir. Bu bitki Hicaz ve Yemen'den getirilir.

Buhârî'nin Sahîh'inde Enes r.a.'den rivayet edil­diğine göre Enes'in; Peygamber efendimiz boyanmadı, dediği sabittir, denilirse, bu soruya İmam Ahmed İbn-i Hanbel cevap verdi ve cevâbında şöyle dedi; Enes'in dışındakiler Peygamber efendimizin boyandığına şahit oldular, olayı görenler görmeyen biriyle aynı dere­cede olamazlar. Ahmed İbn-i Hanbel -ve beraberinde bir gurup hadisçi- Peygamber efendimizin boyandığını sabit görürlerken, İmam Mâlik bunu kabul etmedi, denilir.

Müslim'in Sahîh'inde siyahla boyanmanın yasak olduğu, Ebû Kuhâfe'nin durumunda sabit olmuştur. Ebû Kuhâfe peygamberlerin huzuruna saçı ve sakalı akyuşan otu gibi ağarmış olarak geldiği za­man Peygamber efendimiz:

-"Şu beyazı değiştirin ve o adamı siyah (boya) dan uzak tu­tun" buyurmuştu. Çivit ise saçı siyahlaştırır. denilirse,

Bu soruya iki yönden cevap verilebilir:

a) Yasak, katkısız siyahlaştırmak içindir. Ama çivit'e kına ve benzeri bir başka şey daha katılırsa bunda sakınca yoktur. Çivit ve kına saçı kırmızıyla siyah arası yapar, izlim ise tersine kömür gibi ka­rartır. Doğru cevap da budur.

b) Yasaklanan siyaha boyama, kusur gizlemek için yapılan bo­yamadır, cariyenin, yaşlı hanım ve ihtiyar beyin saç boyaması gi­bi. Cariyenin boyanması efendisine, yaşlı hanımın boyanması beyine, ihtiyar beyin boyanması da hanımına gurur verir. Bu ise aldatma ve hileden sayılır. Ama boyanmada kusur gizleme ve hile gibi bir amaç güdülmüyorsa, bu takdirde Hasan ve Hüseyin r.a.'in siyahla boyandıkları doğrudur. Onlar hakkında bu husustan "Tehzîbü'l-Âsâr" adlı kitapta İbn-i Cerîr bahsetmiştir. İbn-i Cerîr aynı şekilde Osman İbn-i Affân, Abdullah İbn-i Ca'fer, Sa'd İbn-i Ebî Vak-kas, Akabe İbn-i Âmir, Muğîra İbn-i Şu'be, Cerîr İbn-i Abdullah ve Amr İbn-i Âs'ında (Allah hepsinden razı olsun) siyah boyayla boyan­dıklarından bahsetmiştir. Ayrıca tabiînden bir gurup insanın da siyah­la boyandıklarını anlatır; Amr İbn-i Osman, Alî İbn-i Abdillah İbn-i Abbas, Ebû Seleme İbn-i Abdurrahman, Abdurrahman İbn-i e'l-Es-ved, Mûsâ İbn-i Talha, Zehrevî, Eyyûb ve İsmail İbn-i Ma'dîkerb (Al­lah onlardan razı olsun) bunlardandır. Aynı şekilde İbn-i Cevzî, Muhârib İbn-i Dısâr, Yezid İbn-i Cüreyc ve Ebî Yûsuf, Ebî İshâk, İbn-i Ebî Leyla, Ziyâd İbn-i Alâka, Gaylân İbn-i Cami, Nâf'i İbn-i Cübeyr, Amr İbn-i Alî e'1-Mukaddemî ve Kasım İbn-i Sellam'ın da (Allah hep­sinden razı olsun) siyahla boyandıklarını anlatır.

ÇÖREKOTU:

Buhâri ve Müslim'in Sahîh'lerinde -Ebû Seleme'nin Ebû Hürey-re'den naklen rivayet ettiği hadislerde- sabit olduğuna göre Peygam­ber efendimiz şöyle buyurdu: “Çörekotuna devam ediniz, zîrâ çörekotunda ölümden başka her derde çare vardır. (Bu hadisi aynı zamanda Tirmizî ve Ahmcd İbn-i Hibban da tahric etmişlerdir. Buhari Ve İbn-i Mâce Aişe r.a.’de bu hadisi tahric etmişlerdir.)

Çörekotunun faydaları gerçekten çoktur(Çörekotu farsçada Şuniz ( jyj-*' ı 'dir. Siyah kimyondur. Hint kimyonu denir. Harbi, Hasan r.a.'den naklen hardal olduğunu söyler. Herevi ise sakız ağacının meyvesi olan çitlenbik olabileceğini anlatır. Bunların ikisi de vehimden ibarettir. Doğru olanı Farsçadaki "Şuniz"dir.

Peygamber efendi­mizin: -"Çörekotunda her derde çare vardır" sözü, tıpkı Cenab-ı Hak­kın: "Rabbinin emri ile her şeyi yıkar" (Ahkaf: 46/25) sözüne benzer. Yani: yıkılmaya müsait olan her şeyi yıkar, yakılmaya müsait olan her şeyi ya­kar vb. demektir. Çörekotu ateşli olmayan bütün hastalıklara faydalıdır. Sıcak ve kuru hastalıklara da belirtiyle birlikte nüfuz eder, az mik­tarda alındığı zaman soğuk ve yaş nitelikli ilaçların güçlerini sıcak ve kuru nitelikteki hastalıklara süratle nüfuz ettirir.

Kanun sahibi ve diğerleri sür'atle işlediği ve gücünü ulaştırdığı için kâfur lekesine karşı safran'ın kullanılmasını uygun bulurlar. Bu­nun birçok örnekleri vardır, bunları meslekte ihtisas görmüş kimseler bilirler. Özellikle sıcak karakterli hastalıklarda sıcak karakterli ilaçla­rın fayda sağlaması akla uzak değildir. Bunun örneğini birçok ilaçta görürsün, bunlardan zamk ve zamkla birlikte yapılan arpacık ilaçları­nı söyleyebiliriz, tek elemanlı ilaçlardan şeker ve diğerleri gibi.

Arpacık, doktorların ittifakıyla sıcak karakterli bir şişliktir. Sıcak kükürdün uyuza son derece faydalı oluşu da böyledir.

Çörekotu, sıcak ve üçüncü derecede kurudur. Şişkinliği giderir, kel olan yere ekilen saç tohumunu çıkarır, alaca hastalığına ve dört günde bir gelen sıtmaya faydalıdır, tıkanıklıkları açar, gazları dağıtır, midenin lüzumsuz salgı ve sıvılarını kurutur. Dövülür ve balla yoğrulur, sıcak suyla birlikte içilirse böbreklerde ve mesanede oluşan taşla­rı eritir. İçmeye günlerce devam edildiği takdirde idrarı, âdet kanını ve sütü çoğaltır. Sirkeyle birlikte ısıtılıp karın üzerine sürüldüğünde kıl köklerini öldürür. Taze ya da haşlanmış Ebû Cehil karpuzunun su­yuyla yoğrulursa parazitleri düşürmekteki etkisi daha güçlü olur. İç organları temizler, ağrıyı keser, gazları ve salgı birikintilerini dağıtır. Dövülüp de bir beze bağlanıp sürekli koklanırsa soğuk nezleyi giderir ve tamamen iyi eder.

Çörekotunun yağı saçkıran hastalığına, siğillere ve ben'e faydalıdır. Suyla birlikte bir miskal içilirse astıma ve nefes darlığına iyi ge­lir. Bu yağdan sargı yapılırsa soğuk baş ağrısına faydalı olur. Bir ka­dının sütünde yedi tanesi ıslatılır ve sarılık hastalığı olan kimse bunu burnuna çekerse son derece fayda görür.

Çörekotu sirkeyle haşlanır ve bununla gargara yapılırsa soğuk­tan ağrıyan dişlerin ağrısına faydalı olur. Öğütülüp toz hâlinde buruna çekilirse gözde ortaya çıkan sulanmanın başlamasına fayda verir. Sir­keyle birlikte sarılırsa sivilceyi ve yaralı uyuzu söker atar, balgama bağlı şişlikleri ve katı şişlikleri dağıtır.

Çörekotunun yağı buruna çekildiği zaman yüz felcine, yarım miskalden bir miskale kadar içildiğinde de zehirli örümcek sokması­na iyi gelir. Taze olarak dövülür, çitlenbik yağıyla karıştırılır ve bu ka­rışımdan kulağa üç damla damlatılırsa kulak nezlesine, uğultuya ve tıkanıklığa faydalı olur.

Çörekotu kavrulur, taze olarak dövülür, sonra zeytinyağında bekletilir ve bu karışımdan buruna üç veya dört damla damlatılırsa, sık sık aksırtan nezleye iyi gelir.

Çörekotu yakılır, eritilmiş balmumu, zambak yağı ve kına ya­ğıyla karıştırılır, bu karışım uyluklarda çıkan yaralara, -yaralar sirkey­le yıkandıktan sonra- sürülürse, iyi gelir ve yaraları yok eder.

Sirkeyle birlikte dövülür, bundan alaca hastalığına, ciltte beliren siyah noktacıklara ve baştaki yoğun kepeklenmeye faydası olur ve iyi eder.

Taze olarak dövülür de kendisini kuduz köpek ısıran kimse, da­ha sudan korkmaya başlamadan önce her gün iki dirhem kadarını soğuk suyla birlikte alırsa önemli derecede fayda görür. Kuduz köpe­ğin ısırmasından bir zarar görmeyeceğinden emin olabilir. Çörekotu-yağı buruna çekildiğinde, felç ve titremeye faydalı olur, bunları mey­dana getiren maddeyi yok eder, vücuda sürüldüğü zaman zehirli hay­vanları vücuttan kovar. Çitlenbik su da eritilir ve anüsün iç kısmına sürülür, üzerine de çörekotu yağı serpilirse, basura görülmedik şekil­de faydalı olan iyi bir ilaç meydana gelmiş olur. Çörekotu yağının faydaları bizim bahsettiğimizden kat kat üstündür. Çörekotu yağı, iki­şer dirhem içilmelidir. Bir gurup insan çok fazla içmenin öldürücü ol­duğunu iddia ettiler.

İbn-i Kayyim El Cevziyye’nin Tıbbu’n Nebevi adlı eserinden alınmıştır.
 


 

24.03.2009 18:29:00 Bu haber 12916 defa okundu
Tıbb'ün Nebevi'nin Ç maddesindeki yararlı bitki ve gıdalar
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri