Son Dakika
Cumartesi, 15 Ağustos 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Teröristlerle ticaretimiz ve yarım kalan boykot Kemal Özer
Dünyanın en bereketli topraklarındaki Türkiye’nin nüfusu çok diyenlere duyurulur. Türkiye, 70 milyon nüfusu ve 779.452 km² yüzölçümü olan bir ülke.

Filistin topraklarını işgal eden gücün nüfusu 7 milyon, yüzölçümü ise 27.817 km²'dir.


Türkiye’ye göre 28’de bir büyüklükte bir toprağa sahip olan bu terör gücünün nüfusu ise 10’da bir.

 

İşgal gücü dünyadaki en gelişmiş 55 ülke arasında Ar&Ge’ye ayırdığı pay sıralamasında birinci sırada.

 

Yabancıların doğrudan yatırımlarında dünyada 6. sırada yer alırken, kişi başına yurtiçi hâsıla da ise 33. sırada yer alıyor.

 

İsrahell ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler, terör devletinin Ankara elçiliğinin sitesinin tabiri ile “eşi görülmemiş bir yakınlık”la 1990’larda başlar.

 

“Türkiye 1991 yılı sonunda İsrahell ile olan ilişkilerini Büyükelçilik seviyesine çıkarınca, aralarında birçok üst düzey ziyaret gerçekleşir.”

 

Türkiye ile teröristler arasındaki en önemli işbirliği askeri alandadır. İmzalanan birçok anlaşma sayesinde Konya Askeri Havaalanı’nı kullanan uçaklar Konya semalarında eğitim yapıyor. Karapınar ilçesi, NATO’nun yanı sıra İsrahell’in askeri çöplüğü gibi.

 

Hatırlanacağı üzere ‘Bugün’ yazarı Nuh Gönültaş İsrail’le ilgili anlaşmayı Erbakan’ın imzaladığı iddia etmiş ve bu iddia da yalanlanmıştı. Gönültaş’ın yanıldığı nokta anlaşmaların imza tarihi yerine yürürlük tarihine bakmış olmasıdır. Gönültaş açısından talihsiz bir hata idi.

İsrail’le yapılan tehlikeli ve kritik anlaşmaların dördü Demirel’in Cumhurbaşkanlığı dönemindeki 12-14 Mart 1996 tarihlerinde İsrail’e yaptığı ziyaret sırasında imza edilmiştir.

 

Terör devleti ile Türkiye arasındaki anlaşmalardan bazıları

- Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması (yürürlük: 27.8.1998).

- 23 Şubat 1996’da Askerî Eğitim ve İşbirliği Anlaşması (Demirel)

- 14 Mart 1996 Serbest Ticaret Anlaşması (Demirel)

- 16 Haziran 1996 Ticari, Ekonomik, Sınai, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Anlaşması (Demirel)

- 27 Ağustos 1998 Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması (Demirel)

- 01 Ocak 1999 Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması (Demirel)

- 08 Şubat 2000 Türkiye - İsrail KEK 1. Dönem Protokolü (Demirel)

- 2001 Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu İşbirliği Anlaşması (Sezer)

- 2002 Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ile İsrail Bilim ve Beşeri Bilimler Akademisi

Türkiye (Tübitak) ve İsrail (Mamitop) arasındaki Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Otomotiv Teknolojileri ve Biyoteknoloji işbirliğinin arttırılması ve iki ülkedeki firmaların ortak Ar-Ge çalışmalarının  EUREKA programı. (Sezer)

 

Aramızdaki ticaret hacmi 1993'te 137 milyon dolar iken 2000'de 1 milyar doları aşmış. 2007’ye gelindiğinde ise 1,5 milyar dolara ulaşmış.

 

İşgal güçleri, Türkiye’ye tohum, patton tankları gibi askeri araçlar, biometrik okuyucular, pamuk, kimyasal elementler, propilenler, olefinlerin polimerleri, hidrokarbonlar gübreler, inorganik kimyasallar, pamuk, bilişim ve telekomünikasyon ürünler gibi alanda mal ve hizmet satıyor.

 

Türkiye ise işgal güçlerine, demir-çelik ürünleri, ahşap, karo, mensucat, temizlik malzemeleri, tekstil iplikleri, sentetik ve suni flamentler, demiryolu ürünleri, taze ve kuru meyve, dayanıklı tüketim malları satıyor.

 

1) İsrail Devleti Menşeli Bazı Tarım ve İşlenmiş Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (31.12.1997)

2) İsrail Türkiye-İsrail STA'sı Çerçevesinde Taviz Sağlanan Tarım Ürünleri Listesi için bakınız (01.03.2008)
3) İsrail Devleti Menşeli Bazı Tarım ve İşlenmiş Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar (25/03/2008)

 

Boykota son mu verdik?

 

Gazze katliamı ile başlayan boykot unutulmuşa benziyor. Boykot sürdürmenin koşulu katliam ise, basın için artık haber değeri taşımasa bile bilesiniz ki katliam aralıksız devam ediyorlar. Hatta Filistin’le yetinmeyip gidip Sudan’ı da bombalıyorlar.

 

İşgal güçleri geçtiğimiz günlerde Filistin'in eski Başbakan Yardımcısı ve görevdeki Eğitim Bakanı ile bazı Milletvekillerini tutukladı.

 

Gazze’de ki ilaç stoku yeniden bitmek üzere. Ambargo şiddetinde bir azalma olmaksızın hâlâ devam ediyor.

 

Siyonistler, daha birkaç gün önce Mescid-i Aksâ’yı bastılar. “Mescid-i Aksâ’yı Siyonistlerden korumak için Ümmet seferber olmalı” çağrısından Ümmetin(!) haberi bile olmadı.

 

Nasıl biz dayanışma bu? Boykotu sürdürmek için topyekûn yeni bir katliamı mı bekliyoruz?

 

Aslolan bir işe başlamak değil sürdürebilmektir. Sürdürülemeyen boykot yarardan çok zarar vermez mi? Kaldı ki boykotu sürdürmek bir kültürü, iradeyi ve idealini gerektirir. Herkes kendine ‘bunlar bende var mı’ diye sormalı?

 

Bir tüketici, bütün ürünleri tüketirken bu ürünlerin;
- İçeriğinin helâl katkı ve içeriklerden mi oluşuyor?

- Bizim ve toplumun sağlığını nasıl etkiliyor?

- Doğaya/çevreye etkisi nedir?

- Zorunlu bir ihtiyaç mı, israf mı?

- Reklâmları, ahlaka uygun mu?

- Bu firma Müslüman olsun olmasın ‘mazlumlara karşı savaşan güçlere direkt yada dolaylı destekler sunuyor mu?’ bir soruları yönelterek tüketmekle mükelleftir.

 

Sorumluluk sahibi insanlar tüketim tercihlerini yaparken sorumluluklarının gereğini yapm akla mükelleftirler.

 

New York’lular İsrail’in Filistinlilere uyguladığı ırkçı uygulamaları desteklediği için Motorola'yı protesto etmek için geçtiğimiz hafta şehrin caddeleri doldurdu. "Hoşçakal Motorola! Hoşçakal ırkçı" pankartları eşliğinde Motorola’yı İsrahell’e desteğini kesene kadar boykot yemini ettiler.


Müslüman bile olmayan insanlar Gazze’de yaşanan kahredici dram için New York ve Washington sokaklarına hâlâ dile getirip boykot çağrılarını tekrarlayabilirken ‘biz Müslümanlara ne oluyor ki?’ hiç bire şey yanşamamış gibi unuttuk Filistin’imizi!

 

Biz varlık cennetin yüzerken kardeşlerimiz halen Gazze’de abluka altında açlığa ve susuzluğa mahkûm.

 

Hayal pompacısı Obama’nın gelmedi hiçbir şeyi değiştirmedi. Değiştireceğe de benzemiyor. İşi iki Cami arasındaki beynamaz durumundaki Obama’ya havale ederek çözemeyeceğimizde ortada. O halde bu vahşet son bulana dek ulusal ve uluslararası vahşet destekçilerine karşı boykotu sürdürmeliyiz.

 

DTM’yi alkışlıyoruz!

 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesindeki Namaz vakitleri bölümünde Kudüs, Siyonist Terör Devleti’ne ait bir şehir olarak göstermişti. Diyanet, gelen tepkiler üzerine İsrahell listesinden Kudüs’ü sessiz sedasız çıkardı. Özür bile dile lütfunda bile bulunamadı.

 

Türkiye, Filistin’i devlet olarak tanıyor. Bu nedenle de Ankara Filistin Büyükelçiliği var. Ama Diyanet hala Namaz Vakitleri için bile olsa sitesinde Filistin’i tanımıyor. Kudüs’ü, Gazze’yi, Ramallah’ı bir Filistin şehri olarak da gösteremiyor.

 

Diyanet’ten göremediğimiz duyarlılığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın sitesinde görüyoruz. ‘İkili ve çok taraflı ilişkiler’ bölümünün Ortadoğu sayfasında İsrail yer almazken Filistin yer almaktadır. Bunun yanı sıra yine Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın ‘Türk İhracatçıları Rehberi’ sayfasında İsrail, “İşgal Altındaki Filistin Toprakları” olarak tanımlanarak büyük bir alkışı hak ediyor.

 

Tebrikler DTM, tebrikler. Bir hakkı teslim ettiğiniz için sizi alkışlıyor, Diyaneti ise kınıyoruz.

 

13.04.2009 Bu yazi 3702 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri