Son Dakika
Cuma, 24 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Temiz, Helal ve ipin uçunu kaçırmak V Kemal Özer
Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimseye tüketici diyoruz. Tüketici kavramı popüler olmakla birlikte; bitiren, mahveden anlamında kötü bir sıfattır. Türk Dil Kurumu, Arapçası “müstehlik” olan tüketici sıfatının yerine “yoğaltıcı” diye bir kelime uydurmuş. Duymayanlara bu ölü kelime duyurulur. Müstehlik; helâk eden anlamında satın aldığı şeyi bizzat kullanıp sarf (istihlâk) etmek. İstihlâk ise boş yere harcamak, yiyip bitirmek anlamındadır.

Kapitalizm’in acımasız uygulamaları, devletlerin tüketicileri daha yoğun korumasını ön görüyor. Bu yüzden darbe anayasasının 172. maddesi bile, devletin görevleri arasında tüketicinin korumasını ön görür.

 

Tüketici kavramı ne kadar ‘bayağı’ bir sıfat bile olsa, bu sıfatı taşımayan bir insan söz konusu olmadığına göre bu kavramın muhataplarının hakları ile birlikte sorumluluklarını da irdelemek gerekir.

 

Kapitalizm tüketim kölesi haline gelmeyen kimseyi insan bile saymaz. [Ivan Illich’in Tüketim Köleliği adlı eserini okumanızı öneririm] Tüketici olmamak imkânsız olduğuna göre tüketimin ölçüsü ne olmalıdır? İslam bunu “yiyiniz, içiniz, israf etmeyisiniz” olarak özetler ve yer yemek duasının başında bu Ayet-i Kerime’yi okuruz.

 

Tüketim ve israf konusu Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifade edilir. "Ey Ademoğulları! Her ziynet olan temiz ve güzel elbisenizi giyinin. Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’raf 31) “Cimrilik yapma, israfçı olma. Sonra kınanmış, pişman olmuş bir halde oturup kalırsın.” (İsra 29) “Rahman'ın o has kulları ki, harcadıkları zaman israf etmezler, cimrilik de yapmazlar, bu ikisi arasında bir denge tuttururlar.” (Furkan 67) “O çardaklı ve çardaksız bağları, tatları çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, yaprakları ve meyveleri birbirine benzeyen ve birbirinden farklı zeytin ve narları yaratıp yetiştiren O'dur. Onlar, meyve verince meyvesinden yiyin. Toplandığı ve biçildiği günde de, zekat ve sadakasını verin; fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.” (En’am 141)

 

Peygamber s.a.v. Medine’ye hicret ettikten sonra ilk işlerinden birisi olarak Medine Pazarı’nı kurarak bize bir hedef koymuştur. Üretiminizde, tüketiminizde ve ticaretinizde de Kâfirlere benzemeyin! ‘Medine Pazarı’nın ana ilkesi neydi? “Aldatan -ve aldanan- bizden değildir

 

Yaşamak için tüketeceğiz. Peki, kim üretecek? Tükettiğinden daha fazla üretemeyenlerin hali nice olur? İnsan dahası Müslüman, inancı gereği üretirken de, tüketirken de, alırken de, satarken de ahlaklı olmak zorundadır. Helal haram çizgisini gözetmek mecburiyetindedir. Üreticiler, mevzuat müsaade ediyor o halde domuzdan yahut haram bir böcekten mamul bir katkıyı ürüne katamaz. ‘Bilinçliyiz, hassasız ama bilmiyoruz’ gibi büyük bir sorumsuzluk örneği gösteremez. Müslüman bir üreticinin üretim sürecinde kullandığı mal ve hizmetlerin menşei konusunda cehaleti ile tüketicilerin nefsine hoş gelen rengârenk kaynağı meçhul gıdaları ‘alıştık bir kere, başka ne tüketebiliriz’ gibi bahanelerle sorumsuzca tüketmeleri bir Müslüman olarak kanımı donduruyor.

 

Üretici helal kazanmak, tüketici helal tüketmekle mükellef midir? Herhalde buna itirazı olan Mü’min yoktur. Acaba kaç Mü’min üretici ve tüketici bu hassasiyete sahiptir? Kendinizden başlayınız. Siz hassassız mısınız? Cevabınızı ben biliyorum. Üzgünüm ki kocaman bir HAYIR.

 

Helal sadece faiz yememek midir? Gerçi bu illete bulaş(tırıl)mayan kaç Mü’min kaldı şu dünyada? Saymaya ne sağdan ne de soldan başlamanıza gerek yok. Faiz alıp vermekle, ne yiyip içtiğine dikkat etmeyen Müslüman arasında ne fark var ki? Faiz haram da içinde ne olduğunu bilmediğin yiyecek ve içeceği tüketmek helal mi?

 

Bazı hoca efendiler önceleri enflasyon kadar faize cevaz vererek cahil, tamahkâr ve Kapitalizm’in kölesi Müslümanların kanına girdiler ve yirmi yılda faiz illetine bulaşmayan kimse bırakmadılar/kalmadı. Şimdi de yiyeceklerin içine giren alkol, domuzdan mamul katkıların hakkında aynı oyuna getiriyorlar Müslümanları. Hassasiyetlerini yitirmiş topluma bundan daha büyük bir zulüm yapılamaz.

 

Ey Müslümanlar bırakın böyle fetvaları/hocaları! Onlar ‘bir kasıt olmaksızın yanlış fetva verirsek günah yok, ya doğru çıkarsa’ Cennet, Cennet sarhoşluğundalar. Ya siz! Sizi kim kurtaracak? Âlemlerin Rabbine, ‘Ey Rabbim! Verdiğin nimetleri az bulduk, bize yetmedi bu yüzden çoğu domuzdan mamul katkıların karıştığı, katkılı ürünleri ve jelâtinleri tüketmekten başka çarem yoktu mu’ diyeceksiniz? Hakikaten Allah c.c.’ün nimetleri az mı buluyorsunuz?

 

Örneğin, en az sigara kadar tehlikeli gazlı-gazsız (gazoz, kola, portakal rengine boyanmış gazozlar, meyve suyu kılıklı boyalar) içecekleri tüketmeden yaşayamaz mısınız? Hiç etiketini okudunuz mu ‘ayran’ diye içtikleriniz neden üretilmiş? Sizin evde de ayran sütten mi yoksa yoğurttan mı yapılıyor?

 

Yumuşak şekerdeki ‘jelâtin’in yüzde 99’9 domuzdan elde edilir denildiğinde ‘ya bizim çocuk çok seviyor hatta bende severim’ demekle yetinmek hangi inancın eseri? Hiç düşündünüz mü? Yediğiniz peynirin mayasını neden yapıyorlar? Siz bu peynirleri yemekten vazgeçseniz üreticiler nasıl bir değişiklik yapar ya da bu mayalarla yapılan peyniri yemezseniz ölür müsünüz? 

 

Hiç akletmiyor musunuz? Namazlarımız bizi kötülükten neden alıkoymuyor? Kötülükten alıkoymayan namaz, namaz mıdır? Çocuğunuz neden isyankâr? Hayattan neden haz alamıyorsunuz? Bu kadar hastalık neden? Kuş gribi nereden çıktı? Deli dana hastalığı nedendir?  Peki, Kur’an-ı Kerim ‘kan’ haram derken, otçul beslenen hayvanların yemlerine kan ve diğer hayvan atıkları katılarak ‘akılsız’ insan icadının hayvanları, sonrada insanları delirtmesine ne diyeceksiniz?

 

Hala başka çare yok mu diyorsunuz? Sokak sütleri diye tanımlanan komşunun sütleri mikroplardan geçilmiyor yalanına inanmaya devam mı? Ya fındık ülkesinde bir ilk olan fındıksız ürünleri ve etsiz köftelere ne diyeceksiniz? Tereyağı adlı margarinin ‘sade yağı’ ile farkının ne olduğunu öğrenmeyecek misiniz? Dün ‘aman ha margarin mi aç kalsan da uzak dur’ anlamında sözler söyleyenlerin reklâmlarda margarin tanıtımı yapması üzerine margarin adlı meçhule hücum mu?

 

Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle ‘Ey Ademoğulları’, ey vicdan sahibi insanlar, ey Müslümanlar her şey gibi Allah c.c.’in nimetlerini kapitalistlerin buyruğu gibi hoyratça tüketerek yer yüzünü fesat mı edeceksiniz? Yoksa “yiyip içip fakat israf etmeyecek misiniz?” Dünya da, nefsiniz gibi Allah’ın size bir emanetidir. Bu emaneti babanız size devretti, siz de çocuklarınıza. Akıllı bir baba, çocuklarına cenneti mi cehennemi mi miras bırakır? Yeryüzü cennetini korumak ta cehenneme çevirmekte senin elinde. Kur’an-ı Kerim’in mesajıyla bitirelim. “Akletmeyecek misiniz? Yahut ne zaman akledeceksiniz?”

27.11.2008 Bu yazi 2838 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri