Son Dakika
Pazartesi, 24 Temmuz 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Temiz, Helal ve ipin uçunu kaçırmak IV Kemal Özer
‘Çay çorbaya limon’ niyetine ‘Çay çorbaya yapay tatlandırıcı’ eklendiğini ve bu 15 farklı tatlandırıcının ayrıntılarını incelemiştik.

Bu tatlandırıcıların ülkemizdeki kullanım yapısı hakkında Gıda Maddelerinde Kullanılan Tatlandırıcılar Hakkında Tebliğ ve Ekleri’nde bilgiler bulabilirsiniz. Tatlandırıcı ürünler lobisi ile şeker üreticileri arasındaki tartışma bu alanda da ciddi bilgi kirliliklerine neden olmaktadır. İlaç endüstrisinde de olduğu üzere gıda katkıları üreticilerinin kurum ve kişileri etkileme girişimlerinin varlığı biliniyor.

 

Tatlandırıcılar 10 binden fazla gıdada

 

Tatlandırıcıların en popüler ve yaygın kullanılanı Aspartam’dır. Bugün 6 binden fazla hazır yiyecek ve içecekte Aspartam, 4 bin dolayında hazır yiyecek ve içecekte ise diğer tatlandırıcılar kullanılıyor. Aspartam’ı aklamaya çalıştığı izlenimi uyandıran çalışmalar bile “… önerilen doz sınırları içinde kullanılması şartıyla güvenilirgibi oldukça manidar ifadeleri yazmadan edemiyorlar. Hemen her gıdanın içine giren bu maddenin önerilen tozunu tüketici nasıl ayarlayacaktır? Bamteli burası. Bir tüketicinin ‘günlük şu kadar tatlandırıcı şu kadar şu katkı almalıyım ki sınırı aşmayayım’ demesi mümkün değildir.

 

Bunu Tarım ve Sağlık Bakanlığı’nın ayarlaması da imkânsız. Bu durumda ilgili bakanlıklar tehlikeli katkıların yanı sıra şaibeli katkıları da yasaklamak durumundadır. Tüketicinin sağlık hakkı yalnızca tedavi olmak değildir. Hastalanmaması için devletin koruyucu hekimlik görevi vardır. Koruyucu hekimlik toplumun yaşam kalitesini, verimliliğini artırdığı gibi sosyal güvenlik kurumlarının harcamalarını da azaltır. Ülkemizde bir türlü önemini kavrayıp, gereğini yapamadığımız koruyucu hekimlik; tedavi hizmetinden çok daha öncelikli ve önemlidir. Bu konuda ilk görev kuşkusuz toplum beslenmesinden sorumlu bakanlık olan Tarım Bakanlığı ve genel toplum sağlığından sorumlu Sağlık Bakanlığı’na aittir. Ancak bireylere ve örgütlere de düşen önemli görevlerde vardır.

 

80 bin dolayında yapay katkı maddesi

 

20. yy başlarında bin dolayında doğal olan katkı maddesi vardı. Bugünse, ezici bir çoğunluğu insanlığı tehdit eden 80 bin dolayında yapay katkı maddesi var. Dünyada 1950 yılında 7 milyon ton/yıl olan dünya kimyasal madde miktarı 1985’e gelindiğinde 250 milyon ton/yıl'a ulaşır. 2007’lerde ise bu rakam 400 milyon ton/yıl'ı aşmış durumdadır.

 

Birçoğu hakkında hiçbir bilimsel inceleme yapılmamış olan bu kimyasal maddelerin yoğun kullanımının yanında çoğu kez kontrolsüz olarak kullanılmasından dolayı insan sağlığı ve çevre büyük bir tehdit altındadır. Bugün işkence nasıl bir insan hakları ihlali ve suç ise; bu durum da sonuçları itibari ile günümüz ve gelecek toplumları açısından telafisi güç sonuçlar doğurmakta olan bir insan hakları ihlalidir. İnsanların çoğunun bu gerçeğin farkında olmaması çok acıdır.

 

Günahtan korkmayan, akledemeyen insan [Kur’an’a göre Müslümanlar akletmek zorunda] daha çok kazanma uğruna eşini, çocuğunu, komşusunu, arkadaşını dünyasını ve âhiretini dahası kendini aldatmaktadır. Gelecek nesillerini ve dünyasını mahvetmektedir. İşte insan bu yüzden aldatarak aldanmaktadır. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki; ‘aldatan bizden değilse’ aldananlar kimden?

 

‘Aspartam kansere yol açar’

 

Katkı maddelerinin özelinde tatlandırıcıları incelediğimize göre bir çarpıcı örneğe yer verelim. Dr. Morando Soffritti ve ekibi İtalya’da yedi yıl süren Aspartam araştırmasının sonuçlarını bundan iki yıl önce açıklarlar. Araştırmaya göre diyet Gazlı, Kolalı, Meyveli içecekler başta olmak üzere gibi çok gıda maddesinde tatlandırıcı olarak kullanılan Aspartam; “kansere” yol açabileceğini açabiliyor. Örneğin Siklomat (E952)  adlı tatlandırıcı içeceklerde ve diyet ürünlerinde yoğun olarak kullanılıyor. Yüksek dozda ve uzun süre alındığında hayvanlarda mesane kanserine, farelerde kromozom anomalilerine yol açtığı ispatlanmış. ABD ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede yasak. Türkiye’de mi? Bize bir şey olmaz. Bir Kapitalizmin gönüllü kobayıyız. Yasaklamaya ne gerek var tüketici biraz akıllansın tüketmesin diye düşünüyor olsa gerek yetkililerimiz.

 

Ankara’dan ve 550’den ZERO faaliyet

 

1900 fare üzerinde yapılan araştırmanın sonucunda farelerde yüksek oranda lösemi, lenfoma ve diğer kanser türleri görülür. Araştırma İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede yankı bulmuştur. İngiliz Parlamentosu’ndan bazı üyeler Aspartam’ın yasaklanmasını talep eder. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi Dr. Soffritti’nin 900 sayfalık araştırma sonuçlarını incelemeye alırken ABD Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) ise, araştırmayı kendilerinin de inceleyeceklerini açıklıyor. Peki, Türkiye’de konu ile ilenen kaç parlamenter var dersiniz? 550 mi? Yanılıyorsunuz. Hani meşhur reklâmın ifadesiyle ZERO. Hadi iktidar yapmadı ya muhalefet? Ana muhalefet partisi görevini yapmak yerine, hukuk bürosu gibi çalışıp, bir kanun ve darbe anayasasında yapılan değişiklikleri iptal için her sabah Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çalmaktan bu işlere vakit bulamıyor mu acaba? Beden ve ruhen hastalandırılmış bir toplum için Laiklik ne anlam ifade eder?

 

Nedir bu gizlilik kuralları

 

Tarım Bakanlığı teyakkuza mı geçti? Hayır. Ya Sağlık Bakanlığı? O da hayır. Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü Aspartam hakkında sorular sorulursa “Gizlilik kurallarına uymak zorundayız” klişe cümlesini söylemeye hazırlanıyordur. [Gizlilik kurallarının ayrıntılarını ilerleyen yazılarımızda bulabileceksiniz] Sosyal Güvenlik Kurumu sadece maaş ve fatura ödeyen kurum mudur? Peki, yılda 20 milyar dolar açık vererek bu faturayı ödeyen Sosyal Güvenlik Kurumu ne önlem almıştır?

 

Derin devlet olurda derin katkı maddelerinin olmaz mı?

 

Günahtan korkmayanlar insanlığın baş belası olmaya devam ediyorlar. Dünyada yıllık ne kadar aspartam kullanılıyor dersiniz. Tam sadece 1 milyar dolar kadar olduğu sanılıyor. Aslında çok küçük bir para. Peki Aspartam benzeri yapay katkı maddelerinin sonucunda görülen zararların telafisi için ilaç endüstrisi ile oluşturulan kazancı göz ardı edilebilir mi?

 

Aspartam için  Rumsfeld, Monsanto, Bush, Reagan ne ifade eder? 1977-1985 yılları arasında ABD’nin şaibeli kuruluşu FDA’nın aspartamın güvenli bir madde olduğu raporunu verir. “FDA belgelerine göre, kurum aspartamı onaylamadan önce Searle’nin yaptığı araştırmanın doğruluk ve güvenilirliğine yönelik ciddi kuşkular vardır. İlacın onaylanma süreci olan 1977-1985 yılları arasında Searle, bir yıl kadar öncesine kadar ABD Savunma Bakanı olarak görev yapan Donald Rumsfeld tarafından yönlendirilir. Searle 1985 yılında Monsanto’da işe alınır. Monsanto Searle’nin buluşunu daha sonra iki şirket arasında paylaştırdı. Bu şirketler Equal ve Canderel markalarını alan Merisant ve NutraSweet markasını alan J.W. Childs Equity Partners.”

 

1976 senesine ait bir FDA raporuna göre Searle’nin aspartam ve başka ilaçlar için araştırmaları ‘Dikkatsizce hazırlanmış, yanlış analiz edilmiş veya yanlış raporlanmıştı’. Searle’nin iki aspartam araştırmasının eksik veya yanıltıcı olup olmadığının incelenmesi için FDA Adalet Bakanlığı’ndan jürili bir soruşturma açılmasını talep etti.

 

FDA’nın o zamanlardaki memurlarından Richard Merrill 1977 yılında Illinois savcılarından Samuel K. Skinner’e 33 sayfalık bir mektup yazdı. Mektupta ‘Aldakton’ isimli ilaç ve gıdalara konulan katkı maddesi aspartamın güvenilirliğini ölçmek için hayvanlarla yapılan deneylerde yanlış sonuçlar çıkarıldığını ve gerçeklerin saklandığını” ifade etti.

 

Maalesef jüri hiçbir zaman toplanamadı. Mektubun gönderilmesinden kısa bir süre sonra Skinner Adalet Bakanlığı’ndan istifa edip Sidley & Austin hukuk şirketinde çalışmaya başladı. Bu hukuk şirketi Searle’nin avukatlığını da yapmaktadır. Şu anda Sidley, Austin, Brown & Wood adını alan şirkette 12 yıl çalıştıktan sonra Skinner başkan George H. W. Bush’un Ulaştırma Bakanlığı görevine terfi eder.

 

Skinner’ın savcılıktan istifasından bir yıl sonra, 1978’de eski yardımcısı William F. Conlon da bakanlıktan istifa ederek Sidley & Austin şirketine geçer. Searle’nin aspartamın onaylanması için verdiği dilekçeden sonraki birkaç sene boyunca FDA’da anlaşmazlıklar yaşanır. Üç üyeli bir araştırma kurulu, Searle’nin çalışmalarında aspartamın farelerde beyin tümörünü artırdığının görüldüğünü ifade eder. Kurul üyeleri, aspartam hakkında daha fazla araştırma yapılıncaya kadar onay işlemlerinin durdurulması yönünde oy verdi.

 

Fakat - Searle tarafından finanse edilmiş- başka bir gözden geçirme kurulu Aspartam’ın güvenli olduğunu ifade eter. 1981’de, Ronald Reagan’ın atadığı yeni bir FDA yöneticisi, Arthur Hull Hayes işe başlar başlamaz Aspartam’ı onayladı.

 

Hayes de, komplo teorilerini doğrularcasına, Aspartam’ı onaylamasından bir yıl sonra FDA’dan ayrılarak Burson-Marsteller şirketinde danışman olarak işe başlar. Bu şirket de Searle’nin halkla ilişkiler ajanıdır.

 

Soffrotti’nin araştırmasını eleştirenlerden Kalori Kontrol Konseyi mensubu Lyn Nabors Aspartam hakkında birçok başka çalışmaların yapıldığını ve hepsinin Aspartam’ın güvenli olduğunu kanıtladığını söylüyor.

 

Araştırmaları Aspartamcılar finanse ediyor

 

Aspartam’ı eleştiren uzmanlar ise, bu araştırmaların çoğunluğunu doğrudan veya dolaylı olarak aspartam üreticilerinin finanse ettiğini ifade ediyorlar. Ayrıca, söylediklerine göre, araştırma sonuçları parayı kimin verdiğine bağlı olarak değişiyor.

 

Psikiyatri öğretim görevlisi Dr. Ralph G. Walton 1980-1985 yılları arasındaki tıp dergilerinden 166 makaleyi incer. Bu incelemede, aspartam üreticilerinin finanse ettiği 74 çalışmadan hepsinin tatlandırıcının güvenli olduğu sonucunu çıkarttığını gördü.  Aspartam endüstrisinin parası olmadan hazırlanan bağımsız 92 makaleden 84’ü ise sağlığa zararlarından bahsediyordu.” (Melanie Warner)

 

Donald Rumsfeld hala iktidarda. Aspartam hala 6 milyar insan yiyecek ve içeceklerinde. Doktorlar hala şeker [dianet] hastalarına tatlandırıcı olarak Aspartam öneriyor. Sosyal güvenlik kuruluşu muhtemelen bu faturayı ödüyor.

 

Dünya’nın baş belası bu vampirler sadece Irak’ta Afganistan’da, Filistin’de kan emmiyorlar. Dünyanın bir ucundan diğer ucuna yaşayanların ve gelecek tüm nesillerin kanını emiyor. Şimdi şu soruyu sormak herkesin hakkıdır. Doğal Şeker üretiminin temel ham maddesin Pancar kotaları gibi kotaları bu lanetlik katkı maddeleri için mi yapıyorlar?

 

Son günlerde tarım ürünlerin de yaşanan krizin –her ne kadar Tarım Bakanı kriz yok dese de– hesabını bu mafyanın yıllar önce yaptığına inancım tamdır. Tarım Bakanı ve kriz tabirini yanlış anlıyor. Kriz denilince ülke de pirinç, buğday, ayçiçeği kıtlı var denildiğini zannediyor. Hâlbuki krizden kastedilen bu değil. Kriz Tarım Bakanlığı’nın piyasaları yönetim biçimi daha doğrusu yönetememesidir. Pirincin hiç olmadığı zamanda bile tüketiciye tefecinin eline düşüremeden ihtiyaçları karşılamaktır. Marifet yoklukta bile sıkıntı yaşatmamaktadır. Sizse varlıkta kriz yaşatıyor ve bunun sorumlusunun tefeciler olduğunu söylüyorsunuz.

 

Bu konuda devam edeceğiz.

27.11.2008 Bu yazi 2854 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri