Son Dakika
Salı, 31 Mart 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Tatlandırıcı mı şeker mi? Prof Osman Müftüoğlu
Hiçbir tatlandırıcı güvenli değildir! İster sakarin, aspartam, asesülfam-K, ister son günlerin moda tatlandırıcısı sukraloz olsun, şeker yerine kullandığınız tatlandırıcı kimyasalların hiçbirinin güvenliği kesin olarak kanıtlanmamıştır.

 

Dahası her kimyasalda, her sentetik molekülde olduğu gibi tatlandırıcılarda da “karamanın koyunu sonra çıkar oyunu” gibi bir durumla karşılaşmanız mümkündür.

Eğer şeker yerine tatlandırıcı kullanmakta ısrarcı olacaksanız ve tatlandırıcıyı şekerden kurtulmak için geçici bir çözüm olarak düşünmüyorsanız çayınıza, kahvenize, tatlılarınıza tatlandırıcı yerine şeker koyun daha iyi. Çünkü hiç olmazsa bağırsak hücreleriniz şekeri tanıyor. Oysa tatlandırıcılardaki kimyasallar konusunda hücrelerinizin hiçbir bilgisi yok!

Daha önce de yazdım, bir kez daha hatırlatayım: Kilo problemine çözüm arayanların aklına gelen ilk önerinin “şekeri azaltmak” ve mümkünse şeker eklenmiş gıdaları tümüyle terk etmek olması son derece normaldir. Ne var ki şekeri bırakıp da yerine tatlandırıcı kullanmaya devam eder, reçellerinizi, tatlılarınızı bunlarla yapmayı sürdürürseniz ve içtiğiniz her çaya ya da kahveye sukraloz, aspartam, sakarin koymaya devam ederseniz hem kilo sorununuzu çözmenizi hem de sağlığınızı koruyup kollamanızı “unutun!” diyebilirim.

AMAN DİKKAT!


Şu iki noktayı lütfen aklınızdan çıkarmayın:

Bir; tatlandırıcı kimyasallar, yapay-suni-sentetik şekerlerdir. Güvenli olup olmadıkları, orta ve uzun vadede zararlı olabilecekleri pek çok bilimsel platformda dile getirilmektedir. Tatlandırıcıların sağlığa zararlı olup olmadığı konusu en az kırk yıldır tartışılıyor ama bunların bazıları en çok 8-10 yıldır yaygın olarak kullanılıyor. Üç beş kaloriden tasarruf edeyim derken aklınıza hiç gelmeyecek noktalarda sağlık sorunlarıyla karşılaşabilmeniz her zaman mümkündür.

İki; arka arkaya yayınlanan birçok çalışma, tatlandırıcıların kilo vermeye yardımcı olmak bir yana kilo almaya yol açabileceklerini gösterdi. Şaka yapmıyorum, bu kesinlikle doğru! Araştırmacılar, tatlandırıcı kullananlarda karbonhidratların bağırsaklardan daha hızlı emildiğini saptadı. Ayrıca dilimizdeki tat reseptörlerinin benzerleri bağırsaklarımızda da var ve onlar siz bu suni tatlandırıcılardan vazgeçmedikçe bir türlü uslanmıyorlar.

Şu noktaları da aklınızda tutmanızda fayda var diye düşünüyorum: Tatlandırıcıların unutkanlığa, cilt döküntülerine, migren krizlerine, baş dönmelerine, kulak çınlamalarına, huzursuzluğa sebep olabileceklerini gösteren çok sayıda bilimsel bulgu var.

BENİM ÖNERİM

Benim tavsiyem şudur: Kilo sorunu -obezite-, kalp damar hastalıkları, reflü, hipertansiyon, çölyak hastalığı ve daha pek çok sağlık sorununun arkasında şeker tüketimimizin fazlalığının önemli bir rolü olduğu doğrudur. Buna rağmen hâlâ şeker yemek istiyorsanız bunun çaresi tatlandırıcı kullanmak değil, şekerden yavaş yavaş vazgeçmek, orta ve uzun vadede şeker tüketimini günde 15-20 mg’a indirmektir. Duruma tatlandırıcılarla çözüm aramak sağlığınıza fayda değil, zarar verecektir. Özetle, tatlandırıcı kullanacağınıza şeker kullanın daha iyi!

 

27.04.2012 Bu yazi 5077 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri