Son Dakika
Çarşamba, 26 Nisan 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Tarım Bakanına GDO hakkında 7 hayati soru? Nihal Doğan
Son 21 yıldır AB ülkelerinde yürürlükte olan tarım yasasına göre; tarım üreticilerinin pazarda satabileceği meyve ve sebzelerin biçiminin nasıl olacağı Brüksel tarafından belirleniyordu. Örneğin dümdüz olmayan gerçek salatalıkların pazarda satılması yasaktı.

1988 yılında AB ülkelerinde yürürlüğe giren bu yürürlüğün ardından,  Türk Standartları Enstitüsü de “TS 1253 Hıyar Standardı” adıyla bilinen tüzükle bu kriterlerin aynen uygulanmasını öngörmüştü.

AB yetkilileri, uzun yıllar süren bu fiziki düzgünlük saplantısının, doğal ürünlerin girişini engellediğini ve GDO'cuların işine yaradığını fark etmişler. Avrupa Birliği Tarım ve Çevre Geliştirme Komisyonu, geçtiğimiz Haziran ayında, Avrupa Birliği’nin bazı sebze ve meyveler üzerindeki şekil denetimine son verdiğini duyurdu. Kabul edilen yeni düzenlemeye göre 26 sebze ve meyveye “şekil özgürlüğü” iade edildi.

Ancak unutulan bir şey var, AB ülkelerinde 1988 yılından sonra doğan ve bugün 21 yaşında olan çocuklar gerçek salatalığın ve diğer 26 sebze ve meyvenin "doğal halini" tanımıyorlar! Şimdi doğal meyve ve sebzelerle karşılaştıklarında yıllardır "yapay" beslendiklerinin "şokunu" nasıl atlatacaklar? 

Evet, "trajik" bir olay değil mi?

Son yüzyılda insanların; haramdan çok- helalden, yapaydan çok- doğaldan, yalandan çok- doğrudan "korktuğunun" farkında mısınız?  Ve dünyaya vesvese yayıp, bu korkuları insanlara aşılayanların, dünyanın "ruh ve beden" sağlığı ile oynadığının?

Kimin "yarattığı" yiyeceklerin şekline ve içeriğine "hüküm" veriyorlar?

Yaradan, her yarattığını ayrı bir hikmetle yaratırken, insanoğlu; şükür etmek, o nimetlerin faydası ile uğraşmak, kendisi için yaratılmış güzellikleri korumak ve doğal olarak üretip- tüketerek insanca yaşamak yerine neler ile uğraşıyor?

Ancak ince bir nokta var ki, AB yetkilileri 21  yıl sonra da olsa yaptıklarının hata olduğunu anlayıp, doğru olanı kabul edip geri adım atabiliyorlar!

AB’nin bu kararının ardından GDO’cular korkmuş olacak ki hemen Türkiye’ye demir attılar! Saygıdeğer Hükümet Yetkililerimiz de, dünyanın hiçbir yerinde faydası görülmemiş, ancak birçok ülkede zararı görüldükten sonra kapı dışarı edilmiş GDO’lara ve GDO’culara hoş geldin partisi yaparcasına” GDO Yönetmeliğini” apar topar yürürlüğe soktu. Hem de bir ay içinde, 26 Ekim ve 20 Kasım 2009 tarihlerinde olmak üzere iki yönetmelikle!

GDO’lar, yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar artık devlet onayı ile Türk halkına yedirilecek. (Allah, GDO’lu ürün yemek ve yetiştirmek istemeyenleri korusun İnşaAllah...)

GDO’ları tüketen ülkeler ve yetkilileri o “canavardan” kurtulmaya çalışıyorlar. Bizim yetkililerimiz ise adeta GDO'yu yeniden keşfetmekle uğraşıyorlar! Farklı alanlarda birçok bilim adamımız, araştırmacı ve yazarımız, Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların insan ve çevre sağlığı açısından büyük risk olacağını ifade ederken, Tarım Bakanlığı Yetkililerimiz, yayınladıkları yönetmelikle GDO’lar gelecek diyor!

Temenni ediyoruz ki AB ülkelerinde olduğu gibi uzun sürmeden, ülkemizdeki "Saygıdeğer Yöneticilerimiz" de gıdalarımız konusunda insan ve çevre sağlığı açısından hak olanı kabul edip yanlış kararlarından kısa zamanda dönerler!

Sayın Tarım Bakanımıza soruyoruz:

26 Ekim 2009’da yönetmelikte “GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz” yasağı getirmişti. 20 Kasım 2009’da bu kalktı. Buna olumlu bir gelişme diyebiliriz.

Ancak eski yönetmeliğe göre ithal edilen gıda veya yem yüzde 0,9 oranında GDO içeriyor ise, GDO’lu olarak kabul ediliyordu. Yeni yönetmelikte bu kısıt kalktı. Artık yüzde 0,9 GDO içeren gıda veya yem GDO’lu sayılmayacak.  Yüzde 0,9 oranı AB standardı olarak sunuluyor. 

Yeni yönetmeliğin, "İzin koşulları" başlıklı 6 ıncı maddesi, "Başvuru koşulları" başlıklı 9 uncu maddesi,  "İhalat" başlıklı 11 inci maddesi 1 Mart 2010 tarihine kadar uygulanmayacaktır deniyor.

*Peki, neden yönetmelik apar topar yürürlüğe girerken bu maddeler için uygulama dört ay sonra başlıyor? Uzun zaman boşluğu içinde ithalatı yapılan (GDO'lu olması yüksek ihtimal) mısır, soya, pamuk, patates, kanola gibi gıda ve yem ürünlerini ve içeriğini kim denetleyecek? 

* Yüzde 0,9 eğer gerçekten AB standardı ise, neden Fransa GDO'lu ürünlerde yüzde 0,1 oranında ısrar ediyor?

* GDO’lu gıdaların kısa veya uzun zamanda sağlığımız üzerinde nasıl bir etki yapacağı bilinmezken, yapılan araştırmalarda GDO’nun 0,1 oranı dahi insan ve hayvan sağlığı üzerinde zararlı olduğu bilimsel olarak ispatlanırsa ve bu zararın geri dönüşü de olmazsa o zaman ne olacak?  

* Çevre, insan ve hayvan kısaca canlı hayata verilen tahribatın bedelini kim ödeyecek?   

* Siz, eşiniz ve çocuklarınız ile birlikte yapay, hormonlu, soyu kesik (hibrit), GDO’lu gıdalarla donatılmış bir sofraya oturup ailece o yemekleri yiyebilir misiniz?

* Çevreye zararlı olan ve cennet ülkemizin zengin biyoçeşitliliğini tehdit eden GDO’lara bu verimli topraklarda “gerçekten” ihtiyacımız var mı?

* Sağlıklı olduğu kanıtlanmamış, ancak tabiata zararı bilimsel araştırmalarla ispatlanmış, “şüpheli” sınıfındaki GDO’lar (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) ağırlığı Müslüman Türk halkına helal midir?

Umarız Sayın Bakanımız buradan sesimizi duyar ve sorularımızı cevaplarlar.

***

Dünyada ve Türkiye’deki sağlık ve tarım politikaları bize bireysel bir çözüm yolu gösteriyor!

Bu yol, hızla artan yapay gıdalara ve onların olası risklerine karşı, tabiatın hediyesi gerçek gıdalarımıza sahip çıkıp, tohumlarını güvenli bir yerlerde muhafaza etmek, faydalarını öğrenmek ve bu gıdalarımızdan gerektiği gibi faydalanıp çocuklarımıza da bunu anlatmaktan geçiyor…  

Bir sonraki yazımızda, gerçek domatesin etken maddelerinin hayatımıza nasıl canlılık kattığını ve bu devirde doğal domates yemenin formülünü okuyabilirsiniz…

02.12.2009 Bu yazi 5314 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri