Son Dakika
Cumartesi, 28 Kasım 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Süt grevinin acı nedenleri Ali Ekber Yıldırım
Süt grevi başladı. Çiğ süt üreticilerinin başlattığı “sanayiciye süt satmama” eylemi dalga dalga yayılıyor.

Süt grevi başladı. Çiğ süt üreticilerinin başlattığı “sanayiciye süt satmama” eylemi dalga dalga yayılıyor. Balıkesir’de başlayan Trakya ve Ege’ye sıçrayan eylem bazı medya organlarında yer aldığı gibi sadece 2.5 kuruşluk fiyat farkından kaynaklanmıyor. Fiyat farkı bardağı taşıran son damla oldu.
Çiğ süt üreticilerini eyleme götüren nedenler nedir?

1- Türkiye’de üretilen 12 milyon ton çiğ sütün fiyatının yasal altyapısı ve hukuki hiçbir yaptırımı olmayan ihale sistemi ile belirlenmesi. İhalenin yapılış biçiminden uygulanmasına kadar hiçbir aşamada üretici söz sahibi olamıyor.

2- Hükümet, hayvancılık desteklerini üretici örgütleri üzerinden dağıtıyor. Desteğin üreticiye ulaşmasına aracılık eden üretici örgütleri destekten ortalama yüzde 1 pay alıyor. Büyük rakamları ifade eden bu pay, üretici örgütlerini karşı karşıya getirdiği gibi hükümete şirin görünme yarışına da neden oluyor. Örgütler bu paydan olmamak için yaşanan sorunları görmezden geliyor. Tabanın sorunlarına yabancılaşıyor. Sorunlar dile getirilmeyince çözüm bulmak güçleşiyor. Bu eylemde de üretici örgütleri bölündü. Bir bölümü eyleme tam destek verirken, bir bölümü çekinerek ve üyelerinin baskısı ile eyleme destekliyormuş görüntüsü veriyor. Bir bölümü de eylemin zamanının doğru olmadığını, eylemin üreticiye yarar değil zarar getireceğini söyleyerek karşı çıkıyor. Bu nedenle eylemin hedefinde sadece sanayici yok, bazı üretici örgütleri de var.

3- Süt sanayicilerinin üreticiyi yok sayarak fiyatı tek başına belirlemesi eylemin temel nedenlerinden birisi.

4- Büyük umutlarla kurulan Ulusal Süt Konseyi, daha önce defalarca yazdığımız gibi, içi boşaltılarak piyasaya müdahale edecek güçten yoksun kuruldu. Sektörün tüm kesimlerini içine alan Konsey’in parası ve gücü olmadığı için piyasaya müdahale edemediği için üretici ile sanayici karşı karşıya geliyor.

Daha pek çok neden sayılabilir. Fakat, eylemin başlamasına neden olan ve bardağı taşıran son damla, Ocak, Şubat ve Mart dönemini kapsayan son ihalenin hiçe sayılarak sanayicinin çiğ süt fiyatını tek taraflı düşürmesi oldu.

Bilindiği gibi Ocak-Şubat ve Mart 2010 dönemi için çiğ sütün litre fiyatı 85 kuruş olarak belirlendi. Süt sanayicileri Ocak ve Şubat’ta çiğ sütü 85 kuruştan aldı. Mart ayında aldıkları çiğ süt için üreticiye 85 kuruş yerine 72.5 kuruştan ödeme yapacaklarını bildirince kıyamet koptu.
Mart ayı sonunda Biga’da yapılması gereken ihale yapılamadı. Biga’da yapılamayınca Burdur devreye girdi. Orada ihale yapıldı. Fakat üretici ihaleyi kabul etmeyerek, sanayiciye süt satmama eylemi başlattı.

Süt üreticilerinin eylemi lokal olarak başladı. Fakat diğer bölgelerde de destek görmeye başladı. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatif Birlikleri Merkez Birliği,Türkiye Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği, Türkiye Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği, Bağımsız Süt Platformu gibi örgütlerin ortak hareket etmesi eylemin önemini artırdı.

Uzun zamandan beri tarımla ilgili pek çok konuda suskun kalan Türkiye Ziraat Odaları Birliği süt eyleminde de sessiz kalsa da, çiğ süt üretiminin yoğun olduğu bölgelerdeki ziraat odaları eyleme tam destek verdi.

Sanayici ile çiğ süt ihalelerini yapan Köy-Koop ve bazı süt kooperatifleri ise eylemi zamansız ve yersiz buluyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ise, sütteki gerilimi uzun süre izlemekle kaldı. Ancak, eylem başlayınca, Bakanlık Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları’nın başkanlığında üretici ve sanayiciyi bir araya getirmek ve fiyat bazında sorunu çözmek için bir toplantı yapıldı. Sanayiciler temsilci göndermeyince, toplantı belirlenenden iki saat sonra başlayabildi. Uzlaşma sağlanamadan da sona erdi.

Bakanlık, ayrıca, çiğ sütün değerlendirilmesi amacıyla süt tozu üretimine destek sağlayacak ”Çiğ Sütün Değerlendirilmesine Yönelik Destekleme, Uygulama Esasları Tebliği”ni yayınladı.

Buna göre Hükümet çiğ sütü değerlendirmek amacıyla süt tozu üretecek firmalara ton başına bir ödeme yapacak. Buna ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı 2 Mart 2010’da yayınlandı. Uygulama tebliği ise 6 Nisan’da. Tebliğe göre, süt tozu üretecek firmalar destekten yararlanmak için 6 Nisan’dan itibaren başvuru yapabilecek. Fakat ton başına ne kadar destek ödeneceği belli değil. Geçen yıl ton başına 3 bin lira ödenmişti. Bunun için 30 milyon lira kaynak ayrılmış ve süt tozu üreten firmalara destek olarak verilmişti. Hangi firma ne kadar süt tozu üretti, ne kadar destek aldı? Üretilen süt tozu ne oldu? Kimse bilmiyor.

Bu yıl da hayvancılık desteklerinden 20-30 milyon lira bir kaynak süt tozu üretimi için firmalara verilmesi bekleniyor. Bunun çiğ süt piyasasına özellikle üreticiye olumlu bir yansıması beklenmiyor.

Özetle, süt grevi başladı. Grevin boyutuna ve süresine bakılmadan nedenleri iyi analiz edilirse ve sorunlara çözüm üretilirse sektör bundan yarar sağlar. Fakat, nedenler iyi anlaşılmaz ve sorunların üstü örtülürse hayvancılığımızın yarın çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağı unutulmamalı.

10.04.2010 Bu yazi 3509 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri