Son Dakika
Cumartesi, 17 Kasım 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Soframızdaki büyük tehlike
Soframızdan eksik etmediğimiz gıdaların neler içerdiğini görünce ürpermemek elde değil. İşte bizi her gün daha da zayıf düşüren tehlikeler ve bu tehlikelere karşı evimizde yapabileceğimiz sağlıklı tarifler.

- HABERLER CUMAERTESİ İSTANBUL

Soframızdan eksik etmediğimiz gıdaların neler içerdiğini görünce ürpermemek elde değil. İşte bizi her gün daha da zayıf düşüren tehlikeler ve bu tehlikelere karşı evimizde yapabileceğimiz sağlıklı tarifler.

Soframızdaki tehlikeler

1- İçme sularına dikkat: Biyolojik,kimyasal ve radyoaktif kirliliğe maruz kalabilir

2- Peynir, krema, yoğurt: Suni yemle beslenmiş hayvanların sütünden GDO geçişi, margarin, hayvansal jelatin, kıvam artırıcı...

3- Fındık kreması veya çikolata: İçinde bolca şeker, vanilin, margarin ve yapay aroma var

4- Tuz: İşlenmiş tuzlar ağır metaller içerebiliyor. Kaya tuzunu da kararında tüketmeli

5- Binlerce ekmek var ama: Kireçtaşından elde edilen beyaz yüzey renklendirici, GDO'su değiştirilmiş soyadan elde edilen rafine şeker, mikrobiyolojik maya...

6- Onca meşrubat varken: Kola, renkli ve renksiz gazoz, enerji içecekleri, aromalı maden suları ve hazır meyve sularından kaçınmalı. Bunların yerine meyvenin kendisi veya taze sıkılmış meyve suyu tüketilmeli.

7- Çayda yerli markalardan şaşmayın: Yurtdşından ithal edilen çayların üretim aşamasında böcek öldürücüler kullanılabiliyor. Bu nedenle yerli organik çaylar tercih edilmelidir.

8- Tuz, margarin, pastorize yumurta içeriyor: Kek ve kurabiyeleri hazır almak yerine evde yapmaya çalışmalı. Bu sayede hazır kekler yerine içine ne koyduğumuzu bilerek, güvenle kek yapabilir ve misafirlerimize ikram edebiliriz.

9- Reçel, glikoz ve birçok renklendirici içeriyor: Hazır reçel ile şeker ilave edilerek yapılan marmelatlardan kaçınmalı. Reçel meyvenin kendi suyu çıkarılarak yapılmalı.

10- Hayvanlar hormonlu ve GDO'lu yem ile besleniyor: Hormon ve antibiyotik kalıntıısına GDO'lu yemlerle beslenen büyük ve küçükbaş hayvanların yanı sıra kümes hayvanlarında da rastlanabiliyor. Özellikle tavuk yiyen kimselerde ostrojen hormonu artışı görülüyor. Raf ömrünü uzatmak için verilen radyasyon uygulamaları da gıdanın DNA'sını bozuyor.

(Büyükmek için grafiğe tıklayınız)

Soframızdaki tehlikelere karşı alternatif öneriler

1- İçilen suyun mineral ihtiva etmesine dikkat etmeli. Cam şişeler daha sağlıklıdır. Plastik şişelerin de sağlıklı olup olmadığı kontrol edilmelidir.

2- GDO’lu yem ve hayvansal hormon bulunmadığından emin olunan, tanıdık mecralardan süt alınmalıdır. Yoğurdu evinizde rahatlıkla mayalayabilir ve güvenle tüketebilirsiniz. Sütü güvendiğiniz kimselerden ve doğrudan üreticiden almaya gayret edin.

3- Fındık kremasını evinizde üretebilmek mümkün. Tarifi: Fındıkları kavurun, iyice döverek ezin, sonra üzerine biraz taze süt ve kakao ekleyin. Tencerede kaynatın. Biraz ılıklaşınca, mutfak robotundan geçirin. Bu tarifte şekere ihtiyaç yok, ancak tatlı olsun diyenler robottan önce üzüm pekmezi veya bal karıştırabilirler.

4- İşlenmemiş tuzları kullanmaya özen gösterin. Kaya tuzu, deniz tuzu, Himalaya tuzu kullanabilirsiniz. Katkı maddeli özellikle de *MSG'li ürünlerden mutlaka sakınılmalıdır. (*Monosodium glutamate, daha çok Çin menşeli yemeklerde, konserve sebzelerde, hazır çorbalarda ve pres edilmiş etler için kullanılan tatlandırıcıdır.)

5- Evde ekmeğimizi kendimiz mayalayarak yapabiliriz. Bunun için özel üretilen elektronik ekmek makineleri de satılıyor. Bunu da yapamıyorsanız mümkün mertebe çavdar, tam buğday unu ya da ruşeymli ekmek almayı tercih edebilirisiniz.

6- Kola, renkli ve renksiz gazoz, enerji içecekleri, aromalı maden suları ve hazır meyve sularından kaçınmalı. Bunların yerine meyvenin kendisi veya taze sıkılmış meyve suyu tüketilmeli. Mevsim meyvelerini, ıhlamur, kabuk tarçın ve karanfili birlikte kaynatıp içine zerdaçal da katarsanız alerji ve soğuk algınlığına tesirli bir içecek elde edersiniz. Elma ve ayvayla komposto yapın. Yaz mevsimi bu manada çok daha bereketlidir. Daha şekerli olması istenirse güvenilir bal ya da pekmez eklenebilir.

7- Yabancı ülke menşeli çaylar çeşitli koruyucu katkılar içerebildiğinden yerli ürünler tercih edilmelidir. Toz ve küp şeker yerine kaliteli balı karıştırarak içebilirsiniz. Çay mümkünse şekersiz içilmeli. 7 ila 21 gün direnen kimse çayı şekersiz içmeye alışabiliyor.

8- Buyrun size, sebze yemeyen çocuklarınızın bile severek yiyeceği bir kek tarifi: Normal kek hamurunuzu un, taze süt, fındık yağı ve 3 yumurta ile hazırlayın. (3 su bardağı un, 1 su bardağı taze süt, 1 paket kabartma tozu ve 3 yumurta.) Bu malzemeyi derin bir kapta karıştırın. İçine minik minik doğradığınız tatlı kırmızı biber, yeşil biber, kaşar peyniri, dereotu, isterseniz rende kabak ve çok az karabiber, çok az pul biber ve üç çimdik tuz atın. 180 derecelik fırında kabarıncaya kadar pişirin.

9- Reçeli mevsim meyveleri ile yapmaya ve evinizde yapmaya gayret etmeli. Elma, ayva, şeftali, kayısı gibi meyveleri, kendi mevcut şekerleri ile kaynatıp mikserden geçirerek marmelat yapabilirsiniz. Bu şekilde pişirerek asla işlenmiş şekere ihtiyaç duymaz ve kendi öz tatlarını muhafaza edebilirsiniz.

10- Salam ve sosisin üzerinde bulunan koruyucu tabaka da ne yazık ki kanserojen maddelerden üretilebiliyor. Bunun yerine evde kendi çektirdiğiniz kıyma ile sucuk yapabilirsiniz. (Zaman Gazetesi'nde yer alan bu habera Gıda Hareketi tarafından sağlanmış olmasına karşın gazete kaynaktan hiç söz etmemiştir.)

 

24.02.2013 12:15:00 Bu haber 5585 defa okundu
Soframızdaki büyük tehlike
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri