Son Dakika
Salı, 31 Mart 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Sınaî hayvan çiftliği Prof Dr Sefa Saygılı
Birkaç yıl önce Kızılcahamam’da bir dostumuzun tavuk çiftliğini ziyarete gitmiştim. Oradaki ortamdan gerçekten etkilendim. Tavuklar bir şeride dizilmiş, önlerinden su ve yem akıyordu. Hiç kıpırdamadan gagalıyorlardı. Çiftlik sahibi suni ışıklandırmadan bahsetti. Tavuklar geceyi gündüz zannederek yumurtluyorlarmış.

Tavukların hareket etmeden, kırsal alanı dolaşıp yiyecek aramadan ömürlerini tamamlamaları gerçekten acıma hissi uyandırıyordu.

Geçen hafta bir başka dostumuzun daveti üzerine Kırklareli’ndeki bir sınaî büyükbaş hayvan çiftliğine gittim. Dostum çiftliği gezdirdi. Manzara tavuk çiftliğindekine benzerdi. Üstü kapalı bir alana hayvanlar doldurulmuştu. Neredeyse boş yer yoktu. Hayvanların hareket etme imkanları pek bulunmuyordu. Onların da önlerinden yemleri ve suları otomatik bir şeritle geçiyordu. Koşmak, oynamak, güneşlenmek, yemlenmek ve esintilerin serinliğinden faydalanmak için yerleri ve vakitleri yoktu.

Hayvanlar vakitleri geldiğinde süt sağma makinelerinin olduğu bölüme alınıyor, otomatik araçlar sütlerini sağıyordu. Daha sonra kaşağıların olduğu bölüme geçiyorlar, otomatik olarak tımarları yapılıyordu.

En çok da yavru danaların yaşadıkları bölümler beni etkiledi. Danalar demirle çevrelenmiş, ancak kıpırdayabildikleri bir bölmede bulunuyorlardı. Önlerinde yemleri vardı. Büyük bir biberonla süt getirildi. Dostum bir biberonu bana verdi, dananın birini beslemem için. Yavru hayvan biberonu görür görmez atladı, ağzı ile kavradı. Çok açmışçasına emmeye başladı. Aslında biberon yeri de demir kafesin yanında mevcuttu. Diğerleri için biberonları oraya kondu. Danalar oradan alıştıkları gibi emmeye başladılar.

Hareket için hem yeterli alanları yoktu, hem de hareketi kısıtlı olunca daha az kalori yakıyorlar, az yemle daha çok şişmanlıyorlardı.

Onları bu sınaî çiftlikte sefil bir yaşama mahkûm gördük. Acı çektikleri, mutlu olmadıkları belliydi. Nerede çayırlarda serbestçe dolaşarak, tatlı tatlı geviş getirerek et ve süt veren hayvanlar, nerede bunlar?

Şimdi soruyorum: Bu şartlarda yetişen ve acı çeken, bir anlamda işkence gören hayvanların etleri lezzetli ve faydalı olur mu? Eziyet görmüş o et, giderek bizim bedenimizle bütünleşiyor.

Dostuma bu sınaî çiftliği tutmadığımı, fıtrata uygun olmadığını söyledim. “Yeni kurulan hayvan çiftlikleri hep böyle” dedi ve ekledi: “Bu şartlara rağmen kâr etmiyoruz. Ürettiğimiz sütü, eti ucuza satabiliyoruz. Bugünlerde Avrupa’nın bazı ülkelerinde süt üreticileri gösteri yapıyorlar. Zarar ettiklerini söylüyorlar.”

 

09.12.2012 Bu yazi 9914 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri