Son Dakika
Salı, 31 Mart 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Şifalı damla sakızı Arzu Aygen
Sakız Adası ve Çeşme civarına özgü sakız ağacından akan şeffaf beyaz renkli reçine hem hoş kokulu, hem de şifalı bir gıda maddesi.

 Fabrika yapımı sakızlar daha hiç yokken de insanlar sakız çiğniyorlardı. Ne çiğnerlerdi derseniz, kenger sakızı (çengel sakızı da denir) çiğnerlerdi. Sivas ve Malatya civarında halen satılan bu sakız dağlarda kendiliğinden yetişen kenger bitkisinden elde edilir. Bundan başka, ağaçların dallarından sızan reçine balmumuyla bir araya getirilip çiğnenir. Balmumu da petekli balın peteğidir. Bu doğal sakızları çiğnemek diş etlerine masaj yapar, dişleri temizler, sindirim sıvısı salgılamamıza yardım eder, sağlık için nimettir.

Erik ağacımızdan sakız sızardı, çam ağaçlarından, birçok ağaçtan sızar. Ancak, ağaçlar arasında öyle bir tanesi var ki sakızı çok kıymetli. Sakız Adası ve Çeşme civarında yetiştirilen sakız ağacı.

Bu ağacın dalları ve gövdesi yaralandığında bir reçine akar. Önceleri yeşil renkli olan bu sıvı, katılaştıkça rengi de sarıya döner. Damla sakızı denen bu katılaşmış reçine muhallebiye, dondurmaya, sütlaca, kurabiyeye, ekmeğe, paskalya çöreğine ve sakız yahnisi gibi et yemeklerine katılır. Ferahlatıcı bir kokusu ve tadı vardır. Birçok hastalığa şifa olduğuna inanılır, midevidir.

Her daim yeşil, kışın yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Bu ağaçların dalları çizilmeden önce altlarındaki toprak düzlenir. Kimi zaman mermer taş döşenir, kimi zaman kireçli beyaz toprak dökülür. Reçine ağacın dallarından buraya akar. Üstündeki toz toprak temizlendikten sonra yıkanır, kurutulur.

Dünyada satılan ve ‘mastika' diye bilinen damla sakızının çoğu Çeşme'nin karşı komşusu Sakız Adası'ndan çıkar. Toprak ve iklim özellikleri açısından uygun olmakla birlikte damla sakızı üretimi ülkemizde biraz daha ihmal edilmiş bir konudur.

Damla sakızı yemeklerde kullanılmadan önce genellikle pirinç havanda dövülerek toz haline getirilir. Yemek veya muhallebi ateşten alındıktan sonra veya almadan hemen önce eklenir. Muhallebi, sütlaç ve dondurmalara katıldığında gerçekten sakız gibi uzamasını sağlar.

Özellikle Güneydoğu illerimizde ve Ortadoğu'da kullanılan mezdeki sakızı ise sakız ağacının yakın akrabası menengiç ağacından elde edilmektedir. Tadı farklıdır. Kısacası, başka ağaçların sakızları damla sakızı diye satılabiliyor; bunu da güvenilir esnaftan almakta fayda var.

Damla sakızlı muhallebi

Muhallebiyi damla sakızı kullanmadan pişirebilirsiniz. Bu durumda 15 dakika çırpmanıza gerek kalmaz. Şekerle hazırlamak isterseniz 1 litre süte 1 çay bardağı şeker kullanın. Muhallebi biraz koyulaşmaya başlayınca şekerini ekleyin.

5 kişilik

1 litre (5 su bardağı) süt

7 silme çorba kaşığı (70 gr) buğday nişastası

1 nohut tanesi kadar damla sakızı

Bu muhallebi için büyük bir tencere kullanın. Sonrasında muhallebiyi çırptığınızda daha rahat edersiniz. Nişastayı tencereye koyun. Üzerine 1 su bardağı kadar süt koyup çırpma teliyle topak kalmayana kadar çırpın. Sonra kalan sütü ilave edin. Tekrar çırpın.

Tencereyi harlı ateşe oturtun. Tahta kaşıkla devamlı karıştırarak fokur fokur kaynamasını bekleyin. Kaynadıktan sonra ateşi iyice kısın. 5 dakika daha ocakta tutup ateşten alın.

Hemen içine damla sakızını katın (damla sakızı ateş görmeyecek). Muhallebiyi çırpma teliyle 15 dakika kadar çırpın. Damla sakızı sıcaktan eriyecek ve muhallebinin sakızlanmasını sağlayacak (yukarı doğru kaldırdığınızda uzar gibi olur).

Bardak veya kâselere boca edin. Geniş bir servis kabını ıslatıp süzüp onun içine de dökebilirsiniz. Bu durumda donduktan sonra dilimlere bölünüp tatlı tabaklarına konur. Servis yapmadan önce üzerine pekmez ilave edin.

06.09.2015 Bu yazi 2071 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri